Genel

Seyirci Etkisi ve Göz Göre Göre Ölüm; Catherine Genovise Cinayeti

“Komşuların bizi gördüğünü fark ettim ve çekip gidecektim, ama hepsi korku içinde pencerelerini kapattılar ve uyumaya gittiler, ben de rahatça işimi gördüm”

Yukarıdaki sözler Winston Moseley isimli bir seri katile ait. Yakalandıktan sonra polis tarafından alınan itirafnamede geçiyor.

Catherine Genovese 1964’te katledildikten sonra ABD kamuoyunda infial yarattı. ABD’liler Catherine’e besledikleri sempati sonucunda ona “Kitty” lakabını taktılar.

Catherine “Kitty” Genovese 1964 yılının 13 mart sabahı saat yaklaşık 3:20 civarında çalıştığı kafeden çıkıp arabasına bindi. Evinin 100 adım mesafesindeki otoparka arabasını park etti. Sokak lambasının altına geldiğinde bir adam Genovese’yi yakaladı. Kadın bağırmaya başladı. Hemen yakındaki on katlı apatmanda ışıklar yandı. Kadın “Beni bıçakladı Tanrım yardım edin”diye bağırdı. Apartmandaki pencerelerden biri açıldı. Bir adamın ‘kızı rahat bırak ‘diye bağırdığı duyuldu. Saldırgan apartmana doğru baktı, omuzlarını silkti geri sokağın başına kadar yürüdü. Kadın güçlükle doğruldu. Apartmandaki ışıklar tekrar söndü.

Saldırgan geri gelip kadını yeniden bıçakladı. Bayan Genovese “Ölüyorum, Ölüyorum” diye bağırdı tekrar. Etraftaki apartmanlarda ışıklar tekrar yandı. Saldırgan arabasına yönelerek uzaklaştı. Bayan Genovese yavaş yavaş doğrulmaya çalıştı. Şimdi saat 3:35 ‘ti. Saldırgan son kez geri döndü. Onu evinin merdivenlerinde yakaladı. Üç kez daha bıçakladı. Öldürücü darbeyi vurmuştu artık. Saat 3:50’de polis olay hakkında ilk telefonu almıştı. Hızlı bir şekilde olay yerine geldiklerinde Bayan Genovese çoktan ölmüştü. Arayan bir erkekti ve polise bir arkadaşı ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra haber vermişti. Daha sonraki ifadesinde olayın içinde yer almak istemediğini beyan etmişti.

The New York Times gazetesi, cinayeti 27 Mart 1964 tarihli nüshasında yukarıdaki şekilde aktarmıştı.

“Başımıza iş almayalım…”

Böylesine trajik bir olayla karşılaşsanız ne yaparsınız sorusunun cevabının polisi aramak olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat o gece işler tam olarak düşünüldüğü gibi ilerlememişti. Polise zamanında ihbarda bulunulmamış, meskun mahalde gerçekleşen ve yaklaşık yarım saat süren acımasız bir saldırı hiçbir müdehale ile karşılaşmadan sonlanmıştı. En az cinayet kadar tüyler ürpertici olan bu ayrıntının sebepleri nelerdi peki? Sözkonusu bir insanın hayatı iken nasıl bu kadar duyarsız olunabilmişti?

Tanıklardan bazıları olaya şahit olduğunu doğrulamış fakat basit bir taciz olayı veya sarhoş birkaç serseriden kaynaklanan sesler olabileceğini düşünerek üstünde durmadıklarını beyan etmişlerdi. Gazetelerde haber duyurulurken polisi arayanların olduğu fakat arayanların hiçbir bilgi vermeden telefonu kapattığı yazıyordu. O günlerde Amerika’daki acil telefon numarası olan 911 aranıldığında bazı belli başlı kişisel bilgiler soruluyor bu bilgileri yanıtlamak istemeyen görgü tanıkları, gördüklerinden emin olmadıkları gerekçesiyle telefonu kapatıyordu.

