Genel Resim Sanat

İran’lı Resim Sanatçısı Ali Miri’den Bizi Çocukluğumuza Götüren Çizimler

Çizdiği resimlerle insan hayatına etkili dokunuşlar yapan İranlı Ressam Ali Miri, çizimleriyle insanların hafızasının köşesinde kalan hatıralarını gözler önüne seriyor.

İran’ın en büyük kentlerinden biri olan Mashaad’ta dünyaya gelen Ressam Ali Miri, illüstrasyonu çok sevdiğini ve bu alanda profesyonel bir kariyere sahip olduğunu dile getiriyor.

Sanat hayatına bilinçli bir şekilde başlamadığını ve sanatın, hayatı boyunca kendisinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Ressam Miri, çocukken herhangi belirgin bir sebep olmaksızın hayatının her sahnesini hafızasına atarak, her fırsat bulduğunda da yeni görüntüler ve çizimler yarattığını belirtiyor.

Daha sonraları ise zaman içerisinde bu yeteneğini, bir kariyere bir mesleğe dönüştürdüğünü söyleyen Ressam Ali Miri, ilk profesyonel çiziminin de resmi olarak 1993 yazında kullanıldığını aktarıyor.

Sanatın, toplumsal etkileşim açısından güçlü bir iletişim yolu özelliğinin bulunduğunu ve öneminin de inkar edilemez olduğunu vurgulayan Ressam Miri, bilgiyi diğer insanlara taşımak için farklı yolların kullanıldığını, bunlardan en yaygın olanlarının ise yazışma ve konuşma olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Ama bazen duygu ve düşünceler, kelimeler ve cümleler aracılığıyla uygun bir şekilde anlatılamaz. İşte bu noktada sanat gibi diğer iletişim yolları kullanılabilir. Ve bu daha derin ilişkiler yaratır. Sanat, tarifsiz duygu ve düşüncelerimizi anlatmak için en iyi araçlardan biridir.”

Ali Miri, her bir sanat eserinin vücut ve ruhtan oluştuğunu, bir sanat eserinin gövdesinin de beceri ve tekniklere dayandığını vurguluyor. Ruhun ise sanatçının içsel düşünce, hafıza ve duygularını yansıttığını dile getiren Ressam Miri:

“Sanat eserini yaratan kişi bilinçsiz bir şekilde enerji ve hislerini sanat eserine koyar. Sanat eserinin etkinliliğini değerlendirirken kısmen beceri ve tekniğe bağlı kalınmalıdır. Ama sanatçının karakteri sonuçlar üzerinde çok büyük bir etkiye sahiptir. Bu yüzden bir sanatçı asla öz farkındalığını geliştirmeyi durdurmamalıdır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Sosyal medyada oldukça beğenilen ve 90’lı yılların yaşamını konu alan illüstrasyonları, asla dikkat çekmek için yapmadığını söyleyen Ressam Miri, sadece sanatını kullanarak kendisi ile yetişkinliği arasında bir bağ kurmak istediğini aktarıyor.

İnsanların her bir çizimde olduğunu, gördüğü şeylerin ise önceden ve doğrudan kendi çocukluğunda, kendisi tarafından görülen şeyler olduğunu dile getiren Ressam Ali Miri:

Sanırım insanların hoşlandığı ve iletişim kurduğu şey geçmişimle olan masum ilişkim ve bunu böylesine dürüstçe portrelememdir. Özellikle bize yakın olan toplumlardan insanlar bu sanat eserleriyle hatıralarından söz etmekte.” diyor.

Ressam Miri, eserlerinin kendileri hakkında konuşmalarını ve kendilerini ifade etmelerini istediğini belirterek, ona göre bir sanat eseri ortaya çıkardığını dile getiriyor.

Üzerinde çalışmış olduğu eserlerinde, bireyin resme baktığında kendi hayatından izler görmesini istediğini ve kendisini de insanın hayat kesitini resmetmeyi başaran bir sanatçı olarak niteleyen Ressam Ali Miri, sözlerini şu şekilde sonlandırıyor:

“Sanırım günümüz toplumunda teknolojinin ilerlemesinin ve her şeyin makineleşmesinin öz farkındalığımız ve içimizdeki çocukluğa negatif bir etkisinin olduğundan bahsetmek hayatidir. Çevremizdeki güzelliği ve pozitifliği görmek için bazen dünyaya içimizdeki çocuğun gözlerinden bakmamız gereklidir. Bu basit eylem daha iyi bir insan daha iyi bir toplum için bir parçadır/adımdır.”

Eserlerinde incelikle yansıttığı geleneksel hayat temalı çizimlerle dünyanın sayılı illüstrasyon sanatçıları ve ressamları arasında gösterilen İranlı Ali Miri’nin “Teknoloji ve tüketim toplumunun bizden çaldığı mutluluğu anlatmak istiyorum.” dediği eserleri dünyada olduğu kadar Türkiye’de de büyük ilgi görüyor.

Çalışmalarındaki temel amacı “Geleneksel yaşamın huzur ve içtenlik dolu ruhunu yansıtarak modern yaşamın yalnızlaştırıcı etkisiyle mücadele” olarak tanımlayan Miri, çocukluğunda hafızasında yer etmiş anları resmederek günümüze taşıyor.

