Tarih

18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı ve Onbaşı Koca Seyit

Seyit Ali Çabuk, bilinen ismi ile Seyit Onbaşı veya Koca Seyit, 1889 yılının Eylül ayında Balıkesir’in Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babası Abdurrahman, annesi Emine idi.

1909 yılında Osmanlı Ordusu’na katıldı. Gürbüz yapılı, pehlivan görünüşlüydü. Bu nedenle, askere gittiğinde, adına “Koca” lakabı da eklendi. Koca Seyit, askerliğinin üçüncü yılındayken 1912’de Balkan Savaşı başlayınca birliğiyle birlikte savaşa katıldı.

Daha terhis olmamışken, I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Çanakkale Cephesi’nde topçu eri olarak göreve başladı. Seyit Onbaşı Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevliydi. Çanakkale Boğazı’nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28’lik Mecidiye bataryasında Seyit ile birlikte kırk kişi vardı. 17 Mart 1915’te Çanakkale’deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyet sürüyordu, ertesi gün, İtilaf Devletleri’nin büyük bir hücuma geçeceği haberi alınmıştı.

İtilaf Devletleri Donanması Çanakkale’de(Mart 1915

18 Mart 1918’de, önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında görülmüşlerdi. Anadolu ve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, ateş aralıksız sürüyordu.

İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit’in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu.

Ateş çemberi genişleye, genişleye Koca Seyit’in bataryasına ulaşmıştı. Bataryanın sağına soluna mermiler peş peşe düşmeye başlamıştı. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı “sığınağa!” emrini vermişti.

HMS Ocean Zırhlısı

Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş, sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuştu.

Bataryadaki erlerden on dördü hayatını kaybetmiş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı.

Sağlık erlerinin müdahalesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerini görmüş ve arkadaşlarından durumu öğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı.

Bataryanın toplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadece bir tanesi kullanılabilir haldeydi. Yapılan atışlar sebebiyle tabyada bulunan sağlam kalan tek topun da mermi kaldıran vinci parçalanmıştı.

Mecidiye Tabyaları

Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatan arkadaşlarına, bir de topa bakmış ve her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti.

Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu? Seyit, arkadaşına “yardım et de mermiyi yükleneyim” demiş, ardından da “Ya Allah” diyerek koca mermiyi kavramış ve Ali’nin yardımıyla sırtlamıştı.

276 kiloluk yüküyle 28’lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarmıştı. Topun namlusunu Ocean’ın üzerine çevirmiş, topu ateşlemişti.

Seyit Ali, ilk atışta topun mermisi kısa kalarak denize düştü. İkinci atışta İngiliz zırhlısı Ocean’a hafif bazı hasarlar verdiyse de ilerleyişini durdurmaya yetmedi. Ancak üçüncü atışında  topun mermisi geminin kıç tarafına isabet ederek dümen tertibatını parçaladı. 

Aldığı isabetle Ocean, manevra yapamaz duruma gelmiştir. Atılan mermi geminin su kesiminin biraz altına isabet ederek geminin anında yan yatmasına neden oldu ve kıyıya doğru sürüklenmeye başladı. Yaklaşık olarak 35 dk. sonra, 18:05 gibi Irresistible’ın 1 mil kadar ilerisinde Nusret mayın gemisi’nin bir gece önce, gizlice kıyıya paralel olarak döşediği mayınlardan birine çarptı. Büyük bir gürültüyle patlayan bu mayın sonucu Ocean” ın gövdesinde büyük bir delik açıldı ve hızla su almaya başladı.

Üç muhrip, Coln, Jedm ve Chelmer yardım için yanaştı. Ancak yapılabilecek bir şey yoktu ve gemi, Osmanlı topçusunun iki kıyıdan çapraz ateşi altında 19:30’a kadar tahliye edildi. Gemi, Morto Körfezi’ne kadar sürüklenmiş, burada saat 22:30 dolaylarında batmıştır.

Gemi isabet alır almaz, batarya komutanı Hilmi Bey, derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyit’le arkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesini takmıştı Seyit’e.

Nasıl yaptın?” sualine ise şu cevabı veriyordu: “Cenab-ı Hakkın yardımıyla.”

Gelibolu’yu ziyaret eden herkes onu biliyor: Efsanevi Seyit Onbaşı. Kollarında kocaman bir mermiyle kaya gibi orada duruyor. Bu kahramanın 1915’de çekilmiş bir de fotoğrafı var.

Seyit Onbaşı’nın başarısı hızla ordu içinde yayıldı. O sırada, Avustralyalıların da Efsanevi Kahramanı Jacka idi.

Olaydan bir hafta sonra, Topçu Birliği Komutanı Cevat Paşa Seyit’i onbaşı yaparak onurlandırdı. Ve, Onbaşı’nın fotoğrafını çekmek için fotoğrafçılar gelmişlerdi bile.

Sırtında silah, elinde büyük mermiyle çekilecek bir fotoğraftan daha etkili ne olabilirdi ki?

Fakat, Koca Seyid top mermisini kaldıramadı. “Bu koşullarda mümkün değil, Bir daha İngilizler saldırırsa…” dedi.

Ne var ki, açıklama, fotoğraf sorununu çözmüyordu. Boş, daha küçük mermiler denendi, olmadı. En sonunda, tahtadan yapılmış maket bir mermiyle fotoğraf çekildi. Fotoğraf gazetelerde yayımlandı. Artık herkes Koca Seyit’i tanıyordu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerik korunuyor !!