Genel

Tiftik Keçisi Nedir? Ankara Keçisi Nasıl Yetiştirilir?

Ankara keçisi bir step hayvanı olup, nispeten yüksek, 800 metreden daha yukarı rakımlarda, kuru ve az yağışlı Orta Anadolu’da yetişir. Ankara Keçisi alçak arazide ve rutubetli ortamlarda yaşayamaz. Sınırlı bir alanda, Orta Anadolu’nun Ankara, Konya, Eskişehir, Çankırı ve Afyon illeri ile Güneydoğu Anadolu’nun Siirt ve Mardin illerinde yetişir.

 

Diğer bir keçi ırkımız olan kıl keçileri, Ankara keçilerinin memleketimizdeki bu sınırlı yayılma alanına karşılık Türkiye’nin hemen her tarafında yetiştirilmektedir. Mizaç, verim özellikleri ve beden yapısı bakımından da kıl keçisinden farklı olan Ankara keçilerinin bu belirli yayılma alanları bilhassa orman-keçi ilişkilerinde dikkate alınmalı, Ankara keçileri kıl keçileri ile bu yönden de karıştırılmamalıdır.

Safkan Ankara Keçisi küçük cüsseli ve narin bir hayvandır. Başı kıl keçilerine nazaran daha ufak, zarif ve biçimlidir. Alın geniş, yüz buruna doğru incelmekte olup dudaklar ince ve dişler muntazamdır. Gerek erkeklerde, gerekse dişilerde boynuz ve sakal vardır

Ankara keçilerinde ortalama olarak cidago yüksekliği 55 cm., vücut uzunluğu 56 cm. olup keçilere yandan bakıldığında kare şeklinde görülür. Sağrısı biraz yüksek, yani arka bacaklar önlerden biraz daha uzundur. Kıl keçilerde ise bu durum tam tersidir.

Baş, alın, kulaklar, çene altı, karın altı ve bacaklar dahil olmak üzere vücudunun her tarafı beyaz, kıvırcık, ipek yumuşaklığında tiftikle örtülüdür. Bu görünüş ve haliyle Ankara Keçisi güzelliğin ve sevimliliğin bir örneğidir.

Ankara Keçileri yüksek bir genetik güce sahiptir. Bu güç sayesinde Güney Afrika Kap bölgesinde yetişen küçük yapılı, etlerinde özel bir koku bulunan, kılları kalın ve sert olan yerli keçiler ıslah edilmişlerdir. Yine Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yerli keçi ırkları da bu genetik gücün varlığı ile Ankara keçisine dönüştürülmüşlerdir.

Ankara Keçisinin bedenini örten kıl örtüsü genelde beyazdır. Renkli olanlarına da rastlanır. Orta Anadolu bölgesinde yetiştirilen keçilerde vücudun tamamı beyaz renkli tiftikle örtülüdür. Siirt ve Mardin’de kahverengi, gri veya siyah tiftiğe sahip Ankara Keçileri de yetiştirilmektedir. Konya’nın çengelli adı verilen tiftikleri sarı renktedir.

Ancak, Ankara Keçisi yetiştiriciliğinde esas amaç beyaz renkli tiftik elde etmektir. Esas tiftik sınıfına giren beyaz renkli tiftikler yüksek kalitede her renge kolayca boyanabildiği için dokuma sanayiinde aranan ve istenen tiftiklerdir.

Ankara keçileri diğer keçilere, özellikle kıl keçilerine göre daha az hareketlidir ve idareleri daha kolaydır. Meradan çok iyi yararlanırlar. Ağaç yaprakları ve ince dalları ile beslenebilirler. Ankara keçileri ormanlık alanlara kıl keçileri kadar zarar vermezler. Hatta Ankara keçilerine bazı olumsuz davranışların değiştirilebileceği bildirilmektedir. Nitekim oğlaklar büyüme döneminde ormanlık alanlardan uzak tutulduğunda, bunların daha sonra ergin dönemlerinde ormanlık alanlarda otlatıldığında ormana zararsız olduğu bildirilmektedir.

