Genel

9 Eylül 1922; İzmir’in Düşman İşgalinden Kurtuluşu

İzmir’in Kurtuluşu, 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz harekâtı sonucu Türk ordusunun Yunan işgali altındaki İzmir’e 9 Eylül 1922’de girmesini belirten tarih terimidir.

Mudanya Ateşkes Antlaşması ve sonrasında Lozan Barış Antlaşması’na uzanan süreci başlatması dolayısıyla Millî Mücadele’nin sona ererek Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesi olmuş çok önemli bir tarihi olaydır.

Arka plan

Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nı yenik kapamasıyla birlikte 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros Mütarekenamesi Anadolu’yu emperyalist devletlerin işgaline açık bir alan haline getirdi. I. Dünya Savaşı’nda emperyalistler arasında yapılan gizli anlaşmalarda aslında İzmir ve çevresi İtalya’ya bırakılmıştı. Ancak savaş sonrasında İngiltere Ortadoğu’daki petrol bölgelerini İngiliz çıkarları doğrultusunda koruyacak bir taşeron güç arıyordu. Bunun için Yunanistan biçilmiş kaftandı. Bu gelişmelerle birlikte İtilaf Devletleri 19 Ocak 1919’da toplanan Paris Barış Konferansı’nda Yunanistan’ın İzmir ve çevresini işgal etmesi kararlaştırdı.

Wilson İlkeleri’ni hazırlayan dönemin ABD Başkanı Woodrow Wilson, Yunanlıların işgalini haksız bir davranış olarak görmüş ancak ABD içindeki siyasi bunalımlar sebebiyle bu işgale karşı etkili bir muhalif sergileyememiştir. Ancak Paris Barış Konferansı’na ABD Delegasyonu resmi bir rapor sunmuştur. Resmi raporun İzmir İşgali ile ilgili bölümünde şu cümleler geçmektedir:

“Ekonomik açıdan bakıldığında Küçük Asya’nın batısındaki kıyı şehirlerinin İç Anadolu’dan ayrılması insafsızca bir darbe olacak ve Türk İmparatorluğu kendisini denize bağlayan doğal çıkışlardan kopacaktır.”

ABD, Küçük Asya diyerek Anadolu’yu kastetmektedir. Zaten Türk ordusuna karşı yenilerek İzmir’den geri çekilen Yunanistan, bu savaşı “Anadolu (Küçük Asya) Faciası” şeklinde adlandırmaktadır.

 

 

Yunanistan, İzmir’deki Rum sayısının Türk sayısından daha fazla olduğunu öne sürerek İzmir’de hak iddia etti. Ancak bu iddianın gerçek olmadığını Yunanistan kendisi de biliyordu ve bu amaçla gemiler dolusu Rum halkını Ege Denizi üzerinden İzmir’e getirerek Rum nüfusunu artırmaya çalıştılar.

Fakat bu emellerinde başarılı olamadılar. Durumun farkında olan ABD heyeti, mezarlıkların da sayılmasını teklif etti ve çıkan sonuçlara göre Türk nüfusunun Rum nüfusundan daha fazla olduğu tespit edildi.

 

 

Bu durum, Yunanistan’ın uluslararası arenada gördüğü desteğin zayıflamasına yol açtı. Esasında ABD bu durumun en başından beri farkındaydı ancak kendilerinden izinsiz olarak Anadolu’ya çıkan İtalyanların İzmir’i ele geçirmesini engellemek için Yunanlıların bu şehre girmesine göz yummuşlardı.

Müttefiklerinden yeterli desteği göremeyen İtalyanlar ise Anadolu’yu terk etmek zorunda kalmış, kendisine söz verildiği halde İzmir’i alamamış ve bu durumun intikamını almak amacıyla Yunanlılara karşı savaşan Türk ordusunu kullanabilsin diye, cephanelerini yanlarında götürmeyerek Anadolu’da bırakmıştır. O dönem askeri mühimmat sıkıntısı çeken Türk ordusu için, İtalyanların bıraktığı bu malzemeler büyük bir destek sağlamıştır.

İzmir’in İşgali

Caddenin sağlı – sollu kenarlarında sevinç gösterileri yapan Rumların tezahüratı eşliğinde İzmir’e gelen Yunan Ordusu hiçbir engelle karşılaşmıyordu. Tam o esnada bir el silah sesi duyuldu. Bu durumu gururuna yediremeyen gazeteci Hasan Tahsin, belindeki silahı çekmiş, Yunan askerlerine ateş etmiş ve aralarından birini öldürmüştü. Bu olay Kurtuluş Savaşı’nda sıkılan ilk kurşun olarak tarihe geçmiştir.  Yunan ordusu İzmir’e çıktığında onlara karşı koyması beklenen Osmanlı Askerlerinin sayısı sadece 200 dolaylarındaydı. Birliğin başında bulunan Ali Nadir Paşa askerlerine teslim olmalarını ve silahlarını Yunan Ordusuna teslim etmeleri emrini verdi.İzmir’i işgal eden Yunan ordusu, hiçbir direnç göstermeden direkt kendilerine teslim olan Osmanlı askerlerini dipçikleyerek öldürmüşlerdir.

