Genel Hikaye Komik fıkralar

Can Yücel’i Mahkemede Beraat Ettiren Fitil Fıkrası

Can Yücel ayınlanan yazılarında “göt” kelimesinin herhangi bir sansür uygulamadan – açık açık kullandığı için – bundan rahatsızlık duyam bir kısım kesim tarafından mahkemeye verilir. Gel zaman git saman duruşma günü gelip çatar. Çan Yücel yüce mahkemeden savunmasını şahsen sözlü olarak yapmak için söz ister ve bir  fıkra anlatır. Fıkrayı anlatmayı bitirdikten sonra da, kendisine yöneltilen ithamlara karşı;

“Ne diyeyi Hakim Bey? Bizim köyde göte, göt derler” diyerek beraatini talep eder. Sadece bir fıkra anlatarak savunmasını tamamlayan Can Yücel için bu davadan beraat kararı çıkmıştır. Can Yücel’in mahkemede beraat etmesini sağlayan fıkra şöyledir:

Köyün birinde ateşli bir hasta vardır. Köylüler bütün şifalı otları ve bildikleri bütün kocakarı yöntemlerini denerler, ancak hastayı bir türlü iyi edemezler. Hastanın durumu iyice ağırlaşınca, çaresiz kasabadaki doktora götürmeye karar verirler. O dönemin Türkiye’sinde basit bir köylü için, Koskoca Devletin Koskoca Doktorunun karşısına çıkmak kolay değildir. Köylüler utana sıkıla, çekine çekine hastayı doktorun muayenehanesine getirirler.

Onlar böyle çekine dursun, doktor çok fazla bir şey konuşmadan, sessiz sedasız hastayı muayene eder ve sindirim yolları rahatsızlığından muzdarip oluğunu anlar. özetle hasta kabız olmuştur. Doktor reçeteye fitil yazdırır ve köylülere uzatırken de köye döndükleri gibi “hastaya fitili anüsten vermelerini” tembih eder.

Gariban köylüler “Tamam Doktor Bey” diyerek hastayı alır ve köye geri dönerler. Ancak köy de kimse “anüsün” ne olduğunu bilmemez. Kapı kapı dolaşır, herkese tet tek sorarlar ama kimsenin bir fikri yoktur. Bu nedenle ilacı bir türlü veremezler hastaya. Ancak hastanın durumu git gide kötüleşince, ahali hastayı aldıkları gibi muhtarın kapısına dayanır. Zira köydeki tek çalışan telefon muhtarın evindedir.

Uzun bir münakaşanın sonunda Köylü,  muhtarı ikna etmeyi başarır ve Doktora, Koca Devletin Koca Doktoruna telefon etmeye karar verirler. Ancak kimse telefonu kaldırmaya cesaret edememektedir. Ne cüret! Köylü koskoca doktoru rahatsız edecek ha! Muhtar etrafına bakınır, kimseden çıt çıkmayınca, hastanın da durumunun vahameti üzerine ahizeyi kaldırır ve numaraları çevirir. Bütün köylü toplanır santrale. herkes merak içinde beklerken telefonun karşı tarafından doktorun sesi duyulur. Muhtar kem küm ederek,

“İlacı anüsten verin demişsiniz, lakin biz ne yapacağımızı bilemedik Doktor Bey.”

Doktor bunun üzerine hem edebini bozmamak için, hemde daha kolaya anlaşılabilmesi için uygun bir dille ilacın nasıl kullanılacağını tarif eder. Muhtar konuşmanın sonunda arkasına döner;

“Makattan verin dedi doktor” diye cevap verir.

Köylüler yine söylenenden bir şey anlamamışlardır. Herkes şaşkın şaşkın birbirina sorar ancak koca köyde makat nedir bilen yoktur. Köydeki herkese sorarlar. Köydeki hiç kimseden adamakıllı bir cevap alamayınca komşu köylere ulak yollayıp sordururlar yine makatın ne olduğunu bilen kimse çıkmaz.

Hasta ise gitti gidecek, acılar içinde kıvranıyor zavallı… İhtiyar heyeti toplanır, oturur, konuşur ve bir kez daha doktoru araması için muhtara başvurmaya karar verirler. Ancak bu kez muhtar, ayak diremeye başlar. Köylüler ısrar edince de muhtar, telefonu göstererek;

“Aha nah işte orada, birini seçin arasın Doktoru!” diye kestirip atar.

En sonunda Köylü bakar ki muhtar çekinir, yapacak başka birşey bulamayınca, kura çekerek aralarından birini seçerler ve doktoru aratırlar. Adamcağız bir süre; “Ben deyim size..Bu kez doktor. çok kızacak” diye nazlanır, ancak başka çıkış yolu kalmadığını anlayınca da telefonu açar ve Doktora;

“İlacı makattan verin demişsiniz, lakin biz yine ne yapacağımızı bilemedik Doktor Bey. Hele bu iş nasıl olacak bir yol etraflıca anlatıverin bize “ diye durumu izah eder.

Doktor yine bir şeyler söyler ve cümlesinin sonunda Köylü, yüzü allak bullak kıpkırmızı bir halde arkasını döner;

“Ben size, bu kez doktor çok kızacak demedim mi?” der. “Doktor dedi ki götüne sokun”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.