Genel

Capoeira’ nın İlk Ortaya Çıkışı ve Tarihçesi

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Doğumu ve gelişimi

Portekizliler, 16. yy’ın 30’lu yıllarında, şeker kamışı üretimi için çalıştıklarından birçok işçiye ihtiyaç duymuşlardı. Bu yüzden, kendi yerlileri olan “Tupi” kızılderililerini köleleştirmeye çalıştılar.

Kızılderililer işçi değil, avcı olduklarından, o kadar yoğun bir tempoya ayak uyduramıyorlardı, ama buna karşın yine de köleleştirildiler. Portekizliler, köle kullanımında uzman olmalarına rağmen, kısa bir süre içinde yüzbinlerce kızılderili çeşitli nedenlerle ölmüş ve bu nedenle kilise kızılderililerin köleleştirilmesini yasaklamıştır.

Açık kalan işçi boşluğu bir şekilde doldurulması gerekmiştir. Bu düşünceyle hareket eden Portekizliler, kısa bir süre sonra, 1538 yılından sonra Afrika’dan Brezilya’ya 2-3 ile 18 milyon arasında bir sayıda köle getirtmeyi başarmıştır. Kölelerin çoğu, çok kötü şartlar altında kuzeydoğu Brezilya’daki şeker pancarı üretim sahalarında çalıştırılımıştır. Bu dönemde, birçok köle kaçmaya çalışmış, kaçarken veya kaçtıktan sonra “Capitães do mato” (ormanın kaptanları) tarafından yakalanıp çok büyük cezalara çarptırılmışladır. Capitães de mato’ya yakalanmadan kaçabilen köleler (o dönemde sayıları pek fazla değildi) yaşamlarını tehlikeli ormanlarda sürdürmek üzere kurdukları “quilombos” adı taşıyan köylere (topluluk) yönelmişlerdir. Kısa bir zaman sonra, Brezilya’nın ormanlarında birçok quilombos kurulmuştur.

Bunların başlangıcı 1690’lı yıllarda Palmares’in ormanlarında (bugünkü Alagoas) görülmüş ve sayıları sürekli artmıştır. Buna rağmen, quilombos sayısı Portekiz askerlerine karşı koyabilecek ölçüde gelişmemiştir. Bu durum, 14 Şubat 1630 yılında Hollandalılar’ın üçbine yakın askerle Portekiz ordusuna saldırmasıyla değişmiş ve köleler ayaklanarak kaçma imkânı bulabilmişlerdir. Palmarino’lulara katılan çok sayıda köle, Palmarino’luların kendilerine olan güvenlerini arttırmıştır.

1635 yılında, Quilombo’ların başına Gunga-Zumba (anlamı: büyük öncü) geçmiştir. Gunga-Zumba önderliği ele aldıktan sonra, Hollanda ve Portekiz askerleri birçok kez Palmarino’ya saldırı düzenlemiş, ama her seferinde başarısız olmuşlardır. 1667’den 1670’e kadar Pernambuco’nun güneyi Palmarino’luların egemenliğinde kalmıştır. 1676’da Pernambuco’nun o dönemki generali olan Pedro de Almedia, acımasızlığı ile ünlenen komutan, Fernão Carrilho’yu Palmarino’yu yerle bir etmesi için görevlendirmiştir. 1667’de Palmarino’ya saldırılmış ve kuşatma sonucunda Gunga-Zumba’nın Amaro’da bulunduğu ortaya çıkmıştır.

Komutan Fernão C. Gunga-Zumba’yı ele geçirebilme amacıyla Amaro’ya saldırmış, ama ayağından ağır bir yara almasına rağmen Gunga-Zumba kaçmayı başarmıştır.

1678’de Porto Calvo’ya geri dönen komutan, büyük ölçüde asker kaybetmesine rağmen, Portekiz halkı tarafından bir şampiyon gibi karşılanmıştır. Generalin elinde 200’den fazla Palmarino esiri bulunmasından dolayı, Gunga-Zumba’yla bir antlaşmaya varmaya çalışmış ve savaşlardan yorgun düşen Gunga-Zumba antlaşmayı kabul etmiştir. Bunun ardından, Gunga-Zumba yanına birçok Palmarino’luyu alarak Serinhaém’den 32 kilometre uzaklıkta bulunan Lucaû’daki bir rezerveye yerleşmiştir. Herkes Palmarino’luların yenildiğini düşünürken, kısa bir süre sonra halk yeniden ayaklanmış ve yeni kral, öncekilerden daha acımasız ve kararlı olan Zumbi başa geçmiştir.

İlk Quilombo’lar kurulmadan önce, tutsak dönemlerinde geliştirilen Capoeira, Gunga-Zumba’nın döneminde de kullanılmasına rağmen, en yoğun Zumbi’nin döneminde kullanılmıştır. Zumbi’yi yok etmek için birçok girişimde bulunulmuş ve sonra Pernambuco’nun generali, “yabani” lakabı takılmış Domingos Jorge Velho’yu Bandeirantes’in başına geçirerek, Zumbi’yi ve Palmarino’luları yakalamak üzere görevlendirmiştir. Birçok kez savaşa girilmesine rağmen, Velho her seferinde başarısız olmuş, ama pes etmemiştir. Pernambuco’nun zengin tabakası, Palmarino’lular yüzünden birçok köle kaybetmiş ve bunun sonucunda generale baskı yapmaya başlamışlardır. General, bunun üzerine 1694 yılında Velho’ya, Palmarino’ya karşı 9000 asker vermiştir. Bu savaş Palmarino tarihinde ikinci en büyük savaş olmuştur. Velho başarısız olmak üzereyken, Macaco (Palmarino’da bir quilombo)’nun önüne altı tane top getirtmiş ve Palmarino’luları geri çekilmeye zorlamıştır. Bu sistemi bir raya oturtarak, Velho tüm köyleri birer birer yıkmaya başlamıştır. Savaş bittikten sonra, Palmarino’luların çok azı hayatta kalmıştır ve bunlardan birisi de Zumbi’dir.

