Genel Hikaye Tarihi Anılar

Bandırma Vapurunun Öyküsü

Avrupa 18. Yüzyılda gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre yapmaya başlamıştı. Bu bir anlamda aynı tip gemilerden birden fazla inşası anlamına geliyordu. Osmanlı, bilim ve teknolojide çağı yakalayamadığı için hem ağaç gemilerden saç gemilere geçmeyi, hem de teknik çizimlere göre gemi inşasına henüz geçememişti. Osmanlı Bahriye mektebi 1773’de kuruldu. Derslerin önemli bir kısmını bir dönem İngiliz, bir dönem Alman hocalar verdi.

Bandırma gemisi İskoçya’nın Glasgow kentinde Mac. Intyre Paisley – Huston and Cardett tersanesinde 21 sıra numarası ile 279 grostonluk yolcu ve yük vapuru olarak inşa edilmiştir. Ağırlığı 192 ton, boyu 47,7 metre olan bir yük gemisiydi. Geminin ilk sahibi Dussey and Robinson şirketi gemiyi Britanya bandırası ile Torecarderto adıyla 5 yıl çalıştırdı. 1883 yılında Yunanistan’daki H. Psicha Preus Firmasına satıldı. Kymi adını alarak, geminin Londra’da olan kaydı Pire Limanına alınmıştır. 1890 yılında H. Psicha Preus firması gemiyi başka bir Yunan firması olan Cap. Andereadis firmasına satmış, 12 Aralık 1891 tarihinde kaza sonucu batmış, aynı yıl içerisinde yüzdürülüp Kıymı adı ile İstanbul Rama Derasimo firmasına satılarak İstanbul Limanına kayıt edilmiştir.

Kymi gemisi 1894’de o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen Osmanlı İdare-i Mahsusa’ sına devredilmiş ve Türk bayrağı çekilerek, adı Panderma olarak değiştirilmiştir. Gemi Panderma adıyla 16 yıl Marmara Denizi kıyılarında, Tekirdağ, Mürefte, Şarköy, Kara Biga, Erdek arasında yük ve yolcu seferleri yapmıştır. İdare-i Mahsusa’nın statü değiştirerek 28 Ekim 1910 yılında Osmanlı Seyrüsefain İdaresi adını almasıyla, geminin adı Bandırma olarak değiştirilmiştir.

Atatürk ve Bandırma Vapuru

Mustafa Kemal, Ordu Müfettişliği yetkisini aldıktan sonra duygularını olağanüstü sözlerle şöyle anlatmaktadır:

“Talih bana öyle uygun koşullar hazırlamış ki, Bakanlıktan çıkarken, duyduğum coşkudan dudaklarımı ısırdığımı anımsıyorum. Kafes açılmış, önünde geniş bir evren, kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibiydim.”

Atatürk ile Bandırma vapurunun kaderi İstanbul-Samsun arasındaki uzun ve geleceği belirsiz bir yolculukta kesişmişti. Atatürk seyahat öncesi, Şişli’de ki evinde yol hazırlıkları ile meşgul olurken bir taraftan da güvendiği arkadaşları ile görüşmelerini sürdürüyordu. I Cihan Harbi ardından Osmanlı donanması ağır hasar almıştı. Mevcut ve onarıma muhtaç olan gemiler de Almanya’ya bakım amaçlı gönderilmişti. Bu bakımdan Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının Samsun’a götürmek için eldeki olanaklara uyularak Bandırma Vapuru ayrılmış ve geminin süvariliğine de 01.05.1919 tarihinde İsmail Hakkı Kaptan atanmıştı. O tarihte 41 yaşında olan Bandırma vapuru sürekli olarak Marmara Denizi kıyılarında çalışmış, Karadeniz’e pek çıkmamıştı, Karadeniz’ in hırçın dalgalarına dayanma gücü ve direnci az olan bu gemi ancak Marmara’da çalışabiliyordu.

