Makale

Modern Hemşireliğin Kurucusu; Lambalı Kadın Florence Nightingale

Yıl 1854… Osmanlı ve Rus İmparatorlukları arasındaKırım Savaşı patlak vermişti, İngiltere ve Fransa, Rusları Akdeniz’de istemediği için Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır. Dönemin padişahı Abdülmecid, müttefik İngiliz askerlerine Selimiye Kışlası’nı tahsis etmiştir.Bu kışla o kadar büyüktür ki rivayete göre, iki kardeş aynı zamanda, aynı yerde 3 yıl askerlik yapmalarına rağmen birbirlerini hiç görememişlerdir. Savaşta yaralanan İngiliz askerlerine bakmak ve tedavi etmek amacıyla İngiltere’den İstanbul’a 39 hemşire getirtilmiştir. Florence Nightingale de gelen bu hemşirelerden biridir.

FLORENCE NIGHTINGALE KİMDİR?

 

 



 

 

Florence Nightingale, Floransa’da 12 Mayıs 1820 yılında doğmuştu. Saygıdeğer, zengin ve kültürlü bir ailenin çocuğuydu ve iyi bir eğitim almıştı. Hemşirelik mesleğine olan ilgisi çocuk yaşlarda ortaya çıktı. Hastalarla yeterince ilgilenilmediğini düşünüyordu ve bu yüzden bu meslekle uğraşmaya karar verdi. Ailesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen o dönemde sadece hiçbir işi olmayan genç kızların yaptığı hasta bakıcılığa gönül verdi. Mesleğinde kendini geliştirmek için Avrupa’da birçok yeri gezdi. Mesleğine duyduğu aşk öyle büyüktü ki zarafeti ve güzelliğine karşı koyamayan pek çok erkeğin evlilik teklifini reddetti ve mesleğine idealist biri olarak devam etti.

NEDEN LAMBALI KADIN?

Kırım Savaşı sırasında Kırım Humması, dizanteri, kolera gibi hastalıklar baş göstermişti. Savaşın galip tarafı müttefik İngilizler Selimiye Kışlası’nda  ince battaniyelerle, susuzluk, açlık ve hastalıklarla boğuşuyordu. Dönemin İngiltere Savaş Bakanı Sidney Herbert yıllar önce tanıştığı Florence Nightingale’den beraberindeki ekibiyle birlikte İngiliz askerlerinin bakımı için görevlendirdi. Dindar ve merhametli bu kadın geceleri kışla koridorlarında elinde gaz lambasıyla yaralı hastaların ve sargı bezlerinin arasında geziyordu ve bu yüzden askerler ona ‘’ The Lady with the Lamp’’ yani ‘’Lambalı Kadın’’ demişlerdir.

 

Kışladaki askerlerin tedavisini yaptıktan sonra Kırım’daki askerlerin yanına gitti ve savaş alanında çalıştı. Burada Kırım Hummasına yakalandı ve bir süre tedavi gördü. Ailesinin ve İngiliz Hükümeti’nin tüm geri dönüş çağrılarına aldırmayıp savaş bitene kadar Kırım’dan ayrılmadı. Yaptığı bütün bu fedakarlıklar, özveriler nedeniyle Liyakat Nişanını alan ilk kadın oldu. Savaştan sonra hayali olan hemşirelik okulunu açtı ve kendisi gibi mesleğine aşık bir çok insana ışık tuttu.

Modern Hemşireliğin Kurucusu “Lambalı Kadın”: Florence Nightingale

Kırım Savaşı cephede savaşmayan bir kahraman yarattı; Florence Nightingale… Selimiye Kışlası’nda gece karanlığında yaralı askerlerin arasında dolaşırken elinde hep lamba taşıdığı için “Lambalı Kadın” olarak anılan hemşire Nightingale, modern hemşireliğin kurucusu olarak adını tıp tarihine altın harflerle yazdırdı.

Modern hemşireliğin temellerini atan Florence Nightingale 1820 yılında İtalya’nın Floransa şehrinde doğdu. Avrupa turunda olan İngiliz çift William ve Frances Nightingale, kızlarına bulundukları şehrin adını, yani “Florence” ismini verdi. Zengin ve asil bir ailesi olan Nightingale daha ufak yaşta babasından aldığı eğitimlerin yanı sıra matematik, din, felsefe, dil (Latince, Almanca, Fransızca, İtalyanca), tarih, müzik ve resim dersleri aldı. Matematik eğitimi özellikle sıkı tutulmuştu. Florence, dönemin ünlü matematikçileri James Sylvester ve Arthur Cayley’den eğitim aldı.

Hemşire Olmasını İstemeyen Ailesine Direndi

 

 



 

 

Ergenlik çağlarında aristokratik bir sosyal çevrede sıradan biri olmak istemediğini, daha yararlı biri olmak istediğini hisseden Florence,1837 yılında günlüğüne şu notu düştü: “Tanrı benimle konuştu ve beni hizmetine çağırdı.” Bunun üzerine ne yapabileceğini düşündü ve insanlara yardım etmenin en doğru yolunun hemşire olmaktan geçtiğine karar verdi. 20 yaşına geldiğinde ailesinden hemşire olmak amacı ile izin istedi. Ancak ailesi Florence’ın hemşire olmasına karşı çıktı. Çünkü o dönemde hemşireler eğitimsiz, flörtöz ve çoğunlukla sarhoş olarak addediliyor ve toplum tarafından dışlanıyordu.

 

 



 

 

Elit, zengin ve asil bir aileden gelen Florence’in hemşire olması pek mümkün görünmüyordu. 24 yaşında artık kendisi için en uygun durumun evlenmek olduğuna inanan ailesinin bu doğrultudaki çabalarına, uygun eş adaylarının kendisi ile evlenme isteklerine karşın hemşireliğin kendisi için en iyi seçim olduğuna karar verdi. Ailesinin kendisini bu amacından vazgeçirmek için düzenlediği Fransa, Almanya, Belçika ve İtalya gezileri sırasında hastaneleri incelemeyi başarmıştı. Eğitimli kadınların yaşamlarını hemşireliğe adayacağı bir Protestan rahibeleri grubu oluşturdu. Kararı kesindi, hemşire olacak ve savaştaki askerlere yardım edecekti. Şans eseri, tam o sıralarda ilk Amerikalı kadın doktor Elizabeth Blackwell ile tanıştı. Blackwell onu hemşire olması için iyice cesaretlendirdi ve en sonunda babasından 31 yaşındayken hemşire olmak için izni aldı. Almanya’da hemşirelik okudu ve iki yıl sonra Londra’da bir hastanede çalışmaya başladı.

Kırım Savaşı ve Nightingale’in İstanbul’a Gelişi

1853 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında başlayan Kırım Savaşı’na 1854 yılında İngiltere, Fransa ve Sardunya da Osmanlı Devleti’nin müttefiki olarak dâhil oldu. Hemşireliğe yeni başlayan Nightingale, gazetelerin savaşta birçok askerin kolera ve sıtmadan öldüğünü yazması ve The Times gazetesinin 1854 Eylül’ünde okurlarına, “Aramızda Üsküdar’daki hastanelerde yatan çaresiz ve hasta askerlerimize yardıma gidecek kadınlar yok mu? İngiltere’nin kızları bu merhamet gerektiren görev için hazır değil mi?” diye sormasıyla birlikte hemen Üsküdar’a geldi. Osmanlı Devleti yardım için bazı kararlar almış ve hastane olarak kullanmaları için başta Selimiye Kışlası olmak üzere birçok kışlayı boşaltıp tümüyle müttefiklerine vermişti. Fakat çok bakımsız ve harap durumdaki bu kışlaların, zaman darlığı nedeniyle, hazırlık ve değişiklik yapılamadan hastane olarak kullanılmış olması ve hastaların yatacak yeri olmayışı, kanlı battaniyelerin tahta döşemeler üzerine serilerek yatak olarak kullanılması, operasyonlar ve ampütasyonların anestetik madde kullanılmadan yapılması gibi durumların yaşanmasına neden oldu. Bir hastanede, revirde olması gereken en temel malzemeler, sargılar, kırıklar için tahta, ilaç vs. yoktu. Lamba dahi olmadığı için doktorlar ve hemşireler hastanelerde ay ışığı yardımıyla çalışıyorlardı.