Kitaplarda anlatılana göre, Zumbi çok yakın bir arkadaşı olan Antônio Soares’in ihbarı üzerine öldürülmüştür, çünkü Soares Portekizlilerin tutsağı konumunda olduğundan, işkencelere daha fazla dayanamayarak Zumbi’yi ele vermiştir.

20 Kasım 1695’te Gongoro’da Zumbi Soares’le karşılaşmış ve sarıldıkları sırada, Soares Zumbi’nin karnına bir hançer saplamıştır. Aniden meydana çıkan Portekiz askerlerinden kaçmaya çalışırken, Zumbi bir kişiyi öldürmüş ve birçok kişiyi yaralamıştır.

Zumbi’nin ölümü ile Palmarino direnişi sona ermiştir. Palmarino’nun tarihi capoeiranın da tarihi olmuştur, çünkü siyah kölelerin ateşli silahlara karşı kullandıkları en büyük silahları capoeiraydı. Bundan dolayı, 13 Mayıs 1888 Brezilya’daki “abalição” (köleliğin kalkması)’dan sonra isyancıların vazgeçilmez silahı Capoeira da yasaklanmıştır. Bu engellere rağmen, siyah kültürün bir öğesi olan Capoeira hayatta kalmayı başarabilmiştir.

Vücutları silahlarıydı. Dansları ise kamufle. Bu gizlilik aynı zamanda da onların hayat felsefesi ve kültürü oldu.

1920’lerin sonuna doğru Manuel des Reis Machado Mestre Bimba adında bir adam yeni ve daha objektif bir Capoeira antrenman metodu geliştirmeye başlamıştır. Brezilya’nın kuzeydoğusunda yer alan Bahia’da yaşayan Mestre Bimba iyi tanınan bir dövüşçüydü. Capoeira’nın yanında birçok savunma sanatıyla da uğraşıyordu. Capoeira’nın dansa daha çok benzemeye başlamasından ve folklorik bir hal almasından rahatsızlık duyan Mestre Bimba, Capoeira antrenmanlarının örgütlenmemiş olduğunu ve daha fazla öğrenciye ihtiyaç duyduğunu fark etti. Az sayıda öğrencisinden oluşan küçük bir grubun da yardımıyla birlikte yeni ve daha etkili bir antrenman stili geliştirmeye başladı. Çalışmalarının sonucunda Mestre Bimba, partnerli 8 ayrı hareket dizesi (sequence) yarattı ve Capoeira’nın ana enstrümanı olan berimbau ile kendi farklı berimbau ritmini oluşturdu. Mestre Bimba imzalı bu yeni antrenman stili daha sonralarda Capoeira Regional adını alacaktı.

Mestre Bimba’nın çalışmalarının önemi yeni bir antrenman stili yaratmasının ötesinde Capoeira’nın fiziksel yararlarına örnek niteliğinde olması ve bu sporun bir savunma sanatı olarak ne kadar da etkili olduğunu göstermesidir. O ve öğrencileri Brezilya’yı karış karış dolaşmış, zamanın en ünlü savunma sanatçılarıyla müsabakalara girip dövüşmüşlerdir. Mestre Bimba’nın esas katkısı Capoeira’yı meşrulaştırmak ve bir sanat formu olarak popüler hala getirmek olmuştur. Öyle ki bu çalışmaların sayesinde 1937’de Capoeira ceza kanunundan çıkarılmıştır ve Brezilya’nın devlet başkanı Getúlio Vargas tarafından tanınarak ulusal bir spor olarak kabul görmüştür.

Mestre Bimba Capoeira Regional’i geliştirmeye başladıktan sonra, bir başka önemli capoeirista olan Mestre Pastinha (Vincente Ferreira Pastinha) Capoeira Angola olarak bilinen orijinal stili düzenlemeye başladı. Mestre Pastinha, (Vincente Ferreira Pastinha), bu sanatın Afrika köklerini vurgulaması gerektiğini savundu ve orijinal formuyla eğitimini sürdürdü, eski ustaların ve ticari kölelerin öğretilerini koruyarak çalışmalarına devam etti.

Capoeira pratik, antrenman ve düzenleme anlamında kayda değer bir değişim geçirmiş adeta evrimleşmiştir. Bugün eşit önemde iki Capoeira stili vardır: Capoeira Regional ve Capoeira Angola. Capoeira okullarının büyük bir çoğunluğu iki stili de uyguluyor ve her iki stilin de sahip olduğu simbiyotik (ortak) birlikteliği anlamaya çalışıyorlar. Stillerin ikisinin de geleneklerini takip eden okullar, bu birleşimden oluşan yeni stili Capoeira Contemporânea (Çağdaş Capoiera) olarak adlandırmışlardır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.