Genel Hikaye Yaşanmış Hikayeler

Tam 7 Kez Azrail’e Kafa Tutan Frane Selak’ın Hikayesi

Tam 7 kez Azrail’e kafa tutan Frane Selak’ın hikayesini okuyunca kendi hayatınız size ‘pembe dizi’ gibi gelecek. Emekli müzik öğretmeni Frane’in hikayesini okuyanlar “İnsanlar ne tuhaf hayatlar yaşıyor” demekten kendilerini alamıyor. 7 kez ölümden dönen Hırvat müzik öğretmeni Frane Selak dünyanın en ilginç hayat hikayesine sahip insanlarından biri… Hikayesini okuyunca bu adamın şanslı mı, yoksa şanssız mı olduğuna siz karar verin…

Hırvatistan’da yaşayan Frano Selak, felaketlerden sağ çıkmayı başardığı için dünyanın en şanslı adamı olarak kabul ediliyor.

Tam yedi kez ölümden dönen ve lotoda büyük ikramiyeyi tutturan emekli müzik öğretmeni Frano Selak’ın hayatı ‘bu kadarı da pes’ dedirten cinsten. Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yaşayan Frano Selak, hayatı boyunca pek çok felaketten sağ çıkmayı başardı.

Frane Selak neler yaşadı neler…

TAM 7 FELAKETTEN KURTULDU

1962: Saraybosna’dan kalkan, Dubronik’e giden trene bindi. Tren raydan çıktı ve birkaç vagon nehre düştü. Buz gibi suda 17 kişi boğuldu. Selak’ın kolu kırıldı, üstelik su çok soğuktu ve vücut ısısının aşırı düşmesi nedeniyle hipotermi geçirdi ama yine de kırık kolla kıyıya kadar yüzmeyi başardı ve kurtuldu.

1963: Frane Selak daha önce hiç uçağa binmemişti, ancak umutsuz bir zamanda uçağa binmeye mecbur kalmıştı.  Selak’a göre, yıl 1963’dü ve 32 yaşındaki Hırvat adam az önce annesinin hasta olduğunu öğrendi ve onu hemen görmesi için Zagreb’den Rijeka’ya uçmaya karar verdi. Zagreb’de DC-8 tipi bir uçağa bindi. Ancak bütün uçuşlar tamamen rezerve edilmişti, ancak sempatik tavırları nedeniyle Selak’ın havayolu şirketini uçağın arka tarafında uçuş görevlisiyle birlikte oturmasına izin vermesi için ikna etmeyi başardığını söyledi.

Selak, uçak yolculuğu konusundaki ilk tecrübesinin inişe geçmeden kısa bir süre öncesine kadar sorunsuz bir şekilde yaşandığını hatırlattı: Anca inişe geçildiğinde beklenmeyen bir olay yaşandı: Uçağın kapılarından biri bir şekilde açık uçtu. Selak’ın 2003’te Telgraf’a söylediği gibi, “Bir dakika çay içiyorduk, diğeri kapı açıldı ve [uçuş görevlisi] kısa bir süre sonra benim tarafımdan havaya emildi.”

Kısa süre sonra Selak, uçağın düştüğünü ve uçuş görevlisinin, iki pilotun ve 17 diğer yolcunun öldüğünü söyledi. Ancak Selak, düşüşünü engelleyen bir samanlığa indikten sonra mucizevi bir şekilde hayatta kaldığını iddia etti.

1966: Bindiği otobüs nehre uçtu. 4 kişi öldü, o birkaç sıyrıkla hafif yaralı olarak kurtuldu. Kıyıya kadar yine yüzdü ve karaya çıktığında vücudunda birkaç morluk ve kesikten başka birşey yoktu.

1970: Otomobiliyle giderken motor alev aldı. Kendini dışarı  zar zor attı, atladıktan hemen sonra aracın benzin deposu infilak etti.

1973: Selak, yaklaşmakta olan bir kamyonun 300 metrelik bir uçurumdan fırlamasına neden olduğu sırada Hırvat dağlarında araba kullanıyordu, Bu kazada Selak’ın otomobili bir kez daha yandı. Otomobilinde meydana gelen patlama sonucu yangın çıktı ve saçlarının bir bölümünü kaybetti. arabası yanarak uçurumdan aşağı uçarak uçarken Selak, bir ağacın altında dikilmiş olayı seyrediyordu.

1995: Selak, kazasız belasız tam 22 yılı huzur içerisinde geride bıraktıktan sonra bir gün, Zagreb sokaklarında yürüyüşe çıkmıştı aniden freni boşalan bir otobüs  Selak’a çarptı. Yaralı olarak kurtuldu.1996: Otomobil bir virajda Birleşmiş Milletler’e ait kamyonla çarpıştı. Skoda marka otomobiliyle uçuruma uçtu. O bir ağacın üstüne düştü, otomobili yandı.

2003: Frane Selak, piyangodan 1,3 trilyonluk ikramiye kazandı. “Parayla saadet olmaz”, diyen Selak özel bir adadaki lüks evini sattı, servetini dostlarına dağıttı. Selak, “Hiç bu kadar mutlu olmamıştım” dedi.

Selak, Daily Telegraph’a yaptığı bir söyleşi de, arkadaşlarının nihayetinde onunla aynı araca binmekte tereddütlü olduğunu ve hatta onunla yanı yolculuğa dahi çıkmak istemediğini belirtti. Bir komşusunun kendisine: “Frane’nin bir uçuş veya tren rezervasyonu yaptığını duyduğumu duyduysam, iptal edeceğim” dediğini belirten Selak: “Birçoğu kötü olduğumu söyleyerek beni görmeyi bıraktı.”

Selak hayat hikayesini anlatırken “Buna iki şekilde bakabilirsiniz” diyor; “Ya dünyanın en şanssız insanıyım, ya da en şanslısı. Ben ikincisinin doğru olduğuna inanıyorum” 2004 yılında bir firma, Avustralya’da onu TV reklamında oynatmak istedi. Bu teklifi ilk etapta kabul eden Selak, daha sonra fikrini değiştirdi ve Sidney’e uçakla gitmeyi reddetti. Selak buna sebep olarak da “Şansımı test etmek istemiyorum” dedi.

Ancak, piyango kazanmasının ardından anlattığı röportajlar sayesinde hikayeleri uluslararasılaşınca, bazıları inanılmaz hikayelerinin geçerliliğinden şüphe etmeye başladı. Google’da, Selak’tan şüphelenenler, 1963’te ölümcül bir Hırvat uçağı kazasını veya ölümcül bir tren kazasını belgeleyen resmi kayıtların olmamasına işaret ediyor.

Aynı zamanda, BBC ilk kaza yılını 1962 değil 1957 olarak vermiş ve bir trende değil otobüste gerçekleştiğini belirtmiştir.

Bu arada Selak’ın kendi hikayelerinde de tutarsızlıklar var. Telegraph 2003 yılında onunla röportaj yaparken, nihayet kazanmadan önce yıllarca sürekli olarak piyango oynadığını söyledi. Fakat Telegrafph 2010’da tekrar konuştuğunda (piyango servetinin çoğunu çeşitli hayırsever nedenlere verdiğini söylediğinde), hikaye ilk defa oynadığını ve Loto kazandığı yıl da, aynı şekilde değişti.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.