 

 



 

 

Nightingale, Selimiye Kışlası’nda göreve başladı ve başlar başlamaz çok radikal değişiklikler yaptı. O dönem hijyen koşullarına çok dikkat edilmiyordu ve hastane tam anlamı ile pislik içindeydi. Daha ilk haftasında kanalizasyonu 19 kere boşalttırdı, yüzlerce el arabası pislik attırdı ve bahçedeki ölü hayvanları gömdürdü. Bu yaptıkları hemen sonuç vermeye başladı. Hijyenik şartlardaki düzelme sayesinde sadece altı ayda askerlerin hastanedeki ölüm oranı yüzde 43’ten yüzde 2’ye düştü. Kısa sürede hastalar arasında bir efsane olan Nightingale’e doktorlar arasında kuşku ile yaklaşanlar vardı. Bu kişiler ölüm oranlarının düşmesini Florence’in temizlik konusundaki çabalarına değil, hafif yaralı askerler, yumuşak havalar veya bilemedikleri başka faktörlere bağlıyorlardı. Florence kendinden ve yaptıklarının sonuçlarından emindi; bunu ispatlamak için de matematik eğitimini kullanmaya karar verdi. Yaralı ama hâlâ cephede bulunan bir grup asker ile Selimiye’de hijyenik olmayan koşullar altında tedavi gören, benzer yaralara sahip askerlerin ölüm oranını karşılaştırdı. Cephede bulunan askerlerde ölüm oranı 1000’de 27 iken Selimiye’nin hijyenik olmayan koşullarında bu oran 1000’de 427’ye yükseliyordu. Nightingale böylece Selimiye Kışlası’ndaki koşulların iyileştirilmesinin ölüm oranlarını düşürdüğünü ispatladı.

O Artık Bir Kahraman

Nightingale, İngiltere’ye döndüğünde artık bir kahramandı. Gücünü ve istatistiki verilerini kullanarak orduda bir sağlık komisyonu kurulması için bastırdı ve başarılı da oldu. Daha sonra bu komisyonun tavsiyesi doğrultusunda askeri bir tıp akademisi kurulacak ve Florence’in veri tabloları benzeri veri tabloları hazırlanacak ve hangi tedavilerin etken olduğu araştırılacaktı.

 

 



 

 

1860 yılında Nightingale, Londra’da bulunan St Thomas’ Hospital’da kendi hemşirelik okulunun kurulması ile birlikte profesyonel hemşirelik vakfının temellerini atmış oldu. Böylece şu anda King’s College London’ın bir parçası olan, dünyanın ilk modern sivil hemşire okulu açılmış oldu.

Uluslararası Hemşireler Günü Nightingale’in Doğum Günü

Çalışmaları Kraliçe Victoria’nın da dikkatini çeken Florence Nightingale sayesinde hem tıp hem de hemşirelik önemli bir ilerleme kaydediyordu. Yüzlerce askerin hayatını kurtaran bir melek olarak tarihe geçen “Lambalı Kadın” aynı zamanda modern hemşireliğin kurucusu oldu. Nightingale ayrıca İngiliz toplumunun tüm kesimlerine yönelik sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, Hindistan’daki açlık yardımına destek olma, kadınlara karşı aşırı sert olduğunu düşündüğü fuhuş yasalarının ortadan kaldırılması ve kadınların işgücüne katılımını arttırmaya yönelik çalışmalara da imza attı.

Doğum günü olan 12 Mayıs her yıl “Uluslararası Hemşireler Günü” olarak kutlanan ve adını dünya tarihine altın harflerle kazıyan Florence Nightingale, 13 Ağustos 1910’da Londra’da gözlerini hayata yumdu.

 

 



Hesabında paylaş


Bir Cevap Yazın