Genel Hikaye Mitolojik Öyküler

Endymion ve Selene

Bu çok eski zamanda geçen bir hikaye. Çok eski bir yerden söylene söylene size kadar ulaşmıştır.  Selene, ay tanrıçasıdır. Her gece iki boynuzlu atın çektiği gümüş savaş arabasını sürerek ayın gökyüzünde solgun bir ışıkla parlayarak ilerlemesini sağlar. Karanlığın içinden o solgun başını uzatır ve yeryüzünü seyre dalar. O kadar özenir ki ölümlüler gibi olmaya… Ama o bir tanrıçadır ve asla yeryüzündekiler gibi olamaz. Onların arasına karıştığı an cezalandırılacağını bilir. Zeus’a olan korkusundan asla inemez yeryüzüne.

Bir gece, her geceki gibi gökyüzüne süzüldükten sonra yer yüzünü seyretmeye başlar. Atina’nın ışıklarını, Olimpos dağlarının puslu güzelliğini, kentten gelen çocuk seslerini, Dionor ile Parsilla’nın evlilikleri uğruna verilen şenliği seyreder. Herkes dans edip eğlenmektedir. Kalabalıktan yaşlıca biri gözlerini Selene’ye çevirir. Onu seyrederken büyülenmektedir. Tatlı şarap dolu kadehini Selene’ye doğru kaldırır ve “Ay’ın solgun güzelliğine!” diye bağırır. Onunla birlikte şenliktekiler de sevinçle kadehlerini Selene’ye kaldırıp aynı sözü tekrarlarlar. Ardından da hepsi dolu kadehlerini dudaklarına götürüp Selene uğruna şaraplarından bir yudum alırlar. Selene onlardan çok uzaklarda gülümser belli belirsiz. İnsanoğlu o zamanlar fazlasıyla minnettardı doğaya…

Selene ona duyulan bu sevgi için derinden mutluluk duyar. Gözlerini şenlikten ayırıp daha tenha olan ormanlara çevirdiğinde dağın eteklerinde suyu seyretmekte olan bir çoban görür. Bu çoban Endymion’dur. Sürüsünü bırakmış, dinlenmek için sessiz bir yer bulmuş, sessizce akıp gider suyu hayranlıkla seyretmektedir. Selene gördüğü an çobana aşık olur. Karanlığın içinde oturan bu genç adam tanrıçanın yaşama sebebi haline gelmiştir artık. Selene tüm gece boyunca gözlerini ayırmadan onu seyreder. Ama çoban onun farkında bile değildir. Öylece suya bakmakta, kimi zaman uykulu uykulu gözlerini kapatıp dinlenmekte, arada bir esen rüzgarla gözlerini tekrar aralamaktadır. Selene ise her nefes alışında daha da hayran kalmaktadır bu genç adama. Zeus’un koyduğu yasağa rağmen bir türlü engel olamaz kendine. Artık o çoban tanrıçanın karşı koyamayacağı bir arzuya dönüşmüştür. Oysaki Selene her zaman ihtiyatlı ve kendini kaptırmayan bir karaktere sahiptir. Bu dert onu o kadar perişan eder ki artık Endymion’u görmeden yaşayamaz hale gelir. Erkek kardeşi Heleos’un (Güneş) yer yüzündeki gezintisini bir an önce bitirmesini diler bütün gün boyunca. Heleos’un yolculuğu bitince Selene hemen gümüş savaş arabasına biner ve yer yüzüne çıkarak atlarını dört nala göklere sürer. Bir yandan da gözleri Endymion’u aramaktadır.

Endymion çoğu gece Selene’nin onu seyretmesine imkan tanıyacak biçimde göl kenarında oturup suyu seyretmektedir. Ama bir gece Selene gökyüzüne bakındığında onu göremez. İçine bir kuşku düşer. Endymion’un başına bir şey geldiğinden korkmaktadır. O telaş içinde ne yapacağını bilemezken Endymion ağaçların arasından çıkagelir göl kenarına. Kendini usulca yere bırakır. Bir süre sessizce suyu seyrettikten sonra bir anda başını Selene’ye çevirir. Selene’nin kalbi duracak gibi olur. Gözlerini Endymion’dan ayıramaz. Endymion da sanki Selene’yi ilk kez görüyormuş gibi hayran hayran bakmaktadır. Birkaç saniyelik bu bakışmanın ardından Endymion söze başlar;

“ Ne kadar da güzelsin Ay! Kim bilir senin gözlerinden nasıl da geniştir bu Dünya! Kim bilir Olimpos ne kadar güzeldir, senin yatağın, evin! Ama bir de bana bak. Basit bir çobandan ibaretim. Elimde hiçbir şeyim yok. Sen istediğin gibi hiçbir derdin olmadan keyif çatarken, güneşin yeryüzünü aydınlattığı hasat zamanlarında birbirinden güzel hülyalarla gözlerini dinlendirirken ben koyunlarımı kurtlardan korumak zorundayım! Nasıl da isterdim sana ulaşabilmeyi..”

