Genel Sağlık

Serotonin Hormonu Ne İşe Yarar? Serotonin Azlığının Etkileri…

Serotonin (5-HT ya da 5-hidroksitriptamin), insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir . Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Yapısal olarak monoamin grubuna girer ve triptofan aminoasitinden sentezlenir.

Açlık, yorgunluk, stres, yemek, ışık ve ilaç gibi faktörlerin tamamı insan vücudundaki serotonin düzeyini etkilemektedir. Stres ve düşük kan şekeri serotonin düzeyini düşürürken; oksijen, kusma, içinde aminler bulunan gıdalar (örneğin: peynir, çikolata, portakal, mandalina, domates ) ve içinde triptofan isminde bir çeşit amino asit bulunan gıdalar, (örneğin süt, hindi eti ) serotonin düzeyini yükseltmektedir.

Bunun dışında insan vücudundaki serotonin düzeyini, çeşitli hormonlar da etkilemektedir. Örneğin kadın vücudundaki östrojende (kadınlık hormonu) artma, serotonin düzeyinde de bir artışa neden olmakta; aynı şekilde, kadınların âdet görmeleri sırasında, östrojen hormonlarında düşüş olması, serotonin düzeyini de düşürmekte ve bu durum, kan damarlarının aşırı genişlemesi sonucu, kadınlarda migren başlamasına neden olabilmektedir. Ayrıca serotonin dopaminerjik nöronlardaki reseptörlerine bağlanarak dopamin salgılanmasını azaltmaktadır. Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır. Depresyon ve anksiyete tedavilerinde serotonin geri alım inhibitörü (serotoninin tekrar kullanımı için sinaps aralığından, salgılandığı nörona geri alımını yok eden) ilaçlar kullanılır.

Serotonin ne işe yarar?

Bir nörotransmitter olarak serotonin, beyindeki mesajların bir bölgeden başka bir bölgeye aktarılmasını sağlar. Serotonin alıcılarına sahip beyin hücrelerinin çokluğu sebebiyle bu hormonun düzeyinin psikolojik süreci düzenlemek kadar psikolojik fonksiyonlar üzerinde de etkili olduğuna inanılıyor.

Yani beyindeki yaklaşık 40 milyon kadar hücrenin çoğu doğrudan veya dolaylı olarak serotonin düzeyinden etkileniyor. Bunların içinde ruh haline, arzuya, cinsel işleve, iştaha, uykuya, hafızaya, öğrenmeye, vücut ısısına ve bazı sosyal davranışlara bağlantılı hücreler yer alıyor. Vücudun geri kalanı için ise, bu nörotransmitter kardiyovasküler sistem, kaslar ve endokrin sisteminin de dahil olduğu pek çok fonksiyonu etkiliyor.

Önemli etkilerinden biri de kasları uyararak glikojenolizi uyarması ve bronş kaslarında kasılma oluşturmasıdır. Beyinde bulunan bu güçlü kimyasal yapının az veya çok miktarda bulunması ruh halimiz üzerinde büyük etki sahibidir. Yeterli miktarda alınamayan veya üretilemeyen serotonin nabız kontrolünü ve ruh halini doğrudan etkiler.

Beyinde serotonin kimyasalı salındığında kan damarları kasılarak daralır; serotonin düzeyi düştükçe genişler. Migren atağından önce vücuttaki serotonin düzeyi yüksek olmakta, atak geçtikten sonra da düşmektedir.

Serotonin ve depresyon arasındaki ilişki

Pek çok araştırmacı, serotonin dengesizliğinin depresyona kadar varan çeşitli psikolojik durumlara neden olduğuna inanıyor. Oluşabilecek sorunlardan bazıları:

Beyin hücrelerindeki serotonin miktarının azalması
Üretilen serotonini alacak alıcı bölgelerin azalması
Alıcı bölgelere serotonin göndermede başarısızlık

Serotonin üretiminde temel amino asitlerden biri olan triptofan yokluğu depresyona, obsesif kompulsif bozukluğa, anksiyeteye, panik atağa hatta aşırı öfkelenmeye sebep olabiliyor. Ancak, yine de serotonin ve depresyon arasındaki bağlantı hakkında yapılan araştırmalar sürüyor.

Beyinde yeterli miktarda serotonin salgılanması mutlu, huzurlu ve güvende hissetmemizi sağlar. Bu nörotransmitterin düşük seviyede olması huzursuz, negatif ve endişeli hissetmemize sebep olur. Serotonin eksikliği depresif, karamsar, mutsuz, güvensiz hissettirir ve panik atağa bile neden olabilir. Bu eksiklik depresyon, anksiyete ve diğer sağlık problemlerine yol açabilir.