Çocuk yaşta başladığı resim sanatına 30 yıldır aralıksız devam eden Miri, 21. yüzyılda insanların yaşamlarının, aile hayatlarının, çocukluk ve yaşlılık dönemlerinin geri dönülemez bir biçimde değiştiğini fark ederek eserlerinde önemli bir değişikliğe gitti.

Değişen dünyada “temiz mutlulukları” unutturmamak için başlattığı geleneksel yaşam illüstrasyon çizimleriyle İran’da olduğu kadar dünyada ve Türkiye’de de büyük ilgi gören Miri, Zoom programı üzerinden AA muhabirine, sanat anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Birçok sanat dalının yoğun olarak icra edildiği bir ortamda çocukluğundan beri resimle uğraştığını söyleyen Miri, ilk resminin 27 yıl önce bir kitapta yayınlandığını, ardından birçok farklı türde eserler verdiğini belirtti.

Sanat hayatı boyunca özellikle çocuklar için eserler ürettiğini anlatan Miri,

“Bu işe bir anda girmedim. Bir anda bir karar almadım. Toplumda gördüğüm değişim ve dönüşüm beni çok etkiledi. Aslında nostaljik işlere girmek bir koku, bir şarkı, bir melodi gibi bizi geçmişe götürür. Ben de geçmişimin izinde bu kararı aldım.

Çocukluğumu hatırladığımda hissettiğim ‘hüzün dolu mutluluk’ beni bu tarz çizimlere yöneltti. Bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştim ama ilk çizimimden itibaren eserlerim büyük beğeni topladı. Çünkü bence eserlerim sadece benim değil herkesin çocukluğunda, geçmişinde bir duyguya bir anıya tekabül ediyor.” diye konuştu.

Miri, geleneksel yaşam kodlarının dünyanın birçok ülkesinde benzer aile yapılarının doğmasına neden olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Dünyadaki kültürel değişimleri yakından takip ettiğini ve bu değişimlerin yeni eserler ortaya koyması için kendini daha çok motive ettiğini dile getiren Miri, eserlerindeki hedefleri şu sözlerle anlattı:

“Şimdi tüketim dünyasında yaşıyoruz ve eşyayı satın aldığımızda mutlu olacağımıza inandırılıyoruz. Mutluluğun dış dünyayla ilgili olduğu inandırılmaya çalışılıyor. Ben kapitalist topluma sayfalarca eleştiri yazacağıma çizimlerimle o eski mutlu günleri tasvir ediyorum ve mücadelemi bu şekilde yapıyorum. Eserlerim geleneksel yaşamda çok da fazla eşyaya sahip olmadığımız ama mutlu olduğumuz günlerin bir yansıması aslında.”

Birkaç yıl önce İstanbul’a geldiğini ve şehri uzun uzun inceleme fırsatı bulduğunu anlatan Miri, İstanbul’daki incelemelerinin ardından sanat ve kültür için sınırların olmadığını fark ettiğini dile getirdi.

Ressam Ali Miri, sözlerine şöyle devam etti:

“Sınırlara inanmıyorum. Benim için sınır yok aslında, siyasi sınıra çok fazla inanmıyorum. İnsanlar coğrafi ve kültürel olarak birbirine karışmış durumda. Türkiye ve İran arasındaki yakınlık ve kültürel bağlar geçmişten kaynaklanıyor. En çok Türkiye’den yorum alıyorum. Özellikle Türkiye’nin doğusundan çok güzel tepkiler alıyorum. Farsça yazanlar oluyor. Bunun sanki bir Türk sanatçı tarafından çizildiğini zannettiklerini söylüyorlar. Bu benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Bu ilgi beni cezbediyor.

Türkiye’den ilgi görmek mutluluk verici. Türkiye’den gelip belgesel yapanlar olmuştu. Çalışmalarımın Türkiye’deki sosyal medya hesaplarında sık sık paylaşılması harika. Türkiye’deki takipçilerime elimden geldiğince cevap veriyorum. Desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Şunun altını bir kez daha çizerek söylüyorum, Türkiye’yi ve Türk insanını yabancı olarak görmüyorum. Aynı kültürel ve tarihi kaynaklardan beslenen insanlarız.”

 

Türkiye ve İran’ın kültürel kodlarının birbirine çok yakın hatta birçok noktada ortak olduğunu dile getiren Miri,

“Ama zamanla bunlar ayrıldı. Batılı yaşam formlarının Türkiye’de daha etkili olduğunu düşünüyorum. İran’da sınırlar ve bazı sebeplerden dolayı bu etki nispeten daha az. Bunu iyi ya da kötü olarak değerlendirmiyorum. Sadece kültürlerin farklılaşmasındaki etkenlerden birisi. Türkiye’den gelen tepkilerde genelde geçmişe özlem, çocukluk ve geleneksel yaşamın mutluluk sağlayan yapısından bahsediliyor.” ifadesini kullandı.

Miri, ülkesine uygulanan ambargolar yüzünden eserlerini yurt dışına çıkarmakta zorlandığını, Türkiye’deki firmalarla çalışmayı çok istediğini söyledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.