Genel Hikaye Önyargı Öyküleri

Fareyi Kedi Sanmak

Dış dünyadan tamamıyla izole bir köy vardır. köye günün birinde bir yabancı gelir. Küçük bir çocukla arkadaş olur.  Ancak bir süre sonra ayrılık vakti gelip çatar. Küçük çocuk çok üzülmekte ve yabancının gitmesini hiç istememektedir. Yabancı köyden ayrılırken, küçük dostuna teselli olarak bir veda armağanı vermek ister. Bir kedi. Şöyle der:

“Bak, bu senin için bir kedi! Ne tatlı değil mi?”

Ama gerçekte bu kedi, aslında gri renkli, küçük bir faredir. O güne kadar köyde hiç kimse bir kedi ya da bir fare görmemiş olduğu için hiç kimse bir şeylerin yanlış olduğundan şüphelenmez. Herkes bu küçük, tatlı, gri “kedi”yi çok sever. Sevmek de ne kelime, bütün köy, gerçekte fare olan bu “kedi”ye bayılmaktadır! Çocuğun bütün akrabaları “kedi”yi pek överler, çünkü daha önce hiç kedi görmemişlerdir.

Yıllar böyle geçip gider ve bu küçük, gri “kedi” beslenir ve sevilir. Kedinin sahibi olan çocuk artık büyümüştür. “Gri Kedi” de artık yaşlanmıştır. Bir gün köye dışarıdan başka bir yabanı gelir. Köydeki herkesin gri bir fareyi “kedi” olarak beslediklerini görünce, genç adama şöyle der:

“Faren de pek güzelmiş!”

Kedisine fare dendiği zaman artık bir yetişkin olan genç adam “hayır o bir kedi” diyerek itiraz eder. Yabancının ısrarla “kedi”nin fare olduğunu iddia etmesi karşısında, inandığı şeyi inatla savunmak ister:

“Bu bir fare değil, bir kedi! Bütün yaşamım boyunca biliyordum bunu. Sadece ben değil, köydeki herkes biliyor. İstediğine sorabilirsin!”

Tahmin edilebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması ve köydekilerin ikna olması çok uzun zaman alır. Çünkü çoğunluğun aynı inancı savunduğu durumlarda, azınlıktakilerin doğruyu söyleyip söylemediklerinin bir önemi yoktur.

Bağnazlığın karakteri böyledir. Bir doğruyu yanlışa olan inancı karakter haline getirmiş bir topluluğa kabul ettirmek çok zordur. Hele bir de çoğunluk doğrunun ne olduğu hakkında bir fikre sahip değilse, bunu onlara anlatmak neredeyse imkansıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.