Nöronlarım yeterli miktarda serotonin üretiyor mu?

Serotonin miktarının az olduğu tespit etmek, önlem almak ve yeniden bu miktarı artırmak açısından önemli. İsteksizlik ve depresyon serotonin azlığına işaret eden en bilinen işaretler olsa da, bunlardan hariç başka işaretler de var. Diğer işaret ve semptomları tespit etmek depresyon, anksiyete ve daha kötü olasılıkları önlemek açısından çok önemli.

Serotonin azlığına işaret eden semptomlar arasında sık sık sinirlenme, acıya aşırı hassasiyet, aşırı karbonhidrat ihtiyacı ve tüketimi, kabızlık ve sindirim sorunları yer alıyor. Diğer işaret ve belirtiler ise şöyle: gün ışığından yeterince yararlanmamaya bağlı mutsuzluk, genel anlamda başkalarına bağımlı olma, değersiz hissetme, uykusuzluk, düşük özgüven ve düşük bilişsel fonksiyon.

Karbonhidrat açısından zengin yiyecekler yeme isteği

Herkesin bildiği gibi, hamburger, çikolata, şekerleme, atıştırmalıklar ve diğer hamur işleri karbonhidrat bakımından oldukça zengindir ve serotonin miktarını doğrudan etkiler. Bu nedenle serotonin miktarı az olan insanlar karbonhidrat zengini bu tür yiyecekleri sık sık tüketme eğilimindedir.

Bu yiyecekler geçici olarak serotonin miktarını artırıp daha iyi hissetmenizi sağlar. Fakat, tükettikten kısa sonra serotonin miktarı yeniden fark edilir şekilde azalır. Bu azalma, uyuşukluk, endişe ve depresyon gibi duygular hissedilmesine neden olur.

Uykusuzluk

 

Serotonin miktarı aynı zamanda melatonin üretimi üzerinde de etkilidir. Serotonin miktarı azaldığında, melatonin üretimi de bundan etkilenir. Bu domino etkisi günlük ritmi de değiştirir.

Bu sorun ortaya çıktığında günlük ritme göre uyumak oldukça zorlaşır. Özellikle de uykuya dalma ve deliksiz uyuma bundan olumsuz etkilenir. Fakat uykusuzluk probleminin tek nedeninin serotonin olmadığını; başka etkenlerin de bundan payı olduğunu unutmayın. Biyolojik saatimizi çalıştıran melatonin için yeterli miktarda serotonin olmalıdır.

Anksiyete

Beyin görüntülerinin gözlemlenmesi ile, uzmanlar beyindeki duygusal kontrolden ve isteklerden sorumlu bölgelerde iletici bir kimyasal olan serotonin miktarının endişeli insanlarda daha az olduğunu keşfetti.gölgelerden rahatsız olan adam

Bazı insanlar genetik olarak az serotonin üretmeye yatkın olsa da, anksiyetenin tek nedeni bu önemli nörotransmitterin az üretilmesi değil. Doğrusu, bundan başka üç farklı nörotransmitter daha bulunuyor: gama amino bütirik asit, dopamin ve epinefrin. Düşük serotonin seviyesi genelde anksiyete, panik bozukluk ve obsesif kompulsif bozuklukla ilişkilendirilir.

Aşırı duygusal duyarlılık

Çoğu insanın da bildiği gibi, bu hormon duygusal istikrar ile doğrudan ilişkilidir. Düşük serotonin seviyesi duygusal olarak normalden çok daha fazla duyarlı olmanıza neden olabilir. Bu da herhangi bir yorumun ya da hafif hislerin normalde olduğundan çok daha kötü hissettirdiği bir noktaya sürükleyebilir.

Zihinsel fonksiyonların azalması

Doğru miktarda serotonin sayesinde beyim mükemmel şekilde çalışır. Bu nörotransmitter beyin ve beden üzerinde oldukça etkili role sahiptir. Beyinde ruh hali, sosyal davranışlar, libido, uyku, hafıza ve öğrenme kabiliyetini düzenler. Serotonin, normal zihinsel fonksiyonlar için önem taşıyan bir kimyasaldır. Araştırmalar yeterli miktarda serotoninin zihinsel yetenekleri geliştirdiğini ve sınırlı zihinsel fonksiyonları ise pekiştirdiğini gösterdi. Bütün kabiliyetler açısından önem taşıdığı düşünülse de, en belirgin etkisi hafıza üzerindedir. Bu kimyasalın az miktarda bulunduğu kişiler çeşitli hafıza problemleri yaşamaya eğilimlidir.

