Genel Gökbilim Uzay Uzay Teknolojileri Uzayın Keşfi

Sovyetler Birliğinin Uzay Yarışını Başlatan Adımı; Sputnik-1 Uydusunun Fırlatılışı

20. yüzyılın ortalarında, ABD ve Sovyetler Birliği (SSCB) teknoloji, askeri güç, ekonomik sistem üstünlüğü gibi konularda yarışıyordu. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ise iki ülke arasında yeni bir çatışma başladı: Uzay Yarışı. Tarihte yeni bir çağın başlamasını sağlayan Sovyetler Birliği, Sputnik 1 adlı ilk yapay uyduyu uzaya gönderdi. 4 Ekim 1957 tarihinde uzaya gönderilen uydu, Soğuk Savaş’ın bir parçası kabul edildi.

Sputnik 1, uzaya SSCB’deki (bugün Kazakistan sınırları içinde kalan) Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatıldı. Sputnik kelimesi “uydu” anlamına gelmektedir. Sputnik 1’in resmi adı ise Yapay Dünya Uydusu’dur. Sputnik’in fırlatılışının gerçek nedeni propagandadır, görünüşteki nedense Uluslararası Jeofizik Yılı (1957-1958) çalışmalarına katkı sağlamaktır.

Sovyetler’in Dünya yörüngesine uydu yerleştirebilecek teknolojiyi edindiği anlaşıldığında, Sovyet Bilimler Akademisi’nden Mstislav Keldiş, uzayda çeşitli deneyler yapabilecek bir buçuk tonluk konik bir uydu planladı. Ancak bu sırada Sovyet istihbaratı, ABD’nin uzaya, tek amacı yörüngeye oturup oturmayacağının görülmesi olan “basit bir uydu” göndermek istediğini haber aldı. “Basit uydu” fikrini kapan Sovyetler, geride kalmamak için hızla Sputnik 1’i geliştirdiler. Böylece Dünya yörüngesine daha pahalı uyduların gönderilmesi imkânı da sınanmış olacaktı. Ayrıca, uydu, Ekim Devrimi’nin yıl dönümü kutlamalarına yetişecekti.

Uydu ve roketin tasarımı Sovyet roket bilimci Sergey Korolyov tarafından yapıldı. Aslında, bu uydu, ABD’nin “basit uydusu” Vanguard’dan çok daha ağırdı. Aylar sonra Vanguard uydusu yörüngeye girdiğinde, Nikita Kruşçev, onunla “greyfurt” diye alay edecekti.

Görevi ve sonrası

Sputnik 1, pilleri bitinceye kadar üç hafta boyunca sinyal gönderdi. Bundan sonra uydunun yörüngesi görsel olarak izlenmeye devam edildi. Yörüngesi gitgide alçalan Sputnik 1, fırlatmadan 92 gün sonra, 4 Ocak 1958’de atmosfere girerek yandı. Sputnik 1, yörüngede 1.400 tur atmış, 70 milyon km yol kat etmiştir.

Uydu, yörüngede kaldığı sürece 6. kadirden bir cisim parlaklığında gözlenebiliyordu. Sputnik 1’i yörüngeye oturtan roket de yörüngeye girmiş olup, Dünya’dan 1. kadirde görülebilmekteydi.

Sputnik 1’e karşılık ABD hemen uzaya bir uydu göndermeyi denedi. Ancak yaptığı ilk denemeler başarısızlıkla sonuçlandı. ABD uzaya ancak 1958’de bir uydu gönderebildi. ABD’nin başarısızlığı, bu ülkede eğitim müfredatının ve sisteminin gözden geçirilmesine, roket bilimine ve fen bilimlerine ilgi uyanmasına ve uzay projelerine ayrılan mali kaynağın artmasına neden oldu. Bu gelişmeler, Uzay Yarışı’nın başlangıcı sayılmaktadır.

Modern standartlarla karşılaştırıldığında çok da etkileyici olmayan Sputnik Uydusunun 58 santimetre çapında top benzeri metal bir gövdesi ve 4 ayağı vardı, 83 kilogram ağırlığındaydı ve bipleme dışında hiçbir şey yapamıyordu.

Ancak uyduda bulunan radyo vericisi operatörler tarafından izlenme imkânı veriyordu. Operatörler, bu sayede Dünya’nın İyonosfer katmanındaki elektron yoğunluğu hakkında bilgi sahibi olabiliyordu.

Sputnik 1’in yansıtıcı yüzeyi Dünya’dan çıplak gözle görülebilmesini sağlıyordu. 22 gün sonra da Sputnik’in bataryaları tükendi ve radyo sinyalleri durdu. 69.201.792 kilometre mesafe kat eden uydu 8 Ocak’ta da Dünya’nın atmosferinde yandı.

ABD de Aralık 1957’de Vanguard TV3 roketiyle yörüngeye bir uydu fırlatmaya çalıştı ancak başarısız oldu. ABD, Şubat 1958’de Explorer 1 uydusunu uzaya gönderene kadar bu alanda bir başarı edinemedi.

Öte yandan Sputnik 1 uydusu yalnızca metal bir toptu, ancak insanlığın uzayı keşfine yönelik bugün hâlâ açık olan kapıyı araladı. Dönemin ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, 1958 yılında Sputnik 1 ve daha sonraki Sputnik 2 uydusunun Sovyetler Birliği’nin, ABD ve dünyanın geri kalanını uzay konusunda gelişmelerde geride bıraktığını söylemişti.

Washington, Sovyetler Birliği’nin bu alandaki başarısına ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ve Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nı (DARPA) kurarak karşılık verdi. Daha sonra da Sovyetler Birliği ile ABD arasında başlayan uzay yarışı tüm hızıyla devam etti. Bu yarış sırasında uzaya ilk kez bir canlı (köpek Layka) gönderildi, yörüngeden Dünya’nın ilk fotoğrafı çekildi (Explorer 6 ile 1953 yılında), uzaya ilk kez bir insan ayak bastı (Yuri Gagarin, 1961), uzaya ilk kez bir kadın gitti (Valentina Tereşkova, 1963), Ay’a ilk kez bir insan ayak bastı (Neil Armstrong, 1969).

Uzay yarışı, ABD ile Sovyetler’in işbirliği yaptığı Apollo-Soyuz Test Projesi ile son buldu. Günümüzde Dünya’nın yörüngesinde 1400’ü aşkın yapay uydu bulunuyor.

Bu uydular dünyadaki diğer insanlarla iletişim kurmamızı, uzay ve gezegenimizi araştırmamızı sağlıyor. Uydular sayesinde cep telefonları ve araçlardaki GPS ile yer bulma gibi imkânlardan da yararlanılabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.