Genel

Notre Dame De Paris Katedrali

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Notre Dame Katedrali (Fransızca: Cathédrale Notre Dame de Paris) Paris, Fransa’da bulunan dünyaca ünlü bir katedraldir. Meryem Ana’ya ithafen isimlendirilmiştir. Gotik yapı Île de la Cité’nin doğu kısmında, Paris’in diğer tüm önemli yapıları gibi Seine Nehri’nin kıyısında bulunur. Girişi batıya bakar.

Notre Dame’ın şu an üzerinde bulunduğu ÎIe-de-la-Cité, bir zamanlar Lutetia olarak bilinen Gallo-Roman şehriydi. Katedral, bir tapınağın kalıntıların üzerine yapılmış olabilir. 1710 yılında Jüpiter’e ve diğer tanrılara adanmış bir sunağın parçaları, kazı esnasında bulunmasına rağmen parçaların oraya başka bir yerden getirilip getirilmediği bilinmiyor. 1960 ve 1970’lerde bulunan, çoğu bu antik çağdan günümüze ulaşmış mimari kalıntılar, Notre Dame’ın hemen önündeki meydanın altında bulunan mahzende duruyor.

Fransız gotik mimarisinin en güzide örneği olarak bilinen Notre Dame, ayrıca ilk gotik katedrallerden biridir ve gotik dönem boyunca inşası sürmüştür. Heykellerin ve işlemeli camların ortaçağ Roma mimari üslubundan sonra pek görülmemiş bir dünyevilik içermesi, natüralizm akımının eserlerdeki ağır etkisi sebebiyledir.

Batı cephesi

Batı cephesi katedralin en ünlü kısmıdır. Birbirinden ayrılan üç parçadan oluşur ki, bu Roma mimari geleneğinden alınmıştır. En önemli kısımları şöyledir:

Güney kule

katedralin çanı “Emmanuel”‘i barındırır. Dökümü 1680-82 yıllarında yapılan Emmanuel, Notre Dame’ın en eski çanıdır. Diğerleri (8 adet kuzey kulesinde, 7 adet ortadaki “flèche” (ok) olarak adlandırılan bölümde ve Emmanuel ile birlikte güney kulesinde bulunan “kardeşi” Marie) Fransız devriminden sonra top yapılmak üzere eritilmiş, sadece Emmanuel kurtulabilmiştir. Galerie des Chimères ya da Büyük Galeri, iki kuleyi birleştirir ve katedralin efsanevi chimère’lerinin bulunduğu yerdir.

Batı Gül Penceresi

10 metre çapındadır. İşlemelerle süslü pencerenin birçok kısmı katedralin 13. yüzyıldaki inşasında oluşmuştur. Önünde kucağında bebek İsa ile birlikte bir Meryem Ana heykeli vardır.

Krallar Galerisi

Yahuda ve İsrail’in 24 kralının heykellerinin sıralandığı koridordur. Bu kısım Fransız devrimi sonrasında hasar görmüş ve Viollet-le-Duc tarafından yeniden tasarlanmıştır. Devrimciler heykellerin Fransız krallarına ait olduğunu sanmış ve kafalarını koparmışlardır. (Bu kafalar 1977 yılında Paris’in 9.bölgesinde bulunmuş ve şu an Musée de Cluny’de sergilenmektedirler).

Katedralde bulunan kral heykelleri, 1793’te kızgın bir kalabalık tarafından halatlarla indirildi ve heykellerin kafaları kesildi. O yılın başlarında XVI. Louis idam edilmişti ve monarşi tehdit altındaydı. Zarar görmüş taşlar çöp yığınına atıldı. 1977’de bu kralların kafaları, çalışma esnasında Fransız Dış Ticaret Bankası’nın bodrumunda keşfedildi. Heykeller şu an Cluny Müzesi’nde bulunuyor.

Alttaki üç büyük kapı Meryem Ana (Meryem Ana Kapısı), Yeniden tahta çıkan İsa’nın on bakire de dahil olmak üzere yaşayan ve ölüleri yargılaması (Son Yargılama Kapısı), ve Meryem Ana’nın annesi Azize Anne’e (Azize Anne Kapısı) ait hikâyeler ile süslenmiştir.Sainte-Anne Kapısı, diğerlerinden daha eski bir tarza sahip. Bu kapıda yer alan Meryem Ana ve çocuk gibi figürler, diğer heykellere kıyasla daha sert ve yapay görünür. Bunun sebebi, bu kapının Romanesk bir kiliseden geri dönüştürülen malzemelerle yapılmış olması. 1969’da yapılan detaylı inceleme, bu kısmın alana uygun yapılmadığını, Gotik yapıya uyacak şekilde değiştirildiğini ortaya koydu.