ANKARA KEÇİSİNİN VERİMLERİ

a) Tiftik Verimi

 

Ankara Keçisi’nin en önemli verimi tiftiğidir. Tiftik dayanıklı, parlak, elastik, zararlı güneş ışınlarını geçirmeyen, nem çekebilme, ısıya dayanıklı, yüksek yalıtım özelliğine sahip, kolay boyanabilen, düzgün ve kaygan yapısı nedeniyle kolay kirlenmeyen değerli bir tekstil ham maddesidir.

Tiftik verimi denilince bir yıllık sürüde fert ( keçi ) başına elde edilen kirli tiftik miktarı anlaşılır. Ankara Keçileri ülkemizde yılda bir defa ilkbaharda ve hava şartlarına bağlı olarak genellikle Nisan ayında kırkılır. En fazla tiftik 3-5 yaşlı keçilerden alınır. 5 yaşından sonra tiftik verimi düşer. En ince, dolayısıyla en kaliteli tiftik ise 1-2 yaşlı keçilerden alınır. Yaş ilerledikçe tiftik kalitesi düşer, elyaf kalınlaşır ve sanayiinin aradığı elastikiyet ve mukavemetini kaybeder.

Tiftik verimi her şeyden önce hayvanın genetik kapasitesine bağlıdır. Ancak bu ferdi kapasitenin ortaya çıkabilmesinde çevre faktörlerinin, özellikle de iyi bakım ve beslenmenin önemli etkisi vardır.

Yeterince beslenmeyen keçilerde tiftik verimi düşük olur. Ayrıca tiftikte lüleler kısa, kesafet az, renk mat, elyaf mukavemetsiz ve kabadır.

Tiftik verimi üzerine yaşın da etkisi vardır. Genç keçilerden elde edilen tiftik, yaşlılara göre daha azdır. Tiftik verimi ilk kırkımdan sonra artmaya başlar ve genellikle 4-5 yaşa kadar devam eder. Ankara Keçilerinde ortalama tiftik verimi yaşa göre 1.6 kg/baş ile 2.5 kg./baş arasındadır. Ancak 5 kg a kadar tiftik veren keçiler de vardır.

Ortalama değerler olarak tiftiklerde lüle uzunluğu 13–16 cm., elyaf çapı 30–33 mikron, randıman ( temiz tiftik oranı ) % 70-75’dir.

Tiftik döşemelik, perdelik, elbiselik ve dekoratif kumaşlar; trikotaj endüstrisi ile battaniye ve halı imalinde kullanılmaktadır. Genç keçilerden elde edilen tiftik daha çok elbiselik kumaşların yapımında, yaşlı keçilerden elde edilenler ise halı ve döşemelik kumaşların yapımında kullanılmaktadır. Tiftik saf olarak kullanıldığı gibi, yapağı, pamuk ve bazı sentetik elyaflarla karıştırılarak kaliteli kumaşların ve giyim eşyalarının yapımında da kullanılmaktadır. Dünya tiftik üretimini büyük bir kısmı kendine özgü tiftik endüstrisini geliştirmiş olan İngiltere başta olmak üzere İtalya, Fransa ve İspanya’da işlenmektedir. İşlenen tiftiğin büyük bir kısmı başta Japonya olmak üzere diğer ülkelere satılmaktadır.

Ülkemizde bu gün elde edilen yıllık tiftik miktarı dahili tekstil sanayiimizin ham madde ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Bu nedenle mevcut desteklere ilaveten alınacak yeni koruma tedbirleri ile Türkiye tiftik rekoltesinin süratle asgari 1500 ton/yıl seviyelerine getirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de tek kırkım yapılır. A.B.D. ve Güney Afrika’da biri Şubat ayında diğeri Ağustos ayında olmak üzere çift kırkım yapılmaktadır. Bu iki ülkede fert başına çift kırkım sonucu yıllık ortalama 4 – 4,5 kg/fert verim alınabilmektedir.

b) Yavru Verimi

 

 

Ankara Keçisi yetiştiriciliğinde yavru verimi büyük bir önem taşımaktadır. Genel olarak ülkemizde bu yetiştirme kolundaki verim iyi bir durumdadır. Bakım ve beslenme koşullarının normal olduğu sürelerde teke altına göre gebelik oranı % 80 – 85 seviyesindedir. Ankara Keçilerinde ikiz yavru verimi düşük olup ancak % 2 – 5 oranında görülür. Doğan oğlaklarda süt kesimine kadar yaşama gücü % 80 – 90 oranındadır.

