Genel

İki Dirhem Bir Çekirdek Deyimi Ne Ne anlama Geliyor?

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Keçiboynuzu; hani küçükken elimize tutuşturulan ve katır kutur yememiz için çok ısrar edilen o kakao tadındaki sağlıklı bitki… Hepimiz onu yerken aynı sıkıntıyı çekip, o asla zarar görmeyen ve dişimize denk geldiğinde çenemizi ağrıtacak güçlü o çekirdeklere denk gelmişizdir. Peki nasıl oluyor da o çekirdeklerin günümüzde en değerli ve en pahalı taşlar olarak kabul edilen elmas ve pırlantayla doğrudan bir ilişkisi var?

Keçiboynuzu ister 3 cm olsun, ister devasa büyüklükte uzayıp serpilsin; dünyada her çekirdeğinin eşit ağırlıkta geldiği tek bitkidir. Çekirdeklerinin şekilleri aynı olmasa bile tarttığınızda bütün keçiboynuzu çekirdeklerinin ağırlığı 200 mg olarak ölçülür.

Eskilerden hatırlarsınız. Manavda pazarda tartı aletlerinin terazilerine 250 gr, 500 gr, 1 kilogram gibi ağırlık demirleri konulur meyve sebze bu şekilde tartılırdı. Bugün kullandığımız kilo, gram gibi ağırlıkların olmadığı Arap kültüründe de eşit bir ölçü yakalayabilmek için çeşitli uğraşlar verilse de her ticaret yapan üreticiye ulaşabilecek bu demirlere benzer ortak bir ağırlık birimi bulunamadı.

Önce “2 avuç dolusu” diye bir ağırlık ölçüsü icat edildi; bunun adına ise “manah” denildi. Fakat her elin avucu bir olmadığı için bu ağırlık ölçütü çok uzun soluklu olmadı. Bunları takip eden dönemde keçiboynuzu çekirdeklerinin her birinin eşit ağırlıkta olduğu bilgisi artık kulaktan kucağa yayılmıştı.

Karatın yaklaşık olarak M.Ö 500’de Ortadoğu’da mücevher işi ile uğraşan uzmanlar tarafından kullanılmaya başlandığı kabul edilmekte. Karat hesaplanması yalnızca hassas teraziler üzerinde gerçekleşmektedir. Karat değeri yüksek pırlanta çoğu zaman daha büyük olarak kabul edilmektedir. Karat yüksekliği arttıkça pırlantanın değeri oldukça yükselir ve bulunma ihtimali azalır. Gram cinsinden karat hesabı ise 5 karat 1 grama denk gelmektedir.

Derken önce Selçuklular’da ardından da Osmanlı’da ölçü birimi olarak bu çekirdekler kullanılmaya başlandı. Keçiboynuzunun Arapça ismi olan “carrat” bu ağırlık tartma geleneğine adını vermiş oldu. Tohumlu bitkiler içinde yalnızca keçiboynuzu, uzun süre suda bekletildikten sonra filiz verebiliyor. Yani keçiboynuzunun içine su alma olasılığı çok az ve çok da uzun bir zamana bağlı. Meyvesinden çıktıktan sonra son ve sabit ağırlığını alıyor.

Toplam 16 çekirdeğin bir araya geldiğinde oluşturduğu ağırlığa da “dirhem” denildi. 3,2 grama tekabül eden dirhem’le kahve, safran gibi zor ölçülen şeyler artık kolayca ölçülebilmeye başlanmıştı.

Bu dönemlerde çıkartılmış Osmanlı altının tam ağırlığı 6,620 gr ağırlığındaydı. Bunun keçiboynuzu çekirdeğiyle ölçümü ise tam olarak 33 çekirdeğe denk düşüyordu. 16 adet çekirdek 1 dirhem olduğu için ve 1 çekirdek de 200 mg olduğu için bu değerli altının adı 2 dirhem 1 çekirdek olarak kaldı. Osmanlı döneminde lüks kumaşlar ve onları diken terziler bu işi altın karşılığında yaptıkları için çok şık giyinen kişilere “2 dirhem 1 çekirdek gibi” denilmesi de buna dayanmaktır derler.

Gelelim pırlanta ve elmasa; keçiboynuzunun Arapçadaki ismi olan “carrat” zamanla 1 adet çekirdeğin ağırlık ismi yerine geçti. 1 karat pırlanta denildiğinde aklınıza 1 küçük keçiboynuzu çekirdeği yani 200mg’ı getirebilirsiniz 🙂

Pırlanta ve değerli diğer taşların ve hatta o dönem ticareti çok zor olan değerli baharat ve gıda maddeleriyle küçücük bir keçiboynuzu çekirdeğinin arasındaki ilişki işte böyle şekillenmiş. Günümüzde ağırlık birimlerine sahip olmamızın atalarından diyebileceğimiz bu minik bitki çekirdeğine artık farklı bir gözle bakacağımız kesin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.