Çünkü kurşun sıkarlarsa, cephaneleri azalabilirdi. Bu yüzden, zaten silahlarını teslim etmiş olan savunmasız Türk askerini, dipçikleyerek öldürmeyi tercih ettiler. Türk askerine “Yunan ordusuna teslim olun ve silahlarınızı onlara verin” emri vermiş olan dönemin komutanı Ali Nadir Paşa’yı da tekmeleyerek yaraladılar.

Ayrıca İzmir’de yaşayan silahsız Türk halkını öldürmeye, onlara tecavüz etmeye kalkıştılar. Halkın mal varlığına yağma ettiler. İşgalin ilk dört gününde yaklaşık 5.000 Türk öldürülmüş ve bu katliam New York Gazetesi’nde 19 Mayıs 1919 tarihinde haberleştirilmişti. İşgalin ertesi günü, Yunan işgalinden güç bulan İzmirli Rumlar, Türk köylerine karşı saldırıya geçtiler.

Savunmasız köylüler katledildi. Bu durumu gururuna yediremeyen Albay Kazım Bey, yanında sadece 18 asker (er) bulunmasına rağmen köylüleri savunmaya geçti. O dönemde İzmir’in etrafını kuşatan Yunan askerlerinin sayısı 20.000 civarındaydı.

 

İzmir’in, 15 Mayıs 1919 yılında Yunan güçleri tarafından işgal edilmesi, Anadolu’da Millî Mücadele’nin başlamasında önemli bir aşama olarak kabul edilir. O tarihe kadar Anadolu’da işgallere karşı dağınık olan düşünce ve örgütlenme biçimleri mevcuttu. İzmir’in işgali Anadolu insanın direniş ve karşı koyuş düşüncesini körüklemiş, İstanbul’da başlayan işgali protesto mitingleri Damat Ferit Hükûmeti’nin düşmesine sebep olmuş; örgütlenme ve protesto mitingleri Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılmıştı. Artık İzmir, Anadolu harekâtı için temel sembollerden biri haline getirilmişti ve İzmir’in işgaline karşı protesto mitingleri, her yıl işgalin yıl dönümlerinde, Anadolu’nun çeşitli kent ve kasaba merkezlerinde tekrarlanmakta; konu sürekli gündemde tutulmaktaydı. Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar-Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebelerinde Millî Mücadele’nin kazanılmasında önemli adımlar atılmıştı.

Tarihçe

Türk ordusu tarafından 26 Ağustos 1922’de başlatılan Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı’nın son safhası idi. Kesin sonuç beş gün içinde elde edildi; 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak tarihî

“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

emrini verdi ve 2 Eylül’de Uşak’a girildi. Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde kendisinin de haberdar olmadan Yunanistan Küçük Asya Ordusu’nun Başkomutanlığı’na getirilmiş General Nikolaos Trikupis tutsak edildi.

Türk birlikleri, İzmir’e doğru hızla ilerledi. Yunan birlikleri ve Rum siviller Anadolu’dan çekildiler. 9 Eylül 1922 sabahı Ahmet Zeki Bey komutasındaki 2. Süvari Fırkası, ardından Mürsel Paşa komutasındaki 1. Süvari Fırkası birlikleri İzmir şehrine girdi. Ardından 5. Süvari Kolordusu Komutanı Mirliva Fahrettin Paşa, komutasındaki birliklerle saat 10:00’da İzmir’e girdi.

İkinci Tümen’in öncülüğünü yapmakla görevlendirilen Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafettin Bey’in komutasında yaya olarak en önde giden sekiz er, Bornova’dan Halkapınar’a ilerleyişi sırasında Punta’daki Tuzakoğlu fabrikasına yaklaştıkları sırada fabrika pencerelerinden ani bir ateşe uğramıştır] Bu olayda 4 asker hayatını kaybetti ve hemen orada defnedildiler. İzmir’in kurtuluşu sırasında can veren askerlerin isimleri şöyledir: Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet.

 

 

Konak’a ulaşmayı başaran Şerafettin Bey, Hükümet Konağı önünde göğsüne isabet eden mermilerle yaralanmıştı ancak Konağa girip balkona Türk bayrağını dikebildi. Hükûmet Konağı’na bayrağın dikilmesinin hemen ardından Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği Hükûmet Konağı’nın hemen sağında yere alan ve günümüze ulaşmayan Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve Takım Komutanı Celal Bey ile Yedeksubay Besim Efendi’nin de Kadifekale’ye bayrağı çekmesi ile İzmir’in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş oldu.

Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirdi. Belkahve’den tarihi günü izleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi ve İsmet Paşalar olduğu halde, 10 Eylül sabahı İzmir’e girdi ve Fahrettin Paşa ile buluşarak doğruca Hükûmet Konağı’na gitti. Konağın balkonundan, başarıyı millete mal eden kısa bir konuşma yaptı.

Mustafa Kemal Paşa’nın ordulara 1 Eylül’de verdiği tarihi emirle başlayan ve 18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan “Takip Harekâtı” ile bütün Batı Anadolu’daki Yunan askerleri, Türk sınırları dışına çıkarılmıştır. Takip Harekâtı’nın başarı ile sonuçlanması sayesinde İzmit bölgesinden İstanbul Boğazı’na, Balıkesir bölgesinden Çanakkale Boğazı’na kadar Türk ordusu için hayati önem taşıyan diğer stratejik hedefler de İtilaf Devletlerinin işgalinden, olaysız olarak ve barış yoluyla kurtarılmıştır. Türk ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci başlatmış; Türkiye, Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak bağımsızlığını kazanmıştır.

9 Eylül Anıtı

9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in kurtuluşu sırasında şehit düşen dört askerin anısına, defnedildikleri Halkapınar Şehitliği’nde Dokuz Eylül Anıtı yaptırılmıştır. Şehitlikte Şair Necmettin Halil Onan’ın ünlü “Bir Yolcuya” adlı şiiri bir mermer üzerine yazılıdır.

İzmir hem kurtuluşun hem de kuruluşun simge kenti oldu. Atatürk Modern Türkiye’yi kurarken bütün önemli mesajlarını İzmir’den verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nde ilklerin kenti olan İzmir, bu özelliğini XX. yüzyılda da sürdürdü.

İzmir, Çağdaş Türkiye’yi dünyanın evrensel değerlerine eklemleyen öncü bir kenttir. Türk kadını tiyatro sahnesine ilk kez İzmir’de çıktı. Ülkemizde futbol ilk kez İzmir’de oynandı. 17 Şubat 1923’te Cumhuriyet’in ilk İktisat Kongresi İzmir’de toplandı. Cumhuriyet’in ilk Uluslararası Fuarı İzmir’de açıldı. Akdeniz Olimpiyatları ve Universiade gibi dünyanın büyük spor organizasyonlarına İzmir büyük bir misafirperverlikle ev sahipliği yaptı.

Demokrasiyi, barışı ve özgürlüğü içtenlikle duyumsayanların ve onu bir yaşama biçimi haline getirenlerin kenti olan İzmir, 8500 yıllık zengin tarihsel ve kültürel birikimiyle taşıdığı bu devasa değerleri üçüncü bin yıla da aktarmaya devam ediyor.

Basın yansımaları

İzmir’in kurtuluşu haberleri 10 ve 11 Eylül tarihlerinde Anadolu basınında yer almıştır. Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin ilk sayfasında İzmir’in kurtuluşu haberi “Süvarilerimiz Cumartesi günü öğleden evvel 10:30’da İzmir’e girmişlerdir.

İzmirliler bu suretle Yunan kâbusundan kurtulmuşlardır” başlığı ile verilmektedir. 13 Eylül tarihinden itibaren ise gazeteler Türk ordusunun İzmir’e girişi ilgili bilgilere yer vermişler; ilerleyen günlerde ise ordunun İzmir’e girişi sırasında yaşanan olaylar anlatılmıştır. Mustafa Kemal’in İzmir’e gelişiyle ilgili haberler ise genellikle 13-14 Eylül tarihlerinden itibaren verilmeye başlanmıştır. İzmir Yangını ile ilgili bilgiler basında 14 Eylül tarihinden itibaren yer almıştır.

10 Eylül 1922’de New York Times gazetesinde yayımlanan haberde, Fransız Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’nın aldığı haberlere göre, İzmir’e giren Türk birliklerinin düzgün davranış sergiledikleri belirtilmiştir.

İzmir’in kurtuluşu ardından Mustafa Kemal Paşa, yabancı basını kabul ederek görüşlerini açıklamıştır. Bunun ardından 1 Ekim 1922 New York Times gazetesinde o zamana kadar olan kendisiyle ilgili en geniş haber-yorum yayınlanmıştır. Gazetede tam sayfa çıkan bu haberde, 41 yaşındaki Mustafa Kemal Paşa portresi ve “Küllerinden Doğan Türkiye” karikatürü de bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.