Ankara keçisi cinsi olgunluğa diğer keçi ırklarından daha geç ulaşır. Bakım ve beslenmenin iyi olduğu sürülerde 1,5 – 2 yaşındaki çepiçlerin % 50 si tekeye verilebilir. Daha ilkel şartlardaki sürülerde bu oranın daha düşük olması normal kabul edilmektedir. Teke altı keçi sayısına göre yavru verimi yaşla beraber artış gösterir. 2 yaşlılarda yavru verimi oranı % 80 iken, 4-5 yaşlılarda bu oran % 90 a, 6 yaşlılarda % 100 e ulaşmaktadır.

c) Et Verimi

 

Tiftik keçisinin eti başta yetiştirildiği bölgedekiler olmak üzere, halk tarafından fazla miktarda tüketilmektedir. Geleneksel olarak kıl keçisi eti tüketen bölgelerin de özellikle oğlaklar olmak üzere tiftik keçilerine büyük ilgi gösterdiği zamanlar da olmaktadır. Ankara Keçilerinin eti gevrek ve lezzetlidir. Kıl keçilerinin etlerinde bulunan özel kokuya ( ağır keçi kokusuna ) bunların etlerinde rastlanmaz; ve dolayısıyla tiftik keçisi eti daha çok tercih edilmektedir. Ancak Ankara keçisinin besi performansı ve karkas kalitesi iyi değildir.

Et randımanları da yine bakım ve beslenme koşullarına göre % 35 – 50 arasında değişmektedir. Et verimleri fert başına; Keçilerde 14 -16 kg, Oğlaklarda 7 – 8 kg arasında değişmektedir.

d) Süt Verimi

 

 

Yetiştirildiği diğer ülkelerde sağılmayan Ankara keçilerini bizde bazı yetiştiriciler sağmaktadır. Ankara Keçisinin sütü azdır. Ancak yavrusunu besleyecek düzeydedir. Ankara keçisinin ancak tek yavruyu besleyecek kadar sütü olur. Bu nedenle ikizlik istenmez. Sağım yapıldığı takdirde bir laktasyon döneminde 100-120 gün sağılır ve 25-40 kg süt elde edilebilmektedir. Eskiden Ankara keçileri sağılmazlardı. Bu gün de iyi ve kaliteli yetiştirmelerde keçiler sağılmaz ve süt oğlaklara (yavrulara) bırakılır. Sütü sağılan hayvanların oğlakları iyi gelişmez ve cılız kalır, oğlak ölüm oranı yükselir ve tiftik kalitesi bozulur.

e) Diğer Verimleri

 

Ankara keçilerinin bunlardan başka deri, gübre ve bağırsak verimleri de vardır. Ankara keçilerinin derileri ince ve kalite bakımından üstündür. Çanta, ayakkabı ve eldiven ile süet ceket ve süet tayyör imalinde başarı ile kullanılmaktadır.

Ankara keçisi daha ziyade bir mera hayvanı olduğu için gübrelerinin hepsi bir mahalde toplanamaz. Ancak kışın ağılda kaldıkları zaman gübreleri toplanabilir.

ANKARA KEÇİSİNİN YETİŞTİRME ÖZELLİKLERİ

 

Ankara keçilerinde verim yönü tiftiktir. Bu nedenle yetiştiricilikte amaç, miktar ve kalite olarak üst düzeyde tiftik verimi sağlamak ve bu verimi elde edebileceği Ankara keçisini yetiştirmektir.

Ankara keçileri sürülerinde etkili bir ayıklama ve seleksiyon yapabilmek için hayvanların numaralandırılması gerekir. Bunun için plastik veya madeni kulak küpesi ile numaralama uygundur.

