Genel

Chris Sizemore Vakası; Çoklu Kişili Bölünmesi Nedeniyle Yirmiden Fazla Kişiliğe Bürünen Kadın

Chris Sizemore, ilginç hayat hikayesiyle edebiyat ve sinemaya bile konu olmuş, psikoloji tarihindeki en ilginç hastalardan biri.

Havva üç ay içinde üç sinir bozucu senaryoya tanıklık etti: 

Chris Sizemore, henüz 2 yaşındayken annesinin bıçakla kendisini feci şekilde yaralayışına tanık oluyor. Birkaç ay sonra babasının kereste fabrikasında bir adamın bir makineye kendini kaptırarak üç parçaya ayrıldığına tanık oldu. Bu da yetmezmiş gibi aynı süreçte henüz bebek olan kuzeni ölüyor. Üç ay içinde iki adet ölüme ve de korkunç bir kazaya şahit olan Sizemore’un, bu olaylar neticesinde psikolojisi alt üst oluyor.

Gördükleriyle başa çıkamayacak küçüktü. Bu yüzden zihninde hayali kişilikler yaratmaya başladı. Gözlerini bile açamamasına neden olan şiddetli baş ağrıları, sık bayılmalar ve davranış değişiklikleri yaşamaya başlayan kadın, uzman bir doktora görünüyor. Daha sonra psikiyatrist olan Corbett Thigpen ve Hervey Cleckley tarafından incelenmeye başlayan Sizemore’un ilk başlarda fazla stresten muzdarip olduğu düşünülüyor.

Devam eden tedavi sürecinde oldukça ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Chris Sizemore’un dönem dönem tamamen farklı bir kişiye dönüştüğünü fark ediyor psikiyatristler. Sizemore normalde ağırbaşlı bir insanken, bu yeni kişiliği son derece daha atak, daha konuşkan, daha hareketli taraf oluyor.

Bu alternatif kişiliği “Eve Black” olarak adlandırılıyor, sessiz olan ilk kişiliği ise “Eve White” olarak literatüre geçiyor. Bu iki kişilik arasındaki ayrım öylesine fazla ki, kişiliğinin karanlık tarafı olan “Eve Black”, iki yaşındaki kızını boğmaya çalışıyor. Tabii “Eve Black” için o kız kendisine ait değil, “Eve White”ın kızı. Eve White evde zaman geçirmeyi ve bir şeyler okumayı severken, Eve Black günlerini sinemada ve gece kulüplerinde geçiriyor.

Bu durumun çözümü olarak psikiyatristler, bu iki kişiliğin birleşimi olan ve daha baskın olacak üçüncü bir karakteri, Jane’i ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Bu noktada olayın aslının ne olduğu da çoktan anlaşılmış oluyor pek tabii.

Uzmanlara göre tanık olduğu trajik olaylar, Sizemore’un gerçeklikten uzaklaşabilmek amacıyla zihninde farklı kişilikler yaratmasına neden oluyor. Dissosiyatif kişilik bozukluğu (eski adıyla çoklu kişilik bozukluğu) teşhisi konulan Sizemore’un çok sonradan söylediklerine göreyse bu kişilikleri, bu travmatik olaylardan sonra zihnindeki parçalanmalar sonucu oluşmamıştı.

Bu alternatif kişilikleri, daha kendisi doğmadan önce zihninde bulunuyorlardı. Bu durumu “Onlar ben değiller, ama hepsi bir araya gelerek beni oluşturuyorlar. Hepsinin farklı doğruları, farklı özellikleri var.” diyerek açıklıyor.

Teşhisin konulmuş olması işlerin sonunu getirmiyor. Çünkü Chris Sizemore’u bekleyen daha çok fazla sayıda kişilik bulunuyor. Uzmanlar başarıyla Jane karakterini yaratsalar da, bu kişilik ölüyor. Jane kişiliğinin ölmesiyle beraber Eve Black ve Eve White da yok oluyor.

Bu üç kişilik de yok olurken, yerlerini 3 yeni kişilik daha alıyor. Chris için Thigpen ona doğru teşhis koymasına rağmen onu iyileştirmediği çok açıktı. Aksine, gerçek Chris’i ilan ettiği sakin ve arabuluculuk yapan Jane, giderek düzensizleşti ve sonunda kayboldu. Onun ardından bir düzine halef geldi, aralarında “Mor Bayan”, “Bakire” ve “Kaplumbağa Kadın” olarak adlandırılan karakterlerde vardı.

Bu yeni kişilikler de bir süre değişmeli olarak ortada gözüktükten sonra yavaş yavaş silinerek yerlerini yeni 3’lü gruba bırakıyorlar. Böyle böyle her seferinde 3’erli gruplar halinde yeni kişilikler ortaya çıkıyor. Sayılarının en az 20 olduğu düşünülen bu kişiliklerin her biri birbirinden çok farklı. Sizemore’un ilk kişilikleri – 22’si – acı verici bir şekilde, bir psikiyatristin ofisinde birleştirildi. 

“Mor Kadın” adlı kişiliğindeyken 46 yaşında olan Sizemore kendini 58 yaşında hisseden ve romatizma ağrıları çeken biri olarak davranırken, “Çilek Kız” adlı kişiliğinde kendini 21 yaşında hisseden, sadece çilek yiyen ve çıplak ayak gezen bir kişi haline geliyor.

Kişilikten kişiliğe geçiş esnasında şiddetli baş ağrıları ve yüzsel bozulmalar yaşıyor Sizemore. Öyle ki, kocası Don, ilk etapta bu belirtileri felç zannediyor. Günlük hayatı da darmaduman olan kadın, intihar denemesinde bulunuyor fakat başarısız oluyor. Bu süreçte sürekli terapist de değiştiriyor ve çözümü sonunda 8. terapistinde buluyor. Yeni terapisti tam 4 yıl boyunca bütün bu kişiliklerini tek bir kişilik altında toplamaya çalışıyor. Bu durum hiç de kolay olmuyor, ancak başararak hepsini ana kişiliğinin içine yedirmeyi zor da olsa başarıyorlar. Ortaya çıkan ve dilsiz olan son kişiliği de yok olduktan sonra bu durum da tamamen ortadan kalkıyor.

“Ben sadece 15 yaşındayım” diyor Chris Costner Sizemore. Açıkçası, Sizemore 15 yaşında değil. Gerçekte 61 yaşında. Yine de o yılların çoğu, hayatının 1974’te yeniden doğuşuyla başladığına inanmayı sevdiği uyanık bir kabustu. Çünkü geçen kırk altı yıl boyunca yirmiden fazla birbiriyle bağlantısız kişilikte yaşadı. Bu yıllar ona göre kaydolduğu yıllar.

1953’te boşandığı eski eşi elektrikçi Don Sizemore ile yeniden evlenmesine ve 1958’de bir oğul doğurmasına rağmen, Sizemore kendisinden beklenen günlük talepleri yerine getirmekte zorluk çekti. Kendi bedenine şiddet uyguladığı dönemlerden geçti ve iki kez intihar girişiminde bulundu. Sadece 1974’te sekizinci doktoru Tony Tsitos’un dikkatiyle istikrarlı bir “nihai” kişilik ortaya çıktı. Bu sürece dair sonraları bir kitap da yazan Sizemore, hastalığıyla ilgili doğru detayları vermeyi amaçlıyor.

Hikayesini çarpıtarak yansıtan Hollywood’a, ilk terapistleri olan Thigpen ve Cleckley’ye tepki olarak yazdığı bu otobiyografisinde tüm detaylara yer veriyor. Daha sonra Twentieth Century Fox’a dava da açan kadın, uzun uğraşlardan sonra davayı kazanıyor. Bu davayı kazanmak onun için haklarını savunmaktan daha büyük bir anlam taşıyordu. Film şirketi onun hikayesini çarpıtarak, hastalığını bir istismar aracı olarak kullanmıştı. Davayı 37 yıl önce başlayan bir iyileşme sürecinin son parçası olarak görüyor.

“Fox bunu bir avukata veya iş adamına yapmazdı” diyor. “Bunu bana yaptılar çünkü ben zihinsel bir hastaydım.”

Ona bunu yaptılar, çünkü o Havva’ydı. Çünkü kendi haklarını bilmiyordu, çünkü kendisini savunamıyordu ve belki de kendisini savunmak istediğinde onun aklı yeterliliğe sahip olmadığını iddia edeceklerdi. Chris şimdilerde kendisine kim olduğunda şöyle tamamlıyor sozlerini;

“Ve artık Havva değilim.”

Eski hastası, doktoru Thigpen’e karşı dava açmayı reddetti. “Ona borçluyum” diyordu. “Çoklu kişiliğe tanı konulmadığı bir zamanda beni teşhis etti. Onsuz bir akıl hastanesinde olurdum. ”

Chris iyileştiğinde kişiliklerinin hepsini biraz anımsatıyordu. Kisiliklerinin hepsi kadin karakterlerden olusuyordu. Sanirin burada çoklu kişilik bölünmesinin en azından kadınsı yönlerine etki etmediğini söyleyebiliriz. Tüm kişilikleri arasında dobralığından ötürü en çok Eve Black’i sevdiğini söyleyen Sizemore, kocasının ise Jane’i çok sevdiğini belirtiyor. Sizemore 2016 yılında 89 yaşındayken, geçirdigi kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.

Geriyeyse kitaplar, adına yapılmış filmler ve psikoloji tarihinin en ilginç vakasının hayret verici ve cevaplanmamış sorularla dolu hikayesini bırakıyor…

Hayatı hakkındaki film: Üç Ruhlu Kadın / The Three Faces of Eve
Hayatı hakkındaki kitap: The Three Faces of Eve
Konuyla alakalı film 1: Parçalanmış / Split
Konuyla alakalı film 2: Kimlik / Identity

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerik korunuyor !!