Astrofizik Genel Gökbilim Uzay

1908 Yılında GerçekleşenTunguska Olayı

Tunguska olayı, 30 Haziran 1908 günü sabah saat yaklaşık 7:45 sularında Sibirya’nın orta kesimlerindeki Podkamennaya Tunguska Irmağı yakınlarında oluşan büyük gök patlamasının adıdır.

Patlama 10-15 megatonluk bir dinamit kütlesinin patlamasına eşdeğerdi. Kesin olmayan verilere göre patlamanın nedeninin, bir kuyruklu yıldız parçasının ya da asteroit’in havada patlaması olduğu sanılmaktadır. Cismin atmosfere yaklaşık 100.000 km/sa hızla girdiği ve ağırlığının 100.000 ile 1.000.000 ton arasında olduğu varsayılmaktadır.

Gerçekleşen bu dev patlama o kadar büyük ve dehşet vericiydi ki, kuzeydoğuya doğru uzanan ve 600 kilometreye yakın tayga ormanlarını dümdüz etmiştir. Bu alan yaklaşık olarak Lüksemburg ülkesi büyüklüğündedir. Ormanlar kavrulmaya devam ederken, bu patlama dünyanın bütün noktalarından hissedilmiştir. Bu patlama, kuzey yarım kürede üç gece boyunca gecenin aydınlık kalmasını sağlarken NASA’nın açıklamalarına göre patlama dünyanın manyetik alanını etkilemiş ve de tüm dünyayı sallayan çok kuvvetli akustik ve sismik dalgalar etkilenmiştir.

Patlama yakınlarındaki Wanawara köyü sakinleri, olay anında dünyanın sonunun geldiğini düşündüler. Köylülerin gözlerini kamaştıran ışık huzmesini, evlerini temellerinden sarsan muazzam basınç dalgası izledi. Zürih Üniversitesi uzmanlarından Rainer Wieler, Tunguska olayı tanıklarının aktardıklarının önemine dikkat çekiyor. Wieler “En iyi tanık ifadeleri olay yerine 60 kilometre uzaklıktaki bir yerleşimden kaydedildi. Burada yaşayanlar, patlama anında yere savruldular. Bir çobanın ifadesine göre patlama bölgesi yakınlarındaki 400 başlık bir ren geyiği sürüsü olayda telef oldu. Bilindiği kadarıyla olayda insan kaybı yaşanmadı” diyor.

Tunguska olayında patlamanın basıncı yaklaşık 30 kilometrekare çapında bir alanda bitki örtüsü ve canlıları yok etti. Bölgeye ilk keşif heyeti Rus bilim adamı Leonid Alekseyeviç Kulik öncülüğünde, 1927 yılında gönderilebildi. Zürih Üniversitesi uzmanı Rainer Wieler, patlamanın merkezinde bir kratere ve meteor parçalarına rastlanmamış olmasının, olayla ilgili soru işaretlerini artırdığına işaret ediyor. Wieler, “Binlerce kilometrekarelik tahribatın kolayca izah edilememesi, bunun yanı sıra herhangi bir kraterin ya da dünya dışı materyalin tespit edilememiş olması, olaydan kısa süre sonra ve hatta 60’lı ve 70’li yıllarda çeşitli spekülasyonların ortaya atılmasına neden oldu. Kara deliklerden söz edildi. Ufo olmalı dendi” diye konuşuyor.

Olayı uzaktan gözleyenler önce bir ateş topu gördüklerini ve ardından yer sarsıntısıyla birlikte, güçlü sıcak rüzgarların oluştuğunu söylediler. Avrupa’daki sismograflar, patlamanın neden olduğu sismik dalgaları saptadılar. Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü. Cisim atmosferde buharlaştığından çevreye çeşitli gazlar yayılmış ve olaydan belli bir süre sonra bile Sibirya ve Avrupa’da geceleri gökyüzünün parlak bir renk almasına neden olmuştur.