Aslında ilk saldırı anı Kitty Genovese’nin iki komşusu tarafından görülmüştü. Bu tanıklardan biri olan Andree Picq, yerde yatan bir kadın gördüğünü doğrularken ifadesinde kadının bir erkek tarafından dövüldüğünü gördüğü beyan etmişti. Ikinci saldırı ise bir görgü tanığı tarafından kadının yere düştükten sonra ayağa kalkarak çantasını aradığı şeklinde tarif edilmişti. Kadının canına kastedildiğine dair herhangi bir emare görgü tanıklarının ifadesinde yer almamıştı.

History Channel, konu ile ilgili belgeselinde olay anınında maktülün ayağa kalktıktan sonra sendeleyerek yürümeye başlamasını görgü tanıklarının tarif ettiği şekilde anlatmıştır. Tanıklar Genovese’nin yürüyerek bir ara sokağa (kendi oturduğu apartmanın girişinin olduğu sokak) saptığını ve kesintisiz bir şekilde olayı izleyemediklerini ifade etmişlerdir. 6 tanık yeminli ifadelerinde bayan Genovese’nin çığlıklarını duymadıklarını belirtmişlerdi. Yardım çığlığını duyan Robert Mozer adlı tanık çığlıkların ne anlama geldiğini tam çıkaramadığını, camı açarak “kadını rahat bırak” diye bağırdıktan sonra adamın arabasına koştuğunu ve bunun üzerine çığlıkların kesildiğini beyan etmiştir.

Saldırgan yakalandıktan sonra soruşturmayı yürüten polis dedektifi Albert Seedman konu ile ilgili seslerin kesilmesi üzerine sokakta her zaman olabilecek bir tatsızlığın yaşandığını ve sonlandığını düşünen tanıkların yataklarına geri dönmüş olabileceği ihtimalinin gözden kaçırlmaması gerektiğini belirtmiştir. Gece bilinçlerinin tam açık olmadığı bir saatte duymayı beklemedikleri bir çığlığın kaynağının ölümcül bıçak darbeleri olduğunu kavrayamamaları akla yatkın görünmektedir. Madalyonun öteki yüzünde ise çığlığa yol açan sebebin nedenine dair kesin bir sonuç alınmadığı, belki de yeterince çaba gösterilmediği görülmektedir.

Seyirci etkisi

Sadece 1964 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde on bin civarında cinayet olayı yaşanmıştı. 13 Mart 1964’teki bu elim saldırı da bu cinayetlerden biriydi ve 28 yaşındaki Catherine Genovese adlı kadının hayatına mal olmuştu. Onu öldüren katil Winston Moseley, 29 yaşında, evli ve iki çocuğu olan ve daha once hiçbir suç kaydı olmayan bir seri katildi ve bu olayı 17 bıçak darbesiyle gerçekleştirmişti. (Moseley’in bir seri katil olduğu bu olaydan çok sonra, 1968’de hırsızlıktan yakalandığında açığa çıkmıştır. Moseley, Kitty’den başka iki kişinin daha katilidir.)

Olayın gerçekleşme biçimi ise kısa sürede haberlerde yer bulmuş kamuoyunun dikkati çekti. New York Times haberi “biz nasıl insanlarız” manşetiyle duyurmuş ve A.M. Rosenthal isimli yazarı da “Hastalığın Adı Duyarsızlık” başlığı taşıyan bir yazı kaleme almıştı.

1968 yılında John Darlet ve Bibb Lateen adlı sosyal psikologlar olayı derinlemesine araştırmaya yönelik bir çalışma başlattılar. Acil durumlarda seyircilerin davranışını analize yönelik on iki yıl süren yaklaşık elli adet deney tasarlanmıştı. Bu deneyler ile seyircilerin acil durum karşısında ne kadar çabuk müdehale ettikleri, hangi şartlar altında müdehale etme kararı aldıkları gibi soruların yanıtları aranmıştı. Araştırmaların sonunda seyircilerin müdahale olasılığı ile seyircilerin sayıları arasında ters orantılı bir ilişki olduğu ortaya konmuştu.