Damızlık olarak seçilecek ana keçilerde tiftik parlak ve kesafeti fazla, lüleler ondüleli ve uzun, karın altı tamamen tiftikle örtülü, kulaklar yumuşak ve küçük olmalıdır. Tiftikte renkli ve kempli kıllar olmamalıdır. Memeler yuvarlak ve karın altına doğru uzanmış olmalıdır. Hayvanların sağlık durumu iyi olmalı ve dişler muntazam olmalıdır. Döl verimi yüksek, gömlek ağırlığı ve tiftik kalitesi iyi, vücut kondisyonu kuvvetli olan ana keçiler 6 yaşına kadar damızlık olarak kullanılır. 7 yaşından sonra tiftik kabalaşır ve modullalı elyaf oranı artar.

İyi bir keçi sürüsünün teşkili için tiftik verimi yüksek ve kaliteli tiftik veren keçiler seçilmelidir. Ancak damızlık seçiminde hayvanların 6 aylıktan küçük olmamasına dikkat etmek gerekir. Zira 6 aylıktan küçük hayvanlarda tiftik karakterleri henüz gelişmemiş olduğundan seçim bizi yanıltabilir.

Tiftik verimi az ve tiftik kalitesi iyi olmayanların sürüden çıkarılması gerekir. Ayrıca yaşlı ve çeşitli kusurları olan, memesi körelmiş, iki yıl üst üste kısır kalmış keçiler de sürüden uzaklaştırılır. Sürüden ayıklanan keçiler kesime sevk edilir.

Sürüden uzaklaştırılan keçilerin yerine, genç hayvanlar arasından verimi yüksek olanların seçilip sürünün tamamlanması gerekir. Sürüye ilk defa katılacak hayvanların tiftik verimi ve kalitesine önem vermek gerekir. Tiftik verimi ve kalitesi hayvan henüz bir yaşında iken, yani birinci kırkımda tespit edilebileceğinden, tiftik verimi ve kalitesi en iyi olanlar sürüye katılmalıdır. Ayrıca büyüme ve canlı ağırlığı da göz önünde bulundurmak gerekir. Büyümesi hızlı ve 1 yaş ağırlığı yüksek olanlar damızlıkta kullanılmalıdır. Damızlıkta kullanılacak keçiler ırkın genel yapısını iyi göstermelidir.

Damızlık olarak seçilecek tekeler bilinen bir yetiştiriciden alınmalı, genç, sağlıklı, beden yapısı sağlam ve kuvvetli, canlı, ateş mizaçlı olmalıdır. Testisler aşağı inmiş ve eşit olmalı, tek testisli olmamalıdır. Tekeler 8 yaşına kadar damızlıkta kullanılabilir.

Ankara keçi sürüsünde damızlık tekeler dışında kastre edilmiş (burulmuş) tekeler de bulunur. Bu kastre edilmiş tekelere erkeç denir. Damızlıkta kullanılan keçiler 1.5 – 2 kg tiftik verirken erkeçler 2-3 kg tiftik verirler. Erkeç tiftikleri teke tiftiklerine göre daha ince, daha az yağıltılı ve daha parlaktır. Büyük işletmelerde sürünün 1/3ü ana keçi, 1/3ü çepiç ve 1/3ü erkeç ve tekelerden ibaret olmalıdır.

ANKARA KEÇİSİNİN BAKIM VE BESLENMESİ

 

Asil ve hassas bir hayvan olan Ankara keçilerinin bakım ve beslenmelerine itina göstermek gereklidir. Modern bir ağılda yetiştirilen Ankara keçileri, özellikle oğlakları sağlıklı olurlar. Bu nedenle, Ankara keçileri için yapılacak ağıllar yağmur suları ve sel baskınına uğramayacak kuru bir yerde olması, hayvan başına yemlik ve otluk dahil 2-2,5 m2 lik bir yerin hesaplanması gerekmektedir. Oğlaklar ve gebe keçiler için ağıllarda ayrı bölmeler, hastalar için de ayrı yerler bulunmalıdır.

Ankara keçileri mera hayvanıdır. Mera olanaklarından yoksun yerlerde yapılan Ankara keçisi yetiştiriciliği ekonomik olmamaktadır. Ankara keçileri mera otlarından kekik, yavşan, ekşi çöven, güvercin gözü, kır yoncası, özerlik, dağ çiçeği, yavru ağzı, kuzu kulağı, sirken, geven, ayrık, sığır kuyruğu, sakız otu, koyun gözü, kