Genel Psikoloji Psikolojik Deneyler

Martin Seligman; Öğrenilmiş Çaresizlik Deneyi

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Kazanılmış başarısızlık sendromu veya öğrenilmiş çaresizlik sendromu, organizmanın göstermiş olduğu tepkilerin sonuca ulaşmaması durumunda, sonucu değiştiremeyeceğine karşı oluşan inanç ile gelen bir ruh hali durumudur. İnsanlarda zamanla oluşan başarısızlıklar karşısında kişinin bir şeyleri başarma isteğini günden güne kaybetmesi sonucunda, belli bir konuda veya genel olarak başarısız olacağına dair bir inanç geliştirmesi ile kendini gösterir.

Teorinin oluşturulması ve deneysel çalışmalar

Kavram, Martin E. P. Seligman’ın 1960’lı yıllarda öğrenme ve korku arasındaki ilişkiyi incelerken Ivan Pavlov’un klasik koşullanma deneyinden yola çıkarak incelenip ortaya konmaya başlamıştır.

Martin Seligman’ın deneyleri ve öğrenilmiş çaresizlik teorisi, 1967 yılında Pennsylvania Üniversitesi’nde depresyona olan ilgisi ile birlikte ve bunun bir alt kolu olarak incelenmeye başladı. Seligman ve meslektaşları, köpeklerle birlikte başladıkları deneylerde, ilk fazda hoş olmayan bir durumdan kaçma seçeneği verilmeyen köpeklerin, çaresizliğe şartlandıklarını, deneyin ikinci fazında hoş olmayan bir durumdan kaçma seçeneği verildiğinde de bu fırsatları kullanmadıklarını gördüler. Deneyler, kediler, fareler ve balıklar ile sürdürülerek benzer sonuçlar elde edildi.

Deneyin amacı, kişinin çaba gösterdikten sonra istediği sonuca ulaşamaması durumunda sonucu değiştiremeyeceğine olan inancın ölçülmesi. Martin Seligman, kişinin bir işi başaramayacağına inandığında kendini çaresiz hissedeceğini ve durumu değiştirmek için başarılı olabilecekken hiçbir şey yapmayacağını düşünüyordu.

Seligman ve Maier tarafından (1967) “öğrenilmiş çaresizlik” üzerine gerçekleştirilen deney iki aşamadan oluşmaktadır. Köpeklerle gerçekleştirilen bu deneyin ilk aşamasında, her köpek aşağıdaki üç koşuldan birisine atanmıştır.

1) Şoktan kaçılamayan koşul: Köpekler bir süre şoka maruz kalmışlardır, fakat köpeklere şoktan kaçabilmeleri için imkan verilmemiştir.

2) Şoktan kaçılabilen koşul: Bu koşulda köpeklere şok verilmiştir, fakat köpekler bir düğmeye basarak kendilerine verilen bu şoktan kaçabilmişlerdir. Ayrıca bu koşuldaki köpekler düğmeye basınca, şoktan kaçamayan köpeklerin de şoka maruz kalmasına bir son verebilmişlerdir.

3) Şokun olmadığı koşul: Bu köpekler şoka hiç maruz kalmamıştır, sadece deneyin ilk aşamasının bitmesini beklemişlerdir.

Öğrenilmiş çaresizlik deneyi için köpekler toplamda 3 gruba ayrıldı. Deney iki aşamadan oluşuyordu. İlk gruptaki köpekler bir kutuya koyuldu ve elektrik şoku verildi. Kutunun içindeki düğmeye bastıklarında şok kesiliyordu. Bu gruptaki köpekler kısa sürede düğmeye basarak şoku kesmeyi öğrendiler. İkinci gruptaki köpeklere de aynı işlem uygulandı ancak onlara verilen elektrik şoku düğmeye basınca kesilmiyordu. Köpekler birkaç defa düğmeye basmayı deneyip sonunda vazgeçmişlerdi. Son olarak kontrol grubundaki köpeklere daha önceden hiç elektrik şoku verilmemişti. Deneyin ikinci aşamasında köpekler kısa bir çitle ikiye ayrılmış bir kutuya yerleştirildiler. Kutunun bir tarafında elektrik şoku varken diğer tarafında yoktu. Elektrik verildiğinde düğmeye basarak elektriği kesebilen grup ile deney grubu çitten atlarken ikinci gruptaki köpekler elektrik akımından kaçmadılar. Yani ikinci gruptaki köpekler çaresizliği öğrenmişti…

İnsanların bilişsel yeteneklerinin ve olayları yorumlama yeteneklerinin farklı olmaları nedeniyle hayvanlarla aynı koşullandırmalara tabi olmayabilecekleri nedeniyle benzer bir çalışma da insan deneklerle gerçekleştirildi. İlk olarak Japon asıllı Amerikalı bilim adamı Donald Hiroto insanlarda da benzer koşullar altında deneyler yaptı ve yine benzer sonuçlara ulaşarak insanlarda öğrenilmiş çaresizlik olgusunu kanıtladı.

Öğretilmiş çaresizlik

Kavramın bilim dünyasına kazandırılmasından sonraki süreçte, yine Martin Seligman’ın yaptığı deney ve incelemeler sonucunda, kendisi deneyip başarısız olan bireylerin (iyi niyetle deneyim aktarımı düşüncesiyle de olsa) çevrelerindeki diğer bireylerin benzer denemeyi yapmalarını engellemeye başladıkları bulgusuna ulaşıldı. Bu da kavramın “öğretilmiş çaresizlik” olarak tanımlanabilecek sosyal boyutunu ortaya koymaktaydı.

Öğretilmiş çaresizlik ve kaybetmişlik kültüründe, çevre tarafından bireylere neleri yapamayacakları o kadar güçlü bir biçimde aktarılır ki, bireyler içindeki başarma güçlerine, önlerindeki fırsatlara ve karşılaştıkları koşullara bakmaksızın, hiçbir denemede bulunmadan peşinen kaybetmeyi kabullenirler.

Belirtiler

Kişi bu durumda genelde depresyona yakın bir ruh hali içine girilebilmektedir. Ne kadar ders çalışırsa çalışsın sınavdan düşük not alan bir öğrencinin, “Nasıl olsa yüksek not alamayacağım.” düşüncesiyle ders çalışmaktan vazgeçmesi öğrenilmiş çaresizlik belirtisidir.

Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur. Ayrıca öğrenilmiş çaresizlik içerisinde olan birinde, pekiştireç ve cezadan kaçmaya isteksizlik vardır. Aslında bir nevi depresyon olarak algılanan öğrenilmiş çaresizlik, bunalımdaki insanların çaresizliği öğrenmesi sonucu meydana gelmektedir. Bu tip insanlar depresif durumda oldukları için hedeflerine Ne olursa olsun yapamayacağım. mantığıyla yaklaşmaktadır. Bununla beraber depresyon, öğrenilmiş çaresizliğe göre daha kapsamlı bir kavramdır. Çünkü öğrenilmiş çaresizlik belirli bir hedef ya da olguyla ilişkilendirilebilir. Fakat depresyon daha genel ve görecelidir.

Çözüm yolları

Öğrenilmiş çaresizliği yok edebilmek için araştırmacılar bir yol keşfetmişlerdir. Çaresiz hayvan, kaçma yeteneğini, kaçmaya zorlandığı tekrarlar sonucunda yeniden kazanabilecektir. Fakat, hayvanlarla gerçekleştirilen bu çalışmaların etik olarak ne derece uygun olduğu tartışmaya açık bir durumdur. Aynı şekilde depresyondaki bireyler ilk önce küçük adımlar atarak, sonra da bu adımları büyüterek çaresizliklerine bir son verebilmektedirler. Örneğin, işini kaybetmiş bir kişi, işe önce mektup yazmakla başlayacak ve daha sonra yeni bir iş aramaya geçebilecektir.

Kişinin öncelikle tarafsız ve fazla duygusal olmayan bir bakış açısı içinde olayları objektif değerlendirmeyi öğrenmesi, mesleki açıdan telafi edebileceği eksiklerinin farkına varması ve bunları tamamlama aşamasında duygularından ziyade mantığı ile davranması önemli bir kaldıraç noktasıdır.

Kaynak

Kazanılmış başarısızlık sendromu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.