Genel

Tarih Kişiliklerce Türkler Hakkında Söylenmiş Sözler

Şair, general, filozof, iktisatçı… Bir çok tarihsel figür Türklerin çeşitli özelliklerini kendilerine has biçimde dile getirmiş. İşte Türkler hakkında söylenmiş efsane sözler. Türkler’in siyasi bir topluluk olarak ilk tarih sahnesine çıkmalarının Hun (Hiung-nu’lar veya Şiongnu’lar) hükümdarlığı ile olduğuna dair iddialar vardır. Başlangıcı hususunda tartışmalar olsa da Türklerin tarihi, dünya tarihinin önemli bir parçasıdır. Avrasya ve Kuzey Afrika’da ortaya çıkan her halkın tarihi uzaktan veya yakından Türklerin hareketlerinden etkilenmiştir.

Türkler’in siyasi bir topluluk olarak ilk tarih sahnesine çıkmalarının Hun (Hiung-nu’lar veya Şiongnu’lar) hükümdarlığı ile olduğuna dair iddialar vardır. Başlangıcı hususunda tartışmalar olsa da Türklerin tarihi, dünya tarihinin önemli bir parçasıdır. Avrasya ve Kuzey Afrika’da ortaya çıkan her halkın tarihi uzaktan veya yakından Türklerin hareketlerinden etkilenmiştir. Türkler doğu kültürlerini batıya ve batı kültürlerini doğuya taşımakla da önemli bir rol oynamışlardır. Kendi dinleri Tengricilik’ten sonra benimsedikleri yabancı dinlerinde çok kez öncüsü ve savunucusu olmuş ve yayılmalarını ve gelişmelerini sağlamışlardır.

Türklerin atalarının MÖ 2500 ile MÖ 1700 yılları arasındaki Afanasiyevo kültürü ile başlayan ve MÖ 1700 ile MÖ 1200 yılları arasındaki Andronovo Kültürü ile devam ettiğini savunurlar. Bu ırkın savaşçı ve göçebe kültüre sahip olduğu, MÖ 1700 yılları sonrasında kitleler halinde Altay Dağları ile Tanrı Dağları arasındaki bölgeye yayıldığı bilinmektedir. Bilinen ilk Türk devleti İskitler’dir

İskoç Şair Lord George Gordon Byron (22 Ocak 1788 – 19 Nisan 1824)

Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk’ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır.

Çek Bilim Adamı Jan Amos Comenius (28 Mart 1592 – 15 Kasım 1670)


Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.

Fransız Bilgin Antoine Galland (4 Nisan 1646 – 17 Şubat 1715)


Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor.

Alman General Helmuth Karl Bernhard von Moltke (26 Ekim 1800  – 24 Nisan 1891)


Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür.

İtalyan Şair Raimondo Montecúccoli (21 Şubat 1608 veya 1609,  16 Ekim 1680) 


Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar.

Fransız Tarihçi Albert Sorel (13 Ağustos 1842 – 29 Haziran 1906)


Dünyada iki bilinmeyen vardır; biri Kutuplar, diğeri Türkler…

Fransız Yazar Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud (14 Ocak 1850 – 10 Haziran 1923)


Türk’ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk’ün vakur kalışı, kuşku yok ki körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor.

Fransız Generali Sir Mark Sykes (16 Mart 1879 – 16 Şubat 1919)


Eğer kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere hayran olurdunuz.

Fransız İmparatoru Napoléon Bonaparte (15 Ağustos 1769 – 5 Mayıs 1821)


İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.

Alman İktisatçı Fritz Neumark (20 Temmuz 1900 – 9 Mart 1991)


Türkler pek farkında değil ama Avrupalılar şu gerçeğin farkındadır. Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz.

İtlayan Şair Torquato Tasso (11 Mart 1544 – 25 Nisan 1595)


Türklerden bahsediyorum. Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur.

Fransız Şair Alphonse Marie Louise Prat de Lamartine (21 Ekim 1790 – 28 Şubat 1869)


Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelendir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır.

İsveç Kralı XII. Karl ya da Türkçe Lakabıyla Demirbaş Şarl (17 Haziran 1682 – 30 Kasım 1718)

Poltava’da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş… Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı. 

Arap Tarihçi İbn-i Hassul(980 -1053)


Şecaat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiçbir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır.

İngiliz Komutan Charles Vere Ferrers Townshend(21 Şubat 1861 – 18 Mayıs 1924)


Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.

İngiliz Yazar Lady Mary Wortley Montagu(26 Mayıs 1689 -21 Ağustos 1762)


Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerilerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.

Fransız Ressam Alexandre-Gabriel Decamps(3 Mart 1803 – 22 Ağustos 1860)


Türk’ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk’ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.

Birleşik Krallık Başbakanı Genç William Pitt(28 Mayıs 1759 – 23 Ocak 1806)

Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.

Felemenk Diplomat Ogier Ghiselin de Busbecq (1522 – 1591-92)

Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.

İngiliz General Ian Hamilton(16 Ocak 1853 – 12 Ekim 1947)

Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz. Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur.

Adolf Hitler (20 Nisan 1889 – 30 Nisan 1945)

Kumandanlarından biri Adolf Hitler’e sorar: “Türklere neden saldırmıyoruz?”

Bu soru üzerine Hitler: “Türkler öyle bir millettir ki, eğer saldırırsak tamamını yok etmemiz gerekir… Yoksa 1 tane bile hayatta bırakırsak, yeni bir devlet kurar ve intikamını alır…” demiştir.

Otto Liman von Sanders (17 Şubat 1855 – 22 Ağustos 1929)

Yıllar süren silah arkadaşlığımız döneminde, kendisini öldürmeye, yurdunu elinden almaya gelenlere karşı hiçbir gaddarlıklarını görmedim. Yaralı düşmanlarını sırtlarında siperlerine getiriyor, sargı bezi olmadığı zaman, yedeği bulunmayan gömleklerini yırtarak onları sarıyorlardı.

Mohandas Karamçand Gandi(2 Ekim 1869 – 30 Ocak 1948)

Haydi beni bir daha tutuklayın İngilizler! Ama görüldü ki tutuklama ve öldürmeyle iş bitmiyor! İşte Türkler, kendi cenaze merasimi için hazırlanan tabutlarını, sahiplerinin başlarına geçirdiler! (1922 – Türk Kurtuluş Savaşı’nın Türklerin zaferiyle bitmesi üzerine.)

Hz. Muhammed(22 Nisan 571 – 8 Haziran 632)

Türkler size dokunmadıkça siz de onlara sakın dokunmayın, Türkler Dünya’ya iki kere hükmedecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.