Meryem Ana heykeli

Katedralde Meryem Ana’nın bir heykeli bulunur. (“Paris’in Bākiresi” olarak tanınır.) Zenginliğin bol olduğu dönemde katedrali şehrin gururu ve yeni ekonomik özgürlüğün bir sembolü olarak gören yerel tüccarlar tarafından yaptırılmıştır. Zayıf estetik görüntüsü yanı sıra pahalı dekorasyonu ile dikkat çeken bu heykel bazı gözlemcilere dini bir ibadetten ziyade kibirli bir zenginlik çağrışımı yapar.

Kuzey ve Güney Gül Pencereleri

Gül pencereler (rose window) kiliselerde ve özellikle gotik katedrallerde görülen, genellikle ön cephede, yuvarlak pencerelerdir. renkli camlar, desenler ve resimlerle süslü pencerelerde yine oymalar ve desenlerle süslenmiş çerçeveler kullanılır.

Notre Dame’ın iki kanadında bulunan bu pencereler geç gotik dönem bir tarza sahip olup 1250-1260 yılların arası yapılmıştır. Tarz batı façadedeki gömülü olan pencerenin aksine bunların duvarda kabarık bir şekilde durmasından anlaşılır, ki batıdaki pencere erken gotik dönem eseridir. Güneydeki pencerede Yeni Ahit’ten “İsa’nın zaferi” hikâye edilir.

Bu pencereler katedraldeki sayılı renkli camlı pencerelerden olması açısından dikkat çeker, ve Avrupa’da özgün eserler olarak kalmayı başarmışlardır.

Payandalar 

Notre Dame de Paris dünyada ana yapıdan ayrı payandaların kullanıldığı ilk binalardan biridir. Bina özgün tasarımında aslında bu payandalar yoktur. Ancak yapım başladıktan sonra gotik mimaride kullanılan ince duvarlar daha da yükseldikçe duvarlarda dışa doğru oluşan gerilimlerden dolayı çatlamalar başlamıştır. Daha fazla bozulmayı engellemek için destek sağlayan uçan payandalar düşünülmüştür. Uzun yıllar boyunca eleştirilmişler ve “birilerinin sökmeyi unuttuğu yapı iskeleleri” gibi durdukları söylenerek, katedrale “bitirilmemiş” bir hava verdikleri iddia edilmiştir.

Payandalar, 12. yüzyılda ince duvarları desteklesin diye inşa edildi, fakat daha fazla ışığa ihtiyaç duyulduğundan büyük pencerelere, pencereleri desteklesin diye de daha büyük payandalara geçildi. Uçan payandalar, Gotik tasarımın ikonik bir parçası haline geldi. Notre Dame Katedrali’nin uçan payandalara sahip olan ilk kutsal mimari olup olmadığı hâlâ tartışılıyor.

Katedral, 12. yüzyılda kesilmiş 52 dönümlük ağacı içeren, Paris’teki en eski ahşap çerçevelerden birine sahip. Her ahşap kiriş farklı bir ağaçtan yapıldığından bu yapıya “orman” deniyor.

Gargoyle’lar, Org ve Sıfır Noktası

Notre Dame’ın en popüler görüntülerinden bazıları gargoyle’ları (yaratık heykeli) içeriyor. Yalnızca az sayıda ziyaretçi, bu fantastik yaratıkların 19. yüzyıla kadar orada bulunmadığını tahmin edebilir. Bu yaratık heykelleri, katedrale 1843-1864 yılları arasında yapılan restorasyona öncülük eden isimler tarafından eklendi.

Org, bir kısmı 18. yüzyıla dayanan 8000 adet borudan oluştuğundan ve beş klavyeyle çalındığından Fransa’daki en büyük org olmasına rağmen bazılarına göre Saint Eustache Kilisesi’ninki daha büyük. Bazı kesik çizgiler ve zambak motifinin oyulması gibi Fransız Devrimi’nden kalan hasarlar olsa da org, 2013’te katedralin 850. yılı şerefine restore edildi.

Kaldırım taşlarının arasına yerleştirilmiş, üzerinde sekiz köşeli bronz yıldızın bulunduğu küçük dairesel işaret, katedralin etrafında turlayan turistler sebebiyle çoğu zaman göz ardı edilir. Üstünde Paris’in, Fransa’nın diğer şehirlerinden uzaklığının ölçüldüğü nokta anlamını veren “Point zéro des routes de France” ifadesi yer alır. Katedralin etrafına 1924’te koyulan işaret, 1960’larda yapılan kazılar nedeniyle geçici olarak buradan alındı.