Gemi Karadeniz’ e pek çıkmamıştı ama İsmail Hakkı kaptan iyi bir birikim sahibi ve Karadeniz’i çok iyi tanıyan bir kaptandı. 21 yıllık kaptanlık sürecinde 5 yılını bil fiil Karadeniz’ de çalışmış, Hindistan ve Uzak Doğuya kadar gitmiş bir kaptandı. Mustafa Kemal Paşa tarafından Şişli’de ki evine çağrıldı. Kaptan eve vardığında Paşa tarafından nazik bir şekilde karşılanarak, üzerinde haritalar bulunan bir masaya oturması işaret edildi. Paşa kaptandan gemi hakkında bilgi istedi. Beraber gidiş rotasını saptadılar. Kaptan önce geminin özelliklerini anlattı, geminin 41 yaşında olduğunu, ama kısa bir hazırlık döneminden sonra bu yolculuğa hazırlıklı hale getirilebileceğini söyledi.

Mustafa Kemal Paşa, anlatılanları sessizce dinledi, sonra da isteklerini söyledi. Yol boyunca gemi mümkün olduğu kadar kıyıya yakın bir rota izleyecekti. Bundan amaç düşman savaş gemilerinin muhtemel saldırılarından korunup en hızlı yoldan karaya geçmekti. Yolculuk Samsun’da noktalanacaktı. Muhtemel bir tehlike anında Sinop’a çıkabilirlerdi. Her şey gelişmelere bağlı idi. Kaptan izin isteyerek Paşa’nın yanından ayrılırken kafasında tek bir düşünce vardı. Bu değerli adamı ve arkadaşlarını sağ salim Samsun’a ulaştırmak. Bandırma vapurunun hazırlığı 16 gün sürdü. Bu arada Bandırma vapuru hakkında maksatlı maksatsız söylenti ve dedikodular da artmıştı. Şöyle ki; Geminin iki pusulasından hiç birinin çalışmadığı, Kaptanın acemi olduğu ve Karadeniz’e ilk defa çıkacağı konuları başta gelen dedikodulardı.

Bu haberlerin o dönemde İsmail Kaptanı çok üzdüğü muhakkaktır. İsmail kaptan Cumhuriyet kurulduktan sonra, 1930’larda yaptığı açıklamalarda; Karadeniz’de beş yıl çalıştığını, gemideki iki adet pusulanın da sağlam olduğunu, kıyıya yakın rotaların takip edilmesinin tamamen Atatürk’ün emri olduğunu söylemiştir. Daha sonra Durusu soyadını alan İsmail Hakkı kaptan görevini tam anlamıyla kusursuzca yerine getirmiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a hareketinden bir kaç gün önce eski ve yakın arkadaşlarından olup 1926 yılına kadar da beraber oldukları Rauf Bey’den (Orbay) aldığı bir habere göre seyahate işgal kuvvetleri komutanlığı tarafından izin verilmeyecekti. Ya da Bandırma Vapuru Karadeniz’e çıktıktan sonra batırılacaktı. Aslında Galata rıhtımları Fransız, Sirkeci rıhtımları da İngilizler’ in İşgali altındaydı. Paşa bu varsayımları da göz önünde tutarak fikrini değiştirmiş Beşiktaş Akaretler ’de oturan annesi Zübeyde Hanımefendi ve kız kardeşi Makbule Hanımefendi’ye veda etmek için Beşiktaş’taki evlerine gitmiştir. Onlarla bir süre görüştükten sonra, Karargâhı ile beraber, Beşiktaş Vapur İskelesi’nden Askeri Sevk motorlarından birine binmiştir. Atatürk ve arkadaşları Kız Kulesi açıklarında bekleyen Bandırma Vapuruna geçerek, Süvari İsmail Hakkı Kaptan’a hareket emrini vermiştir. Bandırma vapuru kalkıştan önce müttefikler tarafından denetlenmiştir. Bu denetimler için Mustafa Kemal Paşa;

Ne ahmaklık! Silahla cephane arıyorlar. Bizse, kafamızla inancımızı götürüyoruz, demiştir.

İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e çıktıktan sonra hafiften esen rüzgâr birden şiddetlenmiş 192 tonluk gemiye yüklenmeye başlamıştı. Geminin İstanbul’dan hareketinden bir süre sonra, İngiliz İşgal Kuvvetleri tarafından bir destroyer gönderilerek, Bandırma Vapurunu geri çevirmek ya da batırmakla görevlendirilmişti. Fakat Bandırma Vapuru İngiliz işgal kuvvetlerinin planladığı rotayı takip etmediği için yakalayamamışlardır.

Bandırma Vapuru 18 Mayıs 1919 günü Saat 12 civarı Sinop limanına girmiştir. Gemide konuk olarak bulunan Sinop Mutasarrıfı (Valisi) Mazhar Tevfik Bey bir sandalla limana geri dönerken, Mustafa Kemal Paşa bir ara arkadaşları ile birlikte Sinop’a çıkıp oradan da kara yolu ile Samsun’a gitmeyi düşünmüştür. Böylece takip eden savaş gemisinden kurtulmuş olacaklardı. Fakat kara yolcuğunun yol şartları nedeniyle deniz yolculuğundan daha çetin olacağı anlaşılınca bu fikirden vazgeçilerek vapurla yolculuğa devam kararı alınmıştır.

Bandırma Vapuru 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü sabah 08.15’de Samsun’a demir atarken, İsmail Hakkı Kaptan için yaşamının en mutlu anı idi. Bu güç görevi yerine getirebilmenin kıvancı içerisinde Allah’a şükrediyordu. Dil İskelesi açığına demir atan Bandırma Vapurundan taka aracılığı ile Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları, bugünkü Samsun Büyük Oteli ve Yaşar Doğu Spor Salonu arasında bulunan ilk adım anıtının olduğu yerdeki Fransızlardan kalma Dil (Reji) İskelesi’nden karaya ayak basmışlardır. 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkan genç generalin kurtuluş harekâtını başlatacağını kimse bilmiyordu. Resmi görevi Samsun ve çevresinde başkaldıran bazı çeteleri yola getirmekti.

Samsun’dan Sonra Bandırma Vapuruna Ne Oldu?

Bandırma Vapuru 19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk ve Silah Arkadaşlarını Samsun’a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiştir. 1924 yılında Türkiye Seyrüsefain İdaresi tarafından hizmet dışı bırakılmıştır. Tarihimizde iz bırakan Nusret, Yavuz da olduğu gibi Bandırma Vapuru da parçalanmaktan kurtulamamıştır. 1925 yılında gemi Bozmacı İlhami isimli Türk armatöre satılmış ve aynı armatör tarafından dört ay içinde hurda olarak parçalanmıştır. 1999 yılında Samsun’da vapurun birebir benzerinin inşa edilmesi projesi başlatılmış, 2001 yılında inşası tamamlanan vapur 18 Mayıs 2003 tarihinde müze olarak hizmete açılmıştır.

Gemi içindeki kamarada Mustafa Kemal Paşa ve dört silah arkadaşının balmumu heykelleri bulunmaktadır. 1878 yılında imal edilmiş duvar saati, telefon, harita ölçüm malzemeleri, yangın tüpü, masa ve sandalyeler, burada sergilenen diğer eserlerdir. 35.000 metre kare alana kurulmuş olan Milli Mücadele Parkı ve Açık Hava Müzesi bünyesinde; Çanakkale Savaşı’ndan düşmanın İzmir’de denize dökülüşüne kadar süren zorlu mücadeleyi simgeleyen seramik rölyefler, Samsun ve ilçelerinden İstiklal Savaşı’nda kaybettiğimiz 1.200 şehidimizin adlarının yer aldığı şehitler yazıtı, Milli Mücadele’yi anlatan 10 adet bronz rölyef,yedi figürlü Milli Kurtuluş Anıtı ve İstiklal Mücadelesi’nde kahraman Mehmetçik tarafından kullanılan top, tüfek, torpido, denizaltı mayınları ve uçaksavar gibi savaş malzemeleri bulunmaktadır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.