Genel

Muhtar Çakmak Hikayesi

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Köyün birine çok eski zamanda bir çakmak getirmişler, çakmak o kadar kıymetliymiş ki, birinin yanlışlıkla sağı-solu yakmaması, yanlış işlerde kullanmaması için güvenilir birine teslim etmek gerekiyormuş. Köylüler toplanıp düşünmüş taşınmışlar, bu ateş aletini kime verelim diye sormuşlar, ateşli geçen uzun tartışmalardan sonra nihayet içlerinden biri muhtarı salık vermiş. Nede olsa herkesin temsilcisidir, ihtiyaç duydukça alır, ateşimizi yakarız, sonra geri teslim ederiz kimsenin de başı ağrımaz demişler.

Köylüler hep birlikte muhtarın kapısına dayanmışlar. İlk başta tereddüde düşen muhtar onca köylüyü bir ağızdan ısrar eder görünce kabul etmiş. Çakmağı muhtara emanet etmişler. E doğal olarak çakmağı alınca -ateşin sahibi olarak- giderek saygınlığı artmış, etrafında dalkavuklar, yağcılar toplanmaya başlamış. Saygı arttıkça muhtarın kibri de büyümüş.

Gün geçtikçe etrafından daha çok saygı, beklemeye başlamış. Zamanla muhtar ateşin gücüyle köylülerden çeşitli taleplerde bulunmaya başlamış, talepleri karşılanmayınca da köylüyü ateşle tehdit eder olmuş. Ateşi kendine verenin köylüler olduğunu unutmuş. Dalkavukların da tahrikleri ile ateşi baskı ve korkutmak için kullanmaya başlamış, kiminin evini, kiminin tarlasını yakmış. Derken saygı beklentisi yavaş yavaş yerini korkuya bırakmış. Köylüler muhtardan korkar olmuşlar.

Tarlalar sürülemez, evler yaşanamaz hale gelmiş. Muhtarın baskısından bıkıp usanan köylüler yavaş yavaş köyden ayrılmaya, yurtlarını terketmeye başlamışlar. Ticaret durmuş, köye gelen çerçilerin, aktarların ayağı kesilmiş, pazarlar kurulmaz olmuş, çevre köyler gelişirken muhtarın köyü giderek gerilemiş.

Günün birinde muhtarın köylülerinden biri kendileri sürekli olarak gerilerken, çevre köylerin niçin geliştiğini, bolluk içinde yaşadığını merak edip,  yakındaki köylerden birini ziyarete gitmiş. Oradaki bolluk ve zenginliği, bağı, bahçeyi görünce sormuş;

“Sizde çakmak yok mu?”

Köylüler; “var” demişler,

“Peki sizin köy böyle nasıl gelişti, bağınız, bahçeniz yanmadan nasıl böyle kaldı, bizim köyde her şey tarumar oldu?”

Köylüler; “yoksa siz çakmağı bir kişiye mi verdiniz?”

“Evet, muhtara verdik.”

“Eyvah! büyük yanlış yapmışsınız, hiç çakmak bir kişiye verilir mi?”

“Siz öyle yapmadınız mı?”

“Hayır, biz öyle yapmadık, biz çakmağı bir kişiye verdik, çakmak taşını başka bir kişiye, benzinini başkasına verdik. Ateş yakmak için üçünün bir araya gelmesi gerekiyor. Biri yanlış bir şey yapmaya kalksa, ötekiler izin vermiyor.”

“Desenize biz hepsini bir kişiye vermekle kendi kendimizi yakmışız…!

Çakmak hikayesi, halkın iradesinin tek elde toplandığı, bireysel kararların yok sayılarak, gücün insanlar üzerinde baskı ve korku aracı olarak kullanıldığı toplumların başına gelecekleri göstermek için anlatılan bir hikayedir. Çakmak iradedir, ateş ise güçtür. Çakmak kimin elindeyse, güçlü olan odur. Büyük güçler büyük hırsları olan insanların elinde, tehlikeli birer kırbaca dönüşür ve halk bu kırbacın her şaklayışında, daha çok eğilir, süklüm büklüm olur. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir