Genel Gökbilim Güneş Sistemi Uzay Uzayın Keşfi

Kuiper Kuşağının Keşfi

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Kuiper Kuşağı, Neptün Gezgeni’nin ötesindeki alana verilen addır. Edgeworth-Kuiper Kuşağı adıyla da anılmaktadır. Bu alanda cüce gezegenler (Pluto, Sedna vb.) uydular (Charon, Nix vb.) ve yüz binlerce irili ufaklı gök cismi yer alır. Asteroit Kuşağı gibi halka şeklindedir ve bazen bu alanla karıştırılır. Kuşak hakkında yazılan ilk makale Gerard Kuiper tarafından yazılmıştır ve adını bu gökbilimciden almıştır. Bu alanda keşfedilen cisimlerin ortak adı “Neptün Ötesi Cisimler”dir. Kuşağın belli bir başlangıcı ve sonu yoktur ancak kabaca Güneş’ten 5 ile 15 milyar kilometre arası alanı kapsar. Kuşağın içerisinde 400’e yakın gezegenimsi gökcismi keşfedilmiştir. Ayrıca çapı 50 kilometreden büyük yaklaşık 100 bin gök cismi yer alır. Bu alanda yer alan cisimlerin hemen hemen hepsi Güneş’e uzaklığı nedeniyle buzla kaplıdır. Yüzey sıcaklıkları ortalama olarak -240 derece civarındadır.

Gerard Kuiper, güneş sistemi üzerine yaptığı geniş kapsamlı çalışmaları nedeniyle modern gezegen biliminin babası olarak kabul edilen Hollanda doğumlu bir gökbilimcidir. Kuiper, adını taşıyan Kuiper Kemeri ile de bilinir. Kuiper Kemeri 1951’de Kuiper tarafından önerildi ve kısa süreli kuyruklu yıldızların kaynağı olarak Neptün’ün yörüngesi dışındaki küçük gezegenlerin disk şeklinde bir bölgesinden oluşuyor. Kısa süreli kuyruklu yıldızlar, 200 yıldan kısa bir sürede güneşin etrafında tam yörüngeler yapan kuyruklu yıldızlardır.

Kuiper’ın diğer önemli keşifleri, Satürn’ün 1944’te uydu [ay] Titan atmosferi, 1948’de Mars’ın karbondioksit atmosferi, Uranüs’ün 1948’de de uydusu Miranda ve 1949’da Neptün’ün uydusu Nereid’den oluşuyordu.

Kuiper astronomiye erken bir ilgi duydu ve astronomi okumak için Leiden Üniversitesi’ne girmeyi başardı. O zamanlar Leiden Üniversitesi güçlü bir astronomi bölümüne sahipti ve Kuiper tanınmış danışmanlarla ve daha sonra astronomi alanında tanınan öğrencilerle çalışabildi. Diğer öğrenciler Bart Bok ve Pieter Oosterhoff ile arkadaş oldu ve danışmanlarından bazıları Antonie Pannekoek, Willem de Sitter, Jan Woltjer, Jan Oort, fizikçi Paul Ehrenfest ve fizikçi Paul Ehrenfest ve doktora şefi Ejnar Hertzsprung idi.

Kuiper, Leiden Üniversitesi’nde ikili yıldızlarla ilgili doktora tezini tamamladıktan sonra 1933’te Amerika Birleşik Devletleri’ne taşındı. California’daki Lick Gözlemevi’nde Robert Grant Aitken ile birlikte çalıştı. 1935’te Harvard Koleji Gözlemevi’ne katıldı ve 1937’de Şikago Üniversitesi’nin Yerkes Gözlemevi’ne taşındı ve 1960’a kadar büyük ilişkisini korudu.

1960’lı yıllarda Kuiper, Ranger ay sondası programının baş bilim adamıydı ve Ranger fotoğraflarının analizi yoluyla ayda iniş kaza yerlerinin seçilmesinden sorumluydu. Ay iniş programı üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde Surveyor ve Apollo Programları için iniş yerlerinin belirlenmesine yardımcı oldu.

