Genel Psikoloji Zeka Kuramları

Howard Gardner’ın Çoklu Zeka Kuramı

Howard Gardner Kimdir?

1943 doğumlu Howard Gardner halen Harvard Üniversitesinde çalışmalarına devam eden Amerikan bir psikologdur. Standart psikometrik araçlarla ölçülebilen tek bir zeka olduğuna dair geleneksel kurama karşı çıkan Gardner, ilk kez 1983 yılında her bireyin birbirinden farklı pek çok zekasının olduğu ve bunların her birinin kendine özgü bir biçimde geliştiği ve çalıştığı tezini ortaya atmıştır. İnsanların daha başarılı olduğu değişik alanlar bulunduğunu ve bu alanlarda zekaya dayalı büyük beceriler gösterebildiğini ifade ederek “Çoklu Zeka” teorisini ortaya atmıştır.

Gardner’a göre zeka, gerçek yaşam problemlerini ya da hayatın içinde karsılaşacağımız zorlukları teker teker çözmek, işe yarar ürünler üretmek ve yeni problemler bulmak ya da yaratmak için gerekli olan problem çözme becerilerinin kullanılmasıdır. Gardner ayrıca zekanın biyopsikolojik bir potansiyel olduğunu ve kültürel değerlerden derinlemesine etkilendiğini savunmuştur.

Gardner’ın Çoklu Zeka Kuramını Anlamak

Çoklu Zeka Kuramına göre insan aklı/beyni milyonlarca yıl içinde 7 değişik beceri alanı geliştirmiştir. Bunlar dilsel, mantıksal-matematiksel, müziksel, alansal, sosyal ve kişiye dönük zeka olarak adlandırılır. Daha sonra yapılan araştırmalarla bu alanlara bir beceri alanı daha (doğacı zeka) eklenmiştir. Her sosyal rol bu zekaların bileşimini gerektirmektedir.

Gardner’a göre herhangi bir alanla ilgili olan bir işin yapılmasında genellikle birden fazla zeka türü kullanılmaktadır. Örneğin matematik alanındaki faaliyetler genellikle, mantıksal-matematiksel ve uzaysal zekanın birlikte çalışması gerektirmektedir. Bunun yanında bir alanda yetenekli olmanın birden çok yolu bulunmaktadır. Uzaysal becerilerde çok az yeteneği olan bir birey, temel olarak sözel ve mantıksal-matematiksel zekaya dayanan anlamsal stratejileri kullanarak, uzaysal görevlerle ilgili çok yüksek düzeyde başarı elde edebilmektedir.
Gardner’in çoklu zeka kuramında bahsettiği sekiz tür zeka ayrıntılarıyla şöyledir:

Dilsel/Sözel Zeka:

Dilsel zeka, sözcükler zekası ya da bir dilin temel işlemlerini açıkça kullanabilme yeteneği olarak belirtilmektedir. Gardner; okuma, yazma, dinleme ve konuşma ile iletişim sağlamanın bu zekanın en belirgin özelliği olduğunu ileri sürmektedir. Sözel/dilsel zekası gelişmiş olan kişilerin genelde şair, yazar, gazeteci gibi mesleklere sahip oldukları görülmektedir. Bu zekanın çocukluktaki göstergeleri; tutarlı ve zenginleştirilmiş hikayeler üretme, yaşadıklarını doğru ve etkili şekilde kaydetme olarak görülmektedir.

Mantıksal/Matematiksel Zeka:

Mantık/matematiksel zeka, sayılar ve akıl yürütme zekası olarak belirtilmektedir. Mantık/matematiksel zeka, bilimsel hipotezi sınıflandırma, öngörü, öncelik verme, neden sonuç ilişkisini anlama becerilerini içermektedir. Fen Bilimlerinde, sosyal alanlarda, edebiyatta ve daha birçok alanda sözcükleri kullanabilme, okuma, yaratma, yabancı dil öğrenme, model inşa etme, interneti kullanma ve müzik notalarını öğrenme biçiminde uygulamaya yansıdığı ileri sürülmektedir. Bu zekaya sahip yetişkinlere matematik, fizik gibi bilim dallarıyla uğraşan bilim insanları örnek gösterilebilir.

