Genel Sağlık

Otizm Farkındalık Günü

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Otizm spektrum bozukluğu için birçok tanım mevcuttur. Bunlardan birkaçını şöyle sıralayabilmek mümkündür. Otizm spektrum bozukluğu veya diğer adıyla otistik sendrom, farklı durumlara ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak, 3 yaş öncesindeki çocuklarda ortaya çıkar. Sözel ve sözel olmayan iletişim, sembolik etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarında bozukluk ve stereotipi (kendini yineleyen hareket, duruş ya da ifade biçimi) ile karakterize olan bir bozukluktur.

Otizm, bebeklikten itibaren karşısındakinin yüzüne bakma, ortak dikkat ve işaret etme davranışlarındaki yetersizlik ve isteksizlikle kendini belli eden, ilerleyen dönemlerde de insanlarla ilişki kurmakta güçlük yaşama, aynılığı koruma isteği, tekrarlayıcı davranışlar ile tekrarlayıcı konuşma ve sembolik oyun davranışlarındaki ciddi yetersizliklerin görüldüğü bir iletişim problemidir. Bu tanımlara göre 3 yaşından önce, yetersizliği görülen davranışlar ve bunlara ek olarak belirti sayılabilecek kriterlerin çoğunlukta olması durumunda otizm spektrum bozukluğundan şüphelenilmesi gerekmektedir.

Otizmin nedeni; kesin olarak bilinmemekle birlikte biyolojik, genetik ve çevresel faktörlerin neden olduğu düşünülmektedir. Otizm spektrum bozukluğunun genetik, ailesel ve çevresel etmenlerden kaynaklanan bir bozukluk olarak tanımlanmasından günümüze kadar geçen yarım yüzyıllık süre içinde beyin anatomisi, fizyolojisi, histolojisi ve işlevleri alanında yapılan çalışmalar, bu karmaşık sendromun nörobiyolojik bir bozukluk olduğu ve bu bozukluktan dolayı da bireyin sosyal ilişkilerini, iletişim becerilerini, ilgi ve davranışlarını olumsuz etkilediği konusunda önemli veriler sağlamıştır.

Doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen gelişimsel bir farklılık olan otizm tanısı 1985’de her 2.500 çocuktan 1’ine konulurken, bugün doğan her 59 çocuktan 1’i otizm riski ile dünyaya geliyor. Birleşmiş Milletler (BM) bu hızlı artışı tüm ülkelerin gündemine taşımak için 2008 yılında 2 Nisan’ı Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak ilan etti. Bu anlamlı gün nedeniyle her yıl dünyanın dört bir yanında otizme dikkat çekmek ve farkındalığı artırmak amacı ile ‘Mavi Işık Yak’ (Light It Up Blue) kampanyası düzenleniyor.

Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994 yılında yaygın gelişimsel bozuklukları beş grupta sınıflandırmış ve otizm spektrum bozukluğunu bu gruplardan biri olarak göstermiştir. Otizm spektrum bozukluğuna yol açan beyin bölgelerinin ve düzeneklerinin kesin olarak saptanabildiğini söylemek olası değildir. Otizm spektrum bozukluğu konusundaki bilgiler, henüz bu bozukluğun önlenmesi ya da temel belirtilerinin uygun tedavisi için yeterli değildir.

 

Otizm ilk belirtilerini bebeklik ya da çocukluk döneminde gösteren, ancak remisyon ya da relaps göstermeden düzenli seyir izleyen bir beyin gelişme bozukluğudur. Bozulmalar beynin çeşitli sitemlerinde olgunlaşma ile ilgili değişikliklerden kaynaklanır. Otizm, yaygın sosyal etkileşim ve iletişim anormallikleri, aşırı kısıtlanmış ilgiler ve oldukça fazla tekrar eden davranışlarla tanımlanan beş yaygın gelişimsel bozukluktan (YGB) biridir.

Diğer dört YGB arasında Asperger sendromu, belirtiler ve olası nedenler açısından otizme en yakın olanıdır; Rett sendromu ve çocukluğun dezintegratif bozukluğunun çeşitli belirtileri ortaktır ama nedenleri farklı olabilir; başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk (YGB-BTA) ise ölçütler daha belirgin bir bozukluğu göstermediğinde teşhis edilir. Asperger bozukluğunda otizmin aksine dil gelişiminde önemli bir gecikme yoktur. Otizmin terminolojisi şaşırtıcı olabilir. Otizm, Asperger sendromu ve YGB-BTA genellikle otistik spektrum bozuklukları (OSB) ya da bazen otistik bozukluklar, olarak adlandırılabilirken otizm sıklıkla otistik bozukluk, çocukluk otizmi, erken infantil otizmi ya da bebeklik otizmi olarak adlandırılır. Bu maddede otizm klasik otizm bozukluğu için kullanılmaktadır ancak bazı kaynaklar otizm tanımını OSB’den söz etmek için kullanır ya da OSB ile YGB’yi bir tutar. OSB, göz temasından kaçınmak gibi otizmi benzer kişisel özelliklere sahip olan ama OSB’si olduğu kesin olmayan geniş otizm fenotipinin bir alt kümesidir.