1975 yılında Kuiper ölümünden sonra kızılötesi astronomi geliştirmedeki öncü çalışmaları nedeniyle Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi [NASA] tarafından onurlandırıldı. NASA, havadaki kızılötesi teleskopunu “Kuiper Havadan Gözlemevi” olarak adlandırdı.

Kuiper ayrıca astronomi üzerine iki ansiklopedik eserin üretimine katılımıyla bir miras bıraktı. 1953-1958 döneminde tamamlanan dört cilt ansiklopedisinin editörüydü ve daha sonra 1960 ve 1953 yılları arasında tamamlanan dokuz ciltli ansiklopedi olan “Yıldızlar ve Yıldızlar Sistemleri” nin editörüydü. 1968 zaman dilimi.

Kuiper, başarılarından ötürü onurlandırıldı. 1959’da Amerikan Astronomi Derneği Henry Norris Russell Dersi’ni kazandı. Ay’da ve diğer gezegenlerde birkaç krater onun adını aldı. Ay’da, Mars’ta ve Merkür’de Kuiper Kraterleri var. Buna ek olarak, Kui 79 gibi Kuiper sayılarını alan birkaç ikili yıldızın tanımlanmasına yardımcı oldu.

Ölümden sonra tanınan Kuiper, uluslararası gezegen bilimcilerinden oluşan uluslararası bir birlik olan Amerikan Astronomi Derneği Gezegen Bilimleri Bölümü tarafından Kuiper Ödülü’nün kurulmasıydı. Ödül ilk kez 1984’te verildi. O zamandan beri, Kuiper Ödülü her yıl veriliyor. Kuiper Ödülü, başarıları gezegen sistemleri anlayışını en ileri düzeyde olan bilim insanlarına Amerikan Astronomi Derneği tarafından verilen en seçkin ödüldür. Ödülün kazananları arasında Carl Sagan, James Van Allen ve Eugene Shoemaker yer alıyor.

Gerard Kuiper, 7 Aralık 1905’te Hollanda’nın Kuzey Hollanda eyaletindeki küçük bir köy olan Harenkarspel’de doğdu. 20 Haziran 1936’da Sarah Fuller ile evlendi. Çift, Kuiper Harvard College Rasathanesinde çalışırken tanışmıştı. Ertesi yıl, 1937’de Kuiper Amerikan vatandaşı oldu. Kuiper, 23 Aralık 1973’te Meksika ile tatilde iken vefat etti. Kalp krizinden öldü.

Bu alanda yapılan ilk keşif Şubat 1930’da keşfedilen Pluto’dur. Uzun zaman sonra onun en büyük uydusu Charon keşfedilmiştir. Bu tarih ise 1978’dir. Arada yaklaşık yarım asır farkın olmasının en büyük nedeni, teknolojinin uzay alanında henüz yeni gelişmekte olmasıdır. Bu yüzden diğer keşifler yeteri kadar kaliteli gözlem araçlarını beklemiştir. 1990 yılından itibaren irili ufaklı gök cisimleri keşfedilmeye başlanmıştır. 2005 yılına gelindiğinde keşfedilen binlerce gök cismi, Pluto’nun gezegenlikten çıkarılmasında rol oynamıştır. Çünkü Pluto da bu cisimlerden biridir ve onlardan boyut ve konum olarak farkı yoktur. En azından çıkaran bilim insanlarının görüşleri bu yöndedir.

Bu kuşakta Plüton ve onun uydusu Charon dışında ilk keşfedilen cisim (15760) 1992 QB1 adındaki gök cismidir. (15760) 1992 QB1 ise 30 Ağustos 1992 de keşfedilmiştir. Bu cismin keşfinden sonra keşif çalışmaları hızlanmış ve ardı arkası kesilmeyen keşifler başlamıştır. Astronomlar keşif sayısı arttıkça bu alanla ilgili çalışmalarını arttırmış ve NASA, önce Pluto’yu ve sistemini, sonra da Kuiper Kuşağı’nı incelemesi adına 2006 yılında New Horizons (Yeni Ufuklar) adlı uzay aracını uzaya fırlatmıştır.

Bu kuşaktaki en ilginç cisimlerden birisi ise Sednadır. Yörüngesinin aşırı eliptik olması nedeniyle bazen Güneşe Neptünden daha yakın olabilir. Güneşe en yakın mesafesi 75, en uzak olduğu mesafe ise yaklaşık 935 AB’dir (AB, Güneş ile Dünya arasındaki mesafeye denir ve bu mesafe yaklaşık olarak 150 milyon kilometredir) Sedna uzun ve ince yörüngesini yaklaşık 12.000 yılda tamamlar. Ne kadar uzun değil mi?

2005 yılında astronom Mike Brown 2005 yılında Kuiper kuşağında Plüton’dan daha büyük bir nesne bulduklarını açıkladı. Yeni keşfedilen bu nesne Samanyolu galaksisinde bulunan 10. gezegen olduğunu duyurdu. Bu gezegenin adı ise Eris’tir. Günümüzde cüce gezegen olarak kayıtlara geçmiştir. Eris cüce gezegeni Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı hesap edildiğinde 100 katı bir mesafede yer almaktadır.

Güneş’in çevresinde turunu ise yaklaşık dünya yılı ile hesaplandığında 580 yılda tamamlamaktadır (kaynak: NASA) 2008 yılında ise bu kuşakta iki cüce gezegen daha bulunmuştur. Bunlar Makemake ve Haumea’dır.

Ancak 2017 yılında tespit edilen ilginç bir durum vardır. 2008 yılında keşfedilen gezegenlerden biri olan Haumea’nın parlak bir yıldızın önünden geçerken ki görüntüsünün küre şekline benzememesi sonucu bu gezegenin bir cüce gezegen olmadığı tartışılmıştır. Ancak şöyle bir durum var ki bazı astronomların açıkladığı bilgiye göre cüce gezegenlerin çapları ortalaması ile Haumea’nın çapı tutmaktadır buna göre Haumea bir cüce gezegen olarak gösterilmektedir. Bu konuda tartışmalar halen sürdüğü için net bir açıklama bulunmamaktadır.

Kuiper kuşağı içerisinde yer alan en sonuncu keşif ise bir başka cüce gezegen olan 2014MU69’dur. Bu cüce gezegenin önemi ise, Güneş sisteminin oluşumu ile ilgili ciddi bilgiler sağlayabileceği düşünülmektedir. Kuipper Kuşağı;

Kuiper kuşağı Güneş sistemini çevreler ve disk şeklindedir.

200 yıldan küçük olan kuyruklu yıldızlar genel olarak kuiper kuşağından gelmektedir.

Kuiper kuşağında bulunan gök cisimleri büyük gezegenler ve Güneş’in çekim etkilerinden büyük oranda etkilenmektedir. Bu yüzden bu kuşağın içerisinden binlerce asteroit Neptün ve Uranüs gibi gezegenlere çarpmaktadır.

Kuiper kuşağı, çapı 100 km’ye kadar varan milyonlarca buzlu cisim içermektedir.

Kuiper kuşağının içerisinde 100 milyondan fazla gök cismi olduğu tahmin edilmektedir.

Ayrıca halk arasında Kuiper uçurumu olarak da adlandırılmaktadır. Bunun nedeni bu alandaki bazı bölgelerde gök cismi yoğunluğunun birden bire azaldığı yerlerin sık olmasıdır. Tıpkı denize girdiğimiz zaman derinliğin aniden artması gibi ancak en sık bölgeler bile zannettiğiniz gibi asteroitlerle dolu değildir. Genelde 2 gök cismi arasında yüz binlerce kilometre mesafe vardır. Şuan hala Plüto hakkında yeni görseller yollayan Yeni Ufuklar, yakın zamanda Kuiper Kuşağı hakkında da bize yeni veriler ulaştıracaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.