Genel

Sarah Baartman’ın Hikayesi; Beyaz Avrupa’nın İki yüzü

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Sarah Afrika’da doğmuş bir kız çocuğudur. Annesi onu doğururken ölünce Sarah ‘ı babası büyütür. İngiliz sömürgecileri ile girdiği çatışmada babasını da kaybedince onu siyahi bir tüccar kendisine köle yapar. Tüccarı ziyarete gelen bir İngiliz subayı Sarah ‘ı satın alır.

Çünkü, Sarah’ın bir özelliği vardır; kalçası çok büyüktür. Bu onun kabilesine has bir özelliktir. İngiliz subayı bu özelliğinin Avrupadaki eğlence mekanlarında ilgi çekeceğini düşünür. Onu alıp Londra’ya götürür. Kabus böyle başlamış olur.Sarah, Londra’ya getirildiğinde 21 yaşındadır. Subay onu bir sirke satar. Yüzünü boyarlar, dar kıyafetler giydirip, başına tüyler takarlar. Sirkte bir kafeste sergilenen Sarah Avrupalıları hayrete düşürür.

Bir süre burada kaldıktan sonra, müzeye götürülür. Camdan bir bölme içinde sergilenir. Avrupalı erkekler iştahı kabarır. Ona dokunmak isteyenlerin sayısı artınca camı kaldırırlar. Taciz edilir, vücuduna çöpler dürtülür. Kalçasının gerçek olup , olmadığını anlamak isteyenler iğne batırıp, bıçakla keserler. Acıdan bayılınca dinlenmeye alırlar. İngiliz burjuvasının eğlence kaynağı olur. Ayakta duramayacak kadar halsiz düşünce Paris’teki bir sirke satarlar. Hayvan terbiyecileri onun üzerinde deneyler yaparlar. İşleri bitince onu satın almak isteyen bir bilim adamına verirler. Bilim adamı canlı canlı vücudundan parçalar alır. Onun vücudu üzerinden değerlendirmelerle Avrupa ırklarının üstünlüğünü öven bilimsel makaleler yazar. İşi bitince sokağa atar. Sokakta onu bulanlar uzun bir süre fahişe olarak çalıştırır.

Kaderi gibi kara bedeni daha fazla işkenceye dayanamaz; 1816 yılında Paris’te ölür. Ölümünün üzerinden 24 saat geçmeden cerrah George Cuvier tarafından vücudu yarılır. Beyni ve cinsel organı çıkarılarak İnsanlık Müzesi’ne konur. Doldurulan vücudu ise 1974 yılına kadar açık bir sergide sergilenir…

Kaynak: Sarah Baartman filmi, 27 Ekim 2010(Fransa)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.