2008 yılında ise Mark Levin adlı sosyal psikolog bir başka şiddet senaryosu ile yaptığı çalışmalarda farklı parametreler kullandı. Deneylerinde seyircilerin birbirlerini tanıyor olmaları ve saldırıya uğrayan kişiye sosyal statü açısından hissedilen yakınlık durumu gibi parametrelerin müdahale etme ihtimalini artırdığı sonucuna ulaştı.

Bir başka çalışma erkeklik güdüsü ile korelasyon üzerine yapıldı, daha maskülen baskın karaktere sahip olan seyircilerin müdahale etme olasılığının potansiyel utanma duygusunda dolayı daha yüksek olduğu saptandı.

Seyircilerin müdahalesiz kalmasının birçok nedeni olduğu söylenebilir. Fakat araştırmacılar sosyal etki ve sorumluğun yayılması olarak kategorize edilebilecek iki başlığın üzerinde durmuşlardır.

Sosyal etki başkalarının acil durumu izlediği bilgisine sahip olması durumunda ortaya çıkar. Seyircinin bireysel olarak müdahale etmemesi ve gruptaki herkesin aynı şekilde düşünmesi müdahalenin gecikmesi, belki de hiç yapılmaması sonucunu doğurmaktadır.

Bir diğer başat neden olan sorumluluğun yayılması da seyircilerin gruptaki diğer kişilerce müdahale edilmemesi durumunda sorumluluk hissini bireysel olarak daha aza indirmesi neticesinde oluşur.

Bir başka neden de seyircinin müdahale etmeyeye yetkin olup olmadığını sorgulamasıdır. Örnek olarak seyirci duruma göre müdahalenin bir polis memuru veya doktor gibi nosyonlara sahip yetkin kişilerce yapılması gerektiğini düşünebilmektedir.

2007 yılında Robert Thoronberg tarafından yapılmış bir başka çalışmada çocuklarda da seyirci etkisi gözlenmiştir. Çocukların sıkıntı içine düşen sınıf arkadaşlarına yardım etmemeleri, sıradanlık hissi, çekingenlik, çoğunluğu takip etmek, sorumluluğun yayılması etkisi nedenleri ile açıklanmıştır.

Seyirci etkisinin görüldüğü başka örnekler

16 Haziran 2008‘de Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde Sergio Aquiar adlı bir şahıs, bir yol kenarında aralarında arkadaşları, ailesi ve içinde bir itfaye şefinin bulunduğu bir grubun önünde iki yaşındaki oğlu Axel Casian’ı döverek öldürmüştü. İzleyicilerin donmuş bakışları arsında kendi oğlunu tekmeleyen adam en sonunda bir polis tarafından başından vurularak öldürülmüştü.

10 Nisan 2010 ‘da New york Queens’te Hugo Alfredo isimli şahıs sokak ortasında bir hırsız tarafından bıçaklanarak yaralandı. Yaklaşık bir saat yerde yatan adama yanından yaklaşık 25 kişinin geçmesine rağmen hiçbir yardım ya da destek görmedi. Hatta yanından geçen bir kişi adamın fotoğrafını çektikten sonra yoluna devam etti.

13 Ekim 2011’de Çin’in Foshan şehrinde Wang Yue adlı iki yaşındaki küçük kız dar bir sokakta yürürken bi kamyonetin çarpması sonucu yere düştü. Kamyonet sürücüsü durmak yerine yoluna devam etti. 18 kişi kızın yerde yattığını gördüğü halde hiçbir müdahalede bulunmadan yoluna devam etti. Bu sırada yolda yatan kıza sokaktan geçen bir kamyonet tekrar çarptı. Ilk müdehaleyi yapan kişi kızı kaldırıma çıkararak olay yerinden uzaklaştı. Tam yedi dakika sonunda bir kadın küçük çocuğu kucağına alarak hastaneye götürdü. Tüm bu olanlar yakındaki bir işletmenin güvenlik kamerası ile tesadüf eseri kayda alındı. Yazının sonunda yer alan videodan tüyler ürpertecek bu ilgisizliği seyredebilirsiniz.

Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Death_of_Wang_Yue
http://en.wikipedia.org/wiki/Bystander_effect
http://www.homicidesquad.com/kitty_genovese.htm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerik korunuyor !!