Genel

Sunay Akın ve Ağaçtaki Kuş Resmi Hikayesi

Orta Amerika’da bir ülkede darbe olur. Şairinden yazarına, öğretmeninden müzisyenine kadar tüm aydınlar çeşitli suçlamalarla tutuklanarak içeri alınır ve bir yıl boyunca mahkumların hiç kimseyle görüşmesine izin verilmez. Buradaki amaç insanları, dış ortamdan soyutlayarak taşıdıkları fikir ve inançları yıpratarak, kolayca boyun eğen edilgen kişiliklere dönüştürmektir.

Dünya genelinde çalışan hukuk kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ise içeridekilere görüş hakkı tanınması gerektiğini, hiç değilse yılın bir günü sevdikleriyle görüşmelerine izin verilmesi gerektiğini, çünkü bunun en doğal insani hak olduğunu, darbeyi yapan yönetici kadroya bildirirler. Yapılan mücadeleler ve uluslarası kamu baskısı sonucunda darbeciler, mahkumlara uygulanan katı uygulamaları kısmen de olsa gevşetmeye karar verirler. 

Ancak darbecilerin bir şartı vardır. İçeri alınan aydınlara şunları söylerler:

“Ailenizden yalnızca bir kişiyle görüşmenize izin veriyoruz; ama yalnızca bir kişi çağıracaksınız”

Bunun üzerine yazdığı devrimci yazılar yüzünden mahkum şairlerden biri sekiz yaşındaki kızıyla görüşmek ister. Görüşmeciler sırayla salona girdikleri vakit, mahkumların hepsinin de gözü kapıdadır.

Şairimiz de bir yıldır görmediği kızını beklemektedir. Kapıdan adımını atmasıyla şair baba, kızını görür ve geçen bir yıl içerisinde büyüdüğünü, daha da güzelleştiğini fark eder

Kız da babasını görür ve tam yanına gideceği sırada güvenlik görevlisi;

‘’Dur!’’ der

‘’Nedir o elindeki?’’

Kızın elinde kendi çizdiği bir resim vardır. Masum ve korku dolu gözlerle bakarak; “bir resim” diye cevap verir.

’Ne resmi?!’’ der sert bir sesle, güvenlik görevlisi.

Kızcağız daha fazla çekinerek; ‘’Kuş…’’ diye cevap verir

Sakıncalı eşyalar listesine bakan görevli, kuş resminin içeri alınmasının yasak olduğunu görür ve resmi alıp yırtar.

’Hadi şimdi git babana!’’

Kız koşarak babasına sarılır ve;

‘’Baba sana resim yapmıştım, yırttılar!’’  diyerek ağlamaya başlar..

Şairimizse kızını sakinleştirmek amacıyla, ağlama kızım, diyerek onu teselli eder Tam o sırada ‘’Görüş bitti!’’ bağırtısıyla beraber beş dakikalık sohbet bu ağlamalarla sona erer. Aradan bir yıl daha geçer ki…

Tekrar bir görüşme yapılır. Şairimiz kızını tekrar çağırır. Kız gelir. Biraz daha büyümüş, serpilmiştir. Elinde yine bir kağıt ve görevli yine kızgın.

’Nedir o elindeki?!’’

Kız bu kez bir ağaç resmi getirmiştir. Güvenlik sakıncalı eşyalar listesine tekrar bakar. Ağaç resminin yasak olduğunu bulmak istercesine çevirir sayfaları. Güvenliğin amacı boşa çıkar; listede ağacın yasaklandığı üzerine bir bilgi bulunmaz.

Bu sefer resminin yırtılmadığını gören kız heyecanla resmi babasına verir. Kızını gülerken gören baba da elindeki resmin kıymetini çok iyi anlar ve;

‘’Ne güzel bir ağaç bu!’’ der ‘’Kızım! Ne güzel bir ağaç bu! Dallarında da meyveler var. Ne meyveleri bunlar?’’

Sanki birazdan koparıp yiyecekler gibi mutludurlar. Kız, babasının kulağına usulca sokularak

’Aman baba!’’ der. “Onlar meyve değil, kuş. Ağacın dallarına gizledim ki kimse anlamasın!”

Tüm bunları anlattıktan sonra ‘’Nasıl mıyım?’’ der Sunay Akın gülen gözlerle:

“Bir kuş resmini dahi korkup yasaklayan o mekâna, sanatın gücüyle bir sürü kuş sokan kız çocuğu var ya… İşte onun gibiyim”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerik korunuyor !!