OTİZM BELİRTİLERİ NELER?

Beslenme problemleri, ezberleme becerileri, nesneleri döndürme, sosyal ilgi yoksunluğu, öfke nöbetleri, tekrarlayan hareketler, yoğun konsantrasyon, sağlıklı fiziksel bir beden, işlevsel oyun yoksunluğu, sözel ritüeller, ekolali, farklı korkular, konuşmada başarısızlık, rutinlere ya da nesnelere saplantılar, sözel becerilerde kayıplar, zayıf düşünceler, çok iyi yazılı dil becerileri, sözel patlamalar, ileri derecede okuma, işlevsel işitme yetersizliği, zamirleri anlamada yetersizlik, sosyal izolasyon, göz kontağı kuramama, mekanik konuşma ve yüz ifadelerinde yoksunluk otizmin temel belirtileridir.

Erken yaşlardan itibaren fark edilen birçok belirti bulunmaktadır. Otizm spektrum bozukluğu genel olarak sosyal iletişimsel alanda yetersizlik, tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanıyla kendini göstermektedir. Belirtiler genel olarak aşağıdaki gibidir:

• Karşılıklı ortak dikkatin gelişmemesi
• Göz kontağının yeterli sürede ve kalitede kurulamaması
• Taklit yetisinde bozukluk
• Jest mimik gelişiminde bozukluk
• Sözel olmayan iletişimde sınırlılık
• İlişki kurma ve sürdürmede yetersizlik,
• Akranlarına karşı ilgisizlik
• Karşılıklı konuşma başlatma ve sürdürmede yetersizlik
• Motor gelişimde gerilik
• Sterotipik motor davranışlar
• Rutinde ısrarcılık
• Sınırlı fakat yoğun ilgi alanları
• Duyusal olarak az veya aşırı uyarılma

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞUNA EŞLİK EDEN DİĞER DURUMLAR

Birçok otizmli çocukta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) görülebilmektedir. Sıklıkla öfke, hareketlilik, dikkat sorunu, saldırganlık, uykusuzluk, takıntılar ve tekrarlayıcı hareketler sebebi ile ilaç kullanılmaktadır. Epilepsi ve sindirim sistemi problemleri gibi tıbbı bozukluklar da Otizmle birlikte görülebilmektedir. Otizme eşlik eden durumlar için yapılan farmakolojik müdahaleler sayesinde çocuğun işlevselliği arttırılarak, eğitim süreçlerinin etkinliği sağlanabilmektedir.

Otizm; sessiz kalma, zekâ özürlü olma, durmadan el çırpma ya da sallanma gibi ciddi bozukluklar gösteren bireylerden, etkin ama belirgin olarak sıra dışı sosyal yaklaşımlar gösteren, çok dar ilgi odakları olan ve laf ebesi, bilgiçlik taslayan iletişimi olan daha az bozukluk gösteren bireylere kadar çok geniş bir spektrumda kendini gösterir. Bazen IQ eşiklerine ya da bireyin gündelik hayatında ne kadar desteğe gereksinimi olduğuna göre sendrom düşük, orta ya da yüksek işlevli otizm olarak bölümlere ayrılır ancak ölçütleri belirlenmemiş olan bu bölümlemeler tartışmalıdır. Otizm bazen sendrom ve sendrom dışı olarak da ikiye ayrılabilir, belirti gösteren otizm genellikle ciddi veya şiddetli zekâ geriliği ya da tüberoz skleroz gibi fiziksel belirtileri olan doğuştan gelen sendromlarla bağlantılandırılır. Asperger bozukluğu olan bireyler otizm bozukluğu olan bireylere göre kavrama alanında daha başarılı olsa da Asperger bozukluğu, yüksek işlevli otizm ve sendrom dışı otizmin çakışan noktaları çok açık değildir.