Gelişen teknoloji Tunguska olayına açıklık getiriyor. Buna göre, dünya atmosferine giren kuyrukluyıldız, yerin 8 ila 10 bin kilometre yüksekliğinde parçalandı ve sayısız küçük parçaya bölündü. Bu, kuyrukluyıldızın kapsadığı alanı daha da genişletti. Buna bağlı olarak kuyrukluyıldız parçalarının atmosferde karşılaştığı direnç de arttı. Hareket enerjisi, olağan durumlardan daha hızlı şekilde ısı ve ses enerjisine dönüştü. Patlamanın nedenini böylece özetlemek mümkün

ÇARPIŞMA KALINTILARI NEREDE?

Tunguska Olayı ile ilgili en yaygın kabul gören açıklama, patlamaya bir meteor ya da kuyruklu yıldızın neden olduğudur. Krater veya belirgin bir meteor kalıntısı gözlemlenemediği için çoğu fizikçi meteorun atmosferde patladığı kanaatinde. 6-10 km çapındaki bir meteorun havada patlamasının bu çapta bir yıkıma yol açabileceğini gösteren bilgisayar modelleri var. Meteorlarda bulunan bazı minerallerin bölgede eser miktarda bulunması da bu görüşü desteklemektedir.

Ancak patlamadan ardakalan parçaların oluşturduğu kraterlerin bulunamaması, hâlâ bu görüşü şüphe altında bırakmaktadır. Kuyruklu yıldızlar çoğunlukla buz ve tozdan oluştukları için, geriye krater bırakacak kadar büyük parça bırakmadan havada kaybolabilirler. Gökyüzünde görünen ışık oyunları da bu teori ile açıklanabilir. Ancak, yapılan hesaplar kuyruklu yıldızların, görgü tanıklarının gördüğü alçak atmosfere inemeyeceğine işaret ediyor.

ANTIMADDE PATLAMASI MI YOKSA KARADELIK MI?

Astronom Lincoln LaPaz, 1941 yılında patlamaya Dünya’ya çarpan bir antimaddenin yol açtığı iddiasını ortaya attı. Antimadde, normal madde ile çarpışınca büyük bir patlama oluşur ve geriye iz kalmaz. Bu, krater eksikliğini açıklayabilir. Lakin antimadde Dünya’ya çarparsa patlamanın atmosferin üstünde gerçekleşmesi gerekir, dolayısıyla bu teori görgü tanıklarının ifadelerini açıklayamaz. Dahası antimaddenin Dünya’ya yakın bir yerde belirmesi beklendik bir durum değildir.

Amerikalı bilim insanları Albert Jackson ve Michael Ryan, 1973 yılında Tunguska Olayı’nın nedeninin Dünya’nın içinden geçen küçük bir karadelik olduğunu iddia ettiler. Bu teori hemen hemen bütün bilim insanları tarafından reddediliyor. Bunun en önemli nedeni, Dünya’nın içinden geçen bir kara deliğin sadece girdiği yerde değil, çıktığı yerde de patlama yaratması gerektiği. Dolayısıyla eğer bu teori doğru olsaydı, Atlantik Okyanusu’nda da devasa bir patlama gerçekleşmeliydi.

UZAYLI IDDIASI

Tunguska’yı ziyaret eden Rus yazar Alexander Kazançev, bölgede bulunan ağaçlar ile Hiroşima’daki ağaçların birbirine benzediğini fark etti. Kazançev, buradan hareketle Tunguska Olayı’nın Dünya’ya giren bir uzaylı gemisinin nükleer reaktörünün patlaması sonucunda gerçekleştiği fikrini ortaya attı. Bu görüş, özellikle UFO sevdalıları tarafından sıklıkla dillendirilen bir teori. Ancak ne yazık ki bu iddia, delilsiz bir spekülasyondan ileri gidemiyor. Zira bu teoriyi doğrulayacak herhangi bir kanıt mevcut değil.

Diğer taraftan felaketin yer üstünden değil, yeraltından geldiğini düşünenler de var. Astrofizikçi Wolfgang Kundt’a göre patlama, yeraltından yükselen 10 milyon tonluk doğal gazın atmosfere çıkması ve yıldırım gibi bir etken nedeniyle ateş alması sonucunda gerçekleşti.

Tunguska Olayı’na neyin neden olduğu hâlâ gizemini koruyor. Ancak bu gizem içinde kesin olan bir şey var. Patlama, insanların yaşam alanlarından uzakta, Sibirya’da gerçekleşmeseydi milyonlarca insan hayatını kaybedebilirdi.

KUYRUKLU YILDIZ MI METEOR MU?

Araştırmalar patlamanın yaşandığı tarihten itibaren devam ederken, en son araştırmalar patlamaya bir kuyruklu yıldızın neden olduğunu göstermektedir. Rus Bilimler Akademisi üyesi Edward Drobyhevski, yaptığı araştırmalarla 1908’de patlamaya neden olan şeyin bir kuyruklu yıldız olduğunu söylemektedir. Edward’dan öncede birçok bilim adamının varsayımlarında patlamaya kuyruklu yıldızın neden olduğu söylenmiştir. Ama Edward diğer bilim adamlarından farklı olarak, bir kuyruklu yıldızın Dünya’nın atmosferine oldukça yakın ve neredeyse teğet bir şekilde geçerek dünyaya çarptığını ve bu nedenle de parçalandığını hesaplamıştır.

Kuyruklu yıldızların baş kısmını solar ısınma, ışık ve de süblimleşme sonucunda çekirdekten salınan moleküller meydana getirmektedir. Eğer çekirdek boşalırsa yıldızın baş kısmında bulunan ışık direkt bir şekilde güneşin radyasyonuna maruz kalır. Bu da, zarar verici olabilmektedir. Çekirdeği terk eden çoğu molekül çözünme işlemine uğrarlar. Yani parçalanırlar.

Patlamaya neden olan kuyruklu yıldızın geniş bölümü, atmosferden sıçrayıp geçmiştir. Böylece bu geniş kısım dünyayı geçmiş ve yörüngeye geri dönmüştür. Geri kalan küçük kısım ise, Tunguska bölgesi üzerinde atmosferde patlamadan oldukça hızlı bir şekilde ısınmıştır.

Araştırmayı yapan Drobyshevski, patlamanın neden bu denli hasarlı ama kısa etkiler bıraktığını ise patlamanın doğası yani kuyruklu yıldızın yapısıyla ilişkilendirmektedir.

Kuyruklu yıldızın yapısında çok yüksek oranda hidrojen peroksit maddesi bulunmakta ve oksijen ile su üretme işleminde ısınırken hidrojen peroksit maddesinin patlayıcı bir biçimde ayrışmaktadır. Bu ayrışma ise, kuyruklu yıldızı parçalamıştır. Bu parçalanma ise, tam 1000 atom bombasından daha fazla enerji yayan bu patlamanın nedenini oluşturmaktadır.

Bilgisayar modelleme uzmanları bu verileri aldı ve Tunguska etkinliğine uyguladı. Etkinliğin buzlu olandan ziyade taşlı bir meteordan kaynaklandığı ve bunun 50 ile 80 metre arasında olması gerektiğini keşfettiler. Asteroit, atmosfere saatte yaklaşık 55.000 kilometre hızla girdi ve yüzeyden 10 ile 15 kilometre yükseklikte patladı, bu yüzden herhangi bir etki krateri veya parçası bulunamadı.

Şubat 2013’te Rusya’nın Chelyabinsk bölgesinde atmosferde bir meteor patladı ve binden fazla kişinin yaralanmasına sebep oldu. Bu patlama, videoya kaydedildi ve araştırmacılar patlamanın büyüklüğünü, hareketini ve hızını tahmin etmek için görüntüleri kullandılar. Ortaya çıkan sonuca göre ise araştırmacılar, asteroidin 5 katlı bina büyüklüğünde ve yerden yaklaşık 24 kilometre yükseklikte 550 kilotonluk bir güçle patladığını tespit ettiler. Bu büyüklükte bir meteorun gezegenimizi ortalama olarak her 10 ile 100 yılda bir etkileyebileceği tahmin ediliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.