Selene ne yapacağını bilemez. Sevgilisinin çağrısına cevap vermek ister ama Zeus’un kuralları kesindir. Yeryüzündeki bir ölümlüyle, Olimpos’a ait bir tanrıçanın aşkı kabul edilemez. Ama Selene aşkıyla Tanrıların Tanrısı arasında kalınca ne yapacağını bilemez. Endymion hala gözlerini dikmiş Selene’ye bakmaktadır. Selene yüreğindeki bu çarpıntıya daha fazla dayanamaz ve arabasından inerek yeryüzüne süzülür. Endymion’un yanına, göl kenarına iner. Endymion şaşkın gözlerle biraz da korkarak Selene’ye bakakalır. Selene ondan birkaç adım uzakta durmaktadır. Yıldızlar bile ışıldamayı bırakıp merakla gözlerini Selene’yle Endymion’a çevirirler. Endymion sonunda konuşacak cesareti bulur ve

“Göklerden inen bu kadar güzel bir kadın mutlaka tanrıça olmalı…” der.

Bunun üzerine Selene tatlı bir sesle Endymion’a ilahi bir ezgi mırıldanmaya başlar. Bu ezgi Ay Tanrıçası Selene’nin çoban Endymion’a duyduğu aşkı anlatan bir ezgidir. Endymion duyduğu bu kutsal ezgi ve büyülü ses karşısında direnemez ve anında Selene’ye aşık olur. Selene’yi dinlemekten kendini alamaz. Selene usulca ona doğru yaklaşır ve kollarını ona sarar. Sevgililer bütün gece birbirlerine sarılıp aşklarını mırıldanırlar. Fakat gün ağarmaya başlar ve Selene’nin gitme vakti gelir. Endymion sevgilisinden ayrılmak istemez ama onu tutabilecek bir yol bulamaz. Selene erkek kardeşi Heleos’un arabası görünene kadar Endymion’un yanında kalır. Ardından da Olimpos’a geri döner. İçinde hem sevinç hem hüzün vardır şimdi. Sevgisine karşılık bulmuştur ama Zeus’un bunu duyduğu zaman ne yapacağından çok korkmaktadır. O sırada kız kardeşi Eos (Şafak) yanına gelir. Selene’nin ne kadar dertli olduğunu görünce ona üzülür ve yardım etmek ister. Birlikte bir plan hazırlarlar. Ardından Zeus’un yanına giderler. Zeus onları karşısında görünce şaşırır ve ne istediklerini sorar. Bunun üzerine Eos;

“Tanrıların Tanrısı Zeus ve Baş Tanrıçamız Hera uğruna bir şenlik hazırladık.” Der.

Zeus ve Hera kibirlerinden ötürü hiçbir şeyden şüphelenmezler ve Eos’la Selene’nin hazırladığı şenliğe katılırlar. Şenlik gerçekten de Tanrılara yaraşırdır. Müzik tanrısı Apollo en iyi arplarını ve çalgılarını getirmiş, şarap Tanrısı Dionysos en iyi içkileri içirmiş, Afrodit her yeri çiçeklerle ve esanslarla süslemiştir. Şaraplar ve etler hiç bitmez. Üzümler, incirler, erikler, narlar sürekli masalarda dolaşır. 3 gün 3 gece şenlik devam eder. Bunun üzerine keyfi iyice yerine gelen Zeus ve Hera, Selene ve Eos’a dönerek;

“Bu şenlik karşılığında istediğiniz bir şeyi yerine getireceğim. Ne dilerseniz..” der.

Bunun üzerine Selene öne çıkarak;

“Tanrıların Tanrısı Zeus, ben Olimpos kurallarına karşı geldim. Yüreğimi yeryüzünde bir ölümlü olan Endymion’a verdim. Ben bir tanrıçayım ve onunla yeryüzünde olamam. Ama eğer ona ölümsüzlük bahşedersen onu Latmos Dağı’nda bir mağraya gizlerim ve onu kimse görmez.” Der.

Zeus müthiş öfkelenir, kurallarına karşı gelinmesi onu çok kızdırır. Ama evlilik Tanrıçası Hera, Selene’ye acır. Zeus’un gönlünü hoş tutmak ve Selene’yi de bu dertten kurtarmak için;

“Endymion’a ölümsüzlük vereceğiz. Ama geceleri ay göklerde yükselene kadar uykudan uyanmayacak. Latmos Dağı’nda ayla buluşana dek uyuyacak. Ay gökyüzünü terk ettiğinde de sonsuz uykusuna geri dönecek. Ayın 28 günlük evresini tamamlayıp 3 gün yer yüzüne çıkmadığı zamanlarda da 3 gün boyunca Endymion’u görmeyeceksin.” Der.

Bunun üzerine Zeus da Selene de kabul eder ve Endymion’u Latmos Dağı’nda gizli bir mağaraya saklarlar. Endymion her gece Selene’yi görmek uğruna sonsuz uykuyu kabul eder ve dünyayı terk ederek sonsuza kadar Selene’yi o mağarada uyuyarak beklemeye razı olur. Selene de her gece Endymion’un yanına süzülerek sevgilisini kollarına alır. Tüm gece birlikte olurlar. Gün ışımaya başladığında da Selene sevgilisinin kollarından ayrılarak Olimpos’a geri döner, Endymion da Selene mağarayı terk ettiği an uykuya dalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.