Bazı araştırmalar, dil ve sosyal becerilerde ilerleyememe yerine on dört aylıktan sonra bu becerilerin kaybı ile otizm teşhisi konduğunu belirtmiştir. Bu fenomen için regresif otizm, kötüleyen otizm ve gelişimsel duraklama gibi çeşitli terimler kullanılmıştır. Bu ayrımın geçerliliği hâlâ tartışmalıdır; regresif otizmin özel bir alttip olması mümkündür.

SOSYAL GELİŞİM

Otizmi olan kişilerin sosyal bozuklukları vardır ve sıklıkla, çoğu insanın farkına varmadan sahip olduğu, diğer kişiler hakkındaki sezgilere sahip değildirler. Tanınmış otistik Temple Grandin, nörotipiklerin sosyal iletişimini anlayamama yetersizliğinden ötürü kendisini “Mars’ta bir antropolog gibi” hissettiğini söylemiştir.

Sosyal bozukluklar çocukluğun erken dönemlerinde belirginleşir ve erişkinliğe doğru devam eder. Otizm tanılı bebekler sosyal uyaranlara daha az dikkat eder, başkalarına çok daha az bakar ve gülümser ve kendi adlarına çok az tepki verir. Otizm tanılı çocukların daha çarpıcı normal dışı sosyal davranışları da vardır; örneğin çok az göz teması kurar, ileriyi düşünen tavırlar gösterir ve başka bir kişinin eli ile oynayarak iletişim kurmaya çalışırlar. Üç ile beş yaş arasındaki otism tanılı çocuklar başkalarına aniden yaklaşmak, duygulara karşılık vermek ve taklit etmek, konuşmadan iletişim kurmak ya da sıra ile bir şeyler yapmak gibi sosyal kavrayışları daha az sergilerler. Ancak, kendilerine bakan kişi ile bağ kurarlar. Normalden biraz daha az güvenli bağlılık gösterirler ama bu özellik zekâ gelişimi daha fazla olan ya da daha az şiddetli OSB’si olan çocuklarda görülmez. OSB’si olan daha büyük çocuklar ve erişkinler yüz ifadesi ve duygu tanıma testlerinde daha kötü sonuçlar alır.

Yaygın inanışın aksine otizm tanılı çocuklar yalnız kalmayı tercih etmez. Otizmi olanlar için arkadaşlık kurmak ve sürdürmek zor olmaktadır. Ne kadar yalnız olduklarını, arkadaşlarının sayısı değil, arkadaşlıklarının kalitesi belirler.

OSB’si olan bireylerdeki saldırganlık ve şiddet hakkında birçok hikâye anlatılır ama çok az sistematik araştırma bulunmaktadır. Eldeki sınırlı sayıdaki veri, zekâ geriliği olan çocuklarda otizmi saldırganlık, eşyalara zarar verme ve öfke nöbetleriyle ilişkilendirir. Dominick et al. OSB’si olan 67 çocuğun ebeveyniyle yaptığı mülakat sonucunda bu çocukların üçte ikisinin şiddetli öfke nöbetleri geçirdiğini ve üçte birinin geçmişinde saldırganlık vakaları olduğunu belirtmiştir. Öfke nöbetleri, geçmişinde dil öğrenme bozukluğu olan çocuklarda belirgin bir şekilde daha yaygındır.

İLETİŞİM

Otizmi olanların üçte biri ile yarısı arasında bir kısmı gündelik iletişim gereksinimlerini karşılayacak kadar doğal konuşma becerisi geliştiremez. İletişimdeki farklılıklar bir yaşından itibaren gözlemlenebilir. Bu farklılıklar, konuşmaya başlamadan önce anlamsız sesler çıkarmaya başlama döneminin gecikmesi, sıradışı el hareketleri, azalan heveslilik ve bakıcının sesine, senkronize olmayan tepkiler olarak sayılabilir. İki ve üç yaşından sonra otizm tanılı çocukların daha seyrek ve daha az farklı anlamsız sesler çıkardığı, sözcükler ve sözcük grupları söylediği, el hareketlerinin sözlerle daha az bağlantılı olduğu gözlemlenir.

Otizm tanılı çocuklar daha az istekte bulunur ya da deneyimlerini paylaşır, çoğunlukla başkalarının sözlerini tekrar ederler (ekolali) ya da kişi zamirlerini karıştırırlar. İşlevsel bir konuşma için birleşik dikkat gerekli gibidir. Birleşik dikkat eksiklikleri OSB’li çocukların fark edilmesini sağlayabilir: örneğin, işaret edilen nesne yerine işaret eden ele bakabilirler, ve sürekli olarak yaşlarına uygun olarak deneyimleri hakkında “yorum yapmayı” ya da “paylaşmayı” başaramazlar. Otizmli çocuklar hayalgücüne dayalı oyunlarda ve sembolleri dile çevirmede zorlanabilir.