Sese karşı duyarlılık

Düşük serotonin seviyesine sahip olduğunuzda, sese karşı oldukça duyarlı olmak yaygın bir belirtidir. Bunun nedeni, çok yüksek seviyelerin en kısık seslerin bile oldukça abartılı hissedilmesine neden olmasıdır.

Sindirim sorunları

Serotonin beyin ve sindirim sistemi arasında önemli bir iletken ve mesaj taşıyıcıdır. Neredeyse tamamen beyinle, ruh haliyle ve zihinsel anlamda sağlıklı olmakla ilişkilendirilse de, şaşırtıcı biçimde vücutta bulunan serotoninin yaklaşık %95’i bağırsaklarda üretilir. Öte yandan, bağırsaklardaki serotonin beyne ulaşamayacağı için, beyinsel işlevlerde görev alacak serotoninin beyinde üretilmiş olması gerekir.

Bağırsaklarda serotonin üretimine ilişkin araştırmalar çok yeni olsa da, iştah ve sindirim sistemi üzerindeki etkisi zaten biliniyor. Başka bir deyişle, bağırsaklardaki çok sayıda serotonin aktivitesi hala gizemini koruyor. Ayrıca, uzmanlar huzursuz bağırsak sendromu ve yetersiz serotonin düzeyi arasında bir ilişki olduğunu keşfetti. Bu eksiklik giderildiğinde, huzursuz bağırsak sendromu yaşayan kişilerin normale döndüğü gözlendi.

Halsizlik ve yorgunluk

Serotoninin önemli rol oynadığı bir diğer alan ise enerji üretimidir. Kronik halsizliği olan bazı insanlarda yetersiz serotonin olduğu gözlenmiştir. Öte yandan bu eksiklik giderildiği taktirde bu kişilerde kayda değer bir gelişme olduğu kaydedilmiştir. Halsizlik ve yorgunluk gibi belirtilerin başka kaynakları da olabileceğinden bunu yalnızca serotonin düzeyine bağlamak yanlış olur. Uzun vadede, kronik halsizlik serotonin üretiminin azalmasına neden olabilir.

Libidoda değişim

Bu kimyasal aynı zamanda libidoyu, yani cinsel arzuyu da etkiliyor. Bu kimyasalın az bulunması doğrudan büyük cinsel arzu duyulmasına neden olurken, başka insanlarla duygusal ilişki kurma kabiliyetini olumsuz etkiliyor. Bu kesinlikle tatmin edici bir ilişki tarifi olmazdı. Ayrıca, serotonin seviyesindeki değişimler cinsel aktivite esnasındaki fiziksel kabiliyetten ayrı olarak davranışı da etkiler.

Serotonin seviyeniz düşükse ne yapmalısınız?

 

Mümkünse ilaç kullanmadan doğal yollardan serotonin seviyenizi artırmayı deneyin. İşte bu yöntemlerden bazıları:

Keyif aldığınız şeylerle uğraşın. Acı çektiren değil, eğlendiren egzersizler yapın.
Triptofan açısından zengin protein ağırlıklı besinler tercih edin.
Sebze, kuru meyveler, baklagiller ve diğer tahılları tüketerek beynin triptofanı işlemek için ihtiyaç duyduğu şekeri karşılayabilirsiniz. Bunun için çok fazla karbonhidrata ihtiyaç yoktur. Bu nedenle sebze, kuru meyve, baklagiller ve tahıllar sizin için yeterli olacaktır.
Yağ ve basit şeker içeren gıdalardan uzak durun.
Omega-3 açısından zengin besinler tercih edin.
Kafein tüketimini sınırlayın.
Uykunuzu alın.
B vitamini, özellikle de B6 vitamini almaya çalışın. Bu vitamin beyinde serotonin üretimi ve fonksiyonu açısından önemlidir.
Açık havada zaman geçirin ve güneş ışığından faydalanın.
Meditasyon ve diğer zihin iyileştiren yöntemlere başvurun.
Bahsettiğimiz gibi, serotonin sağlık açısından oldukça önemli rollere sahip bir nörotransmitterdir. Bu kimyasalın az bulunması duygusal dengesizlik veya uykusuzluk gibi çeşitli sorunlara yol açabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.