Mekansal/Uzaysal/Görsel Zeka:

Görsel-uzaysal zekaya sahip insanlar; yer, zaman, renk, çizgi, şekil, biçim, desen gibi olgulara ve bu olgular arasındaki ilişkilere karşı aşırı duyarlıdırlar. Mimarlık, mühendislik, satranç oyunculuğu, denizcilik, pilotluk, gibi meslekler görsel-uzaysal zeka ile faaliyet gösteren işlerden bazılarıdır.

Müzik Zekası:

Sesleri ayırt edebilme, ritim, tını duyarlılığı, melodiyi doğru biçimde duyabilme, beste yapabilme becerileri bu zeka türündedir. Bu zeka türü; müzik temalarını ve makamları duyup ayırt edebilen, ritim tutabilen, tınıları ayırt edebilen ve en gelişmiş haliyle müziksel performans gösteren veya beste yapabilen kişileri kapsar.

Bedensel /Kinestetik Zeka:

Bu zeka türünün bedensel olarak gerçekleştirilen hareketlerin tümüyle ve ellerin hareketleri ile ilgili olduğu belirtilmektedir. Beden hareketlerini kontrol etmeyi ve yorumlamayı, fiziksel nesneler ile uğraşmayı, beden ve zihin arasında bir uyum oluşmasını sağladığı ileri sürülmektedir. Dansçılar, atletler, cerrahlar, el sanatı icra edenler bu yeteneğe sahip insanlar arasında gösterilmektedir.

Sosyal Zeka:

Sosyal zekaya sahip insanlar çevrelerinde bulunan insanların duygularını, ilgilerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılamada oldukça başarılıdırlar. Sezgileri güçlüdür. Gardner’a göre bu zeka türü; öğretmen, psikolog, satıcı, politik liderlerde, terapistlerde görülür. Bu zekanın çocuktaki göstergesi; genelde sınıfta ve arkadaş çevresinde lider pozisyonunda olmadır. Gardner’a göre bu zeka türüne sahip insanlar başkalarının ihtiyaçlarına ve hislerine her zaman duyarlılık ve saygı gösterirler. Ayrıca sosyal zekanın gelişmiş olması kişiye geniş bir çevre, sevilen kişi olma, kabul edilme gibi avantajlar sağlar.

İçedönük/İçsel Zeka:

Bireyin kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olması bu zeka türüne ait özelliklerdir. İçsel zekanın ilgi alanının; kendi kendinin farkında olma, kendini anlayabilme ve kişinin iç dünyasıyla ilişki kurabilme özelliği olduğu belirtilmektedir. Gardner’a göre toplumda; kendi davranışlarını, sosyal etkileyiciler ile birleştirip yorumlama konusunda yetenekli kişiler içsel zekası gelişmiş kişilerdir.

Doğa Zekası:

Doğa zekasına sahip olanlar doğa duyarlılığı geliştirir. Doğaya katkıda bulunmak ister. Toprakla hayvanlarla uğraşmayı, bitki yetiştirmeyi çok severler. Doğa zekası yüksek kişiler, doğayı ve doğadaki canlıları inceleyip çıkarımlar elde etme konusunda başarılıdırlar. Doğa zekası daha çok tıp, botanik, veterinerlik, ziraat, avcılık gibi meslek gruplarında görülür.

Sonuç olarak; Gardner’a göre bütün insanlarda yukarıda sayılan zeka türlerinden biri veya birkaçı mutlaka bulunmaktadır ve bu zeka türleri koordineli bir şekilde hareket etmektedir.

Ayrıca burada belirtmek gerekir ki, akademik başarı; genellikle bir insanın ne kadar potansiyeli olduğunun, ne kadar zeki olduğunun veya ne kadar ileri gideceğinin en iyi göstergesi değildir. Geleneksel zeka testlerinden çok yüksek puan alan bir insan, sosyal ilişkiler söz konusu olduğunda tutukluk yaşayabilir. İş çevrelerinde, sosyal hayatta, ikili ilişkilerde veya sportif faaliyetlerde başarılı olmak da zeka gerektirir. Başka bir deyişle, Gardner’a göre Einstein’ın Michael Jordan’dan daha zeki olduğunu söyleyemeyiz.

Eğer çoklu zeka kuramını eğitim sistemine entegre edebilirsek, toplumdaki her bireyin hangi alanda başarılı olacağını önceden saptayabiliriz. Böylece şimdiki sistemle potansiyeline ulaşamadan yitip giden zekalar, topluma kazandırılabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.