Birkaç çalışmada yüksek işlevli otizm tanılı 8-15 yaşındaki çocuklar kelime bilgisi ve heceleme gibi temel dil görevlerinde kişisel olarak eşleştirildikleri kontrol denekleri ile aynı performansı göstermiş, erişkinler ise daha iyi sonuç almıştır. Her iki otizmli grubu da, mecazi anlatım, anlama ve sonuç çıkarma gibi karmaşık dil görevlerinde kontrol gruplarına göre daha kötü sonuçlar almıştır. Genellikle insanlar başlangıçta temel dil yetilerine göre ölçüldüğü için bu araştırmalar otizmli bireylerle konuşan kişilerin çoğunlukla karşılarındakinin anlayabileceğinden fazla şey anlayacağını düşünebileceklerini göstermektedir.

OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ NE ZAMAN?

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edilmiştir. Nisan ayında “Otizm Farkındalık Ayı” çerçevesinde tüm dünyada otizm ve otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımı konusunda farkındalığın ve duyarlılığın artırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmektedir.

Erken tanı ve erken tedavi sorunun gidişini değiştiren en önemli adımlardan biridir. Tanı konulduktan sonra neler yapılmalı?

Çocuğunun farklı gelişim gösterdiğini kabul etmek zor olabilir. Ama her geçen gün, sorunun çözümü için gecikmek ve önemli değişimleri kaçırmak demektir. Çünkü tedavide en önemli bölüm, erken başlanan özel eğitimdir. Çocuğun farklı gelişimi anlaşıldığı ya da şüphe duyulduğu zaman bir uzmana başvurulmalıdır. Gerekli testler ve incelemelerden sonra tanı konursa, ailenin ve çocuğun eğitime hemen başlaması, gerekirse bazı durumlar için ilaç kullanması gerekir.

Otizmli bir çocuğun büyümesi, çok zaman ve emek isteyen bir süreçtir. Ülkemiz koşullarında eğitmen ve eğitim kurumu bulmanın zor olduğu bir süreçtir. Okula başlama yaşı geldiğinde, gidebilecek durumdaysa kabullenecek ve iyi ele alacak okul bulmanın çok zor olduğu bir süreçtir. Sokağa çıktığınızda, yemeğe gittiğinizde çevrenizdekilere çocuğunuzu anlatabilmenin yorucu olduğu bir süreçtir. Biraz mola almak istediğinizde gönül rahatlığıyla bir hafta olsun bırakabileceğiniz bir kurumun olmadığı koşullarda yıpratıcı bir süreçtir. Tüm bunlara rağmen yapabileceğiniz çok şey olan ve yaptığınızda sizi ve çocuğunuzu mutlu eden bir süreçtir. Yeter ki bunun kısa mesafe koşusu değil, bir maraton olduğunu; nefesinizi ve gücünüzü iyi kullanmanız gerektiğini unutmayın.

Otizmin farkına varıp ailesinde otizm olan birey olmayanların, yapacakları birçok şey vardır. Bunların başında; çocuklarının sınıfındaki otistik çocuğun okuldan atılması için okula baskıyı bırakabilirler. Otizmi olan bir çocukla aynı ortamda büyümek, diğer çocuklar için bir engel değil aksine önemli bir yaşam deneyimidir. Ayrıca her erişkinin görevi tüm çocukların haklarını savunmaktır. Otizmli çocukların haklarını, en başta eğitim haklarını savunmak her erişkin için bir görev olarak algılanmalıdır. Ailelerinin bu konuda yaptıkları savaşta onların yanında olup, destek vermek önemli bir adım olacaktır.

Bunun dışında; sokakta, parkta o çocuklara garip bakmayarak, anlamsız sorular sormayarak kendi çocuklarına erdemli olmak konusunda örnek olabilirler. Bu tür davranışlarının o çocuklar ve aileleri için ne kadar haksızlık olduğunu fark edebilirler. 2 Nisan tek bir gün değil, tüm nisan ayı boyunca otizm anlatılacak, etkinlikler yapılacak. Herkesin bu etkinlikleri izleyerek, otizm ve otistik çocuklar hakkında çok şey öğrenme fırsatı olacak. Sadece izlemekle yetinmeyip, etkinliklere destek olanların ise kendileri ve çocukları için önemli bir gelişim fırsatını kullanmış olacaklarını unutmamaları gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.