Yapımı

1160 yılında Paris katedrali “Avrupa’nın krallarının bölge kilisesi” olduktan sonra Piskopos Maurice de Sully tarafından “mağrur görevi için yetersiz” bulundu ve “Paris piskoposu” unvanını aldıktan kısa süre sonra Sully katedrali yıktırdı. Efsaneye göre Sully Parisin yeni görkemli kilisesinin hayalini görmüş ve orijinal kilisenin dışına bu görüntüyü çizmiştir. Kilisenin yapımı için birçok evi yıktırmış ve malzemelerin taşınabilmesi için bir de yeni yol açtırmıştır.

1163’te Kral VII. Louis’nin hükümdarlığı döneminde başlamış olan inşaatın temel taşını Maurice de Sully’nin mi, yoksa Papa Alexander III’ün mü koyduğu tartışma konusudur, fakat her ikisinin de ilgili seremonide hazır bulunduğu bilinmektedir. Piskopos Sully ömrünün büyük kısmını ve parasını katedralin inşaatına vakfetmiştir.

Batı cephenin ve çarpıcı iki kulesinin yapımı 1200 yılları civarında, sahın henüz tamamlanmadan başladı. Yapım süreci boyunca çok sayıda mimar çalıştı, ki değişik yüksekliklerde görülen değişik stillerin sebebi budur. 1210 ve 1220 yılları arasında dördüncü mimar gül pencerenin hizasını gördü ve 1245 yılında kuleler tamamlandı. Katedralin tamamlanması ise 1345’e uzanır. Yıllar boyunca kiliseye pek çok org getirildiyse de, hiçbiri binanın yapısına uygun olmamıştır. İlk uygun org Cliquot tarafından 1700’lü yılların başlarında tamamlandı. Cliquot’nun eserinin bir kısmı günümüze kadar dayanmıştır, fakat org 19. yüzyılda Aristide Cavaille-Coll tarafından büyük ölçüde yeniden yapıldı.

Ne katedral, ne de org Paris’in en büyüğü olmamasına rağmen Notre Dame’ın piyanisti şehrin en kıdemlisi addedilmiştir. Bu konuda 18. yüzyılda öyle bir rekabet olmuştur ki, dört piyaniste unvan verilmiştir, ve her biri yılın üç ayı boyunca çalmıştır. Kilisenin en iyi piyanisti 1900-1937 yılları arasında çalan Louis Vierne olarak görülür. Daha sonradan çalan orgçular, özellikle Pierre Cochereau orga önemli katkılarda bulunmuşlardır. Yine de orgun orijinal tınısı bugün dahi Cavaille-Coll versiyonuna aittir, ve org yaptığı en iyi enstrümanlardan biri olarak kabul edilir.

Yapılış zaman çizelgesi

1160 Piskopos Maurice de Sully (Paris piskoposu) orijinal katedralin yıkım emrini verir.
1163 Temel taşı koyulur – yapım başlar.
1182 Apsis (Apse) ve koro bölümü tamamlanır.
1196 Nave (bir kilisenin orta bölümü) tamamlanır. Piskopos de Sully ölür.
1200 Batı Façade’de çalışma başlar.
1225 Batı Façade tamamlanır.
1250 Batı kuleleri ve Kuzey gül pencere tamamlanır.
1250–1345 Geri kalan kısımlar tamamlanır.

15 Nisan 2019 Yangını

Notre Dame Katedrali, 15 Nisan 2019 günü Fransa saati ile 18:30 sularında büyük bir yangın çıktı. Yangında Katedralin çatısının tamamı çöktü ve kulesi yıkıldı. Paris İtfayesi’nden yaklaşık 500 itfaiyecinin müdahale ettiği yangın ancak 8,5 saat sonra tamamen söndürülebildi ve yoğun çalışma sayesinde kuzey çan kulesi ile ana bina kurtarıldı. Notre Dame Katedrali’nin yeniden inşası için 48 saat geçmeden 1 milyar avro para toplandı.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığında düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Notre Dame Katedrali’nin restorasyonuna yönelik hazırlanan yasa tasarısına ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamaya göre tasarıda, restorasyonunun 5 yılda tamamlanması öngörülüyor.

Victor Hugo ve Notre Dame 

19. yüzyıl başlarında Paris şehir planlamacıları katedralin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişlerdir. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini çekmek için Notre Dame’ın Kamburu adlı romanını yazmıştır. Roman, katedralin kurtarılması için kampanya başlatılmasını sağlayarak katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır.

Ayrıca roman müzikale dönüştürülmüştür. Müzikalin ismi de Notre Dame de Paris’tir. Bu müzikalin Belle, Tu Vas Me Detruire, Déchire gibi şarkıları klasikleşmiş, romanla bütünleşmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.