Genel Kültür Şiir

Mevlana’nın Can Dostunun Gidişi Üzerine, Şems İçin Yazdığı Şiir; ETME!..

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

’Etme!’’ şiiri 1247 yılında Mevlâna tarafından hocası Şems için yazılmıştır. Şiirin orijinal adı aslında ‘’Şems’in Gidişi’’dir.  Bazı kaynaklarda  da ismi ‘’Aşkın Dansı’’ olarak geçer. Şiirin orijinal dili Farsçadan Türkçeye çevirisini de Mehmet Şayir yapmıştır.

Mevlana, Şems-i Tebrizi ile tanıştıktan sonra Şems, Mevlanâ’ya ayna oldu. Mevlânâ,Şems’in aynasında gördüğü kendi eşssiz güzelliğine hayran oldu. Mevlânâ, artık vaktinin tamamını Şems’in sohbetlerine ayırır olmuş, Şems’in sohbeti ile derinlere gömülüp gitmiş, artık bambaşka bir aleme girmişti. Şems’in cazibesinden yana yana dönüyor, Şems’in fikirleri, çağını aşmışlığı onu adeta büyülüyordu. Mevlana’yı Mevlana yapan Şems’ti, onunla konuşmak inançlarını saflaştırıyor,  ilahi aşkla kendinden geçercesine Sema ediyordu.

Mevlâna ve Şemş ilişkisini günümüz diliyle yazar Elif Şafak ‘’Aşk’’ isimli kitabında çok güzel anlatır.  Şems, Mevlâna’nın günlerce ve gecelerce sohbet ettiği, kendi gibi gördüğü bir başka âşık, bir başka Hakk yolcusudur. Birlikte çok vakit geçirirler, uzun sohbetlere dalarlar.

 

 

Bu iki dostun sohpetlerindeki mukaddes sırrı idraktan aciz olanlar,ileri geri konuşmaya başladılar. Neticede Şems buna çok üzülüp incindi. Çünkü yüreğini kanatan taşlar çok ağırdı. Mevlânâ’nın yalvarmalarına rağmen Konya’dan Şama gitti.Şems buna çok üzülür ve Konya’yı terk edip Şam’a gider.

Şems’in ayrılığından derin bir ızdıraba düşen Mevlânâ,manzum olarak yazdığı güzel bir mektubu,Sultan Veled’in başkanlığını yaptığı bir kafileyle Şam’a, Şems’e gönderdi. Şems,”Muhammedi tavırlı ve ahlaklı Mevlânâ’nın arzusu kafidir.Onun sözünden ve işaretinden nasıl çıkabilir”diyerek, Mevlânâ’nın davetine icabet etti ve 1247’de Sultan Veled’in kafilesiyle,Konya’ya döndü.

Şems’in Konya’ya gelişine herkez sevindi.Mevlânâ’da hasretin sıkıntılarından kurtuldu.Artık Şemsin şerefine ziyafetler verildi,sema meclisleri tertip edildi.Fakat huzurla,muhabbetle,dostluk içinde süren günler pek fazla sürmedi,dedikodular ve can sıkısı durumlar yeniden başladı.Şems, o dedikoducu topluluğun yine kinle dolduğunu,gönüllerinden sevginin uçup gittiğini,akıllarının nefislerine esir olduğunu anladı ve kendisini ortadan kaldırmaya çaşıltıklarını bildi,Sultan Veled’e dediki: “Gördün ya azgınlıkta yine birleştiler. Bilginlikte eşi olmayan Mevlânâ’nın huzurundan beni ayırmak, uzaklaştırmak, sonra da sevinmek istiyorlar. Bu sefer öylesine gideceğim ki hiç kimse benim nerede olduğumu bilmeyecek..” İşte Sultan Veled’e böyle yakınan Şems, Konya’dan aniden gidip kayboldu.

 

 

ETME

 

 Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme

 Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

 

 Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı

Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

 

 Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru

 Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

 

 Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için

 Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

 

 Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi

 Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

 

 Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan

 Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

 

 Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan

 Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

 

 Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer

 Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

 

 Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi

 Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize

 O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

 

 Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle

 Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

 

 Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı

Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

 

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil

 aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

 

 Mevlana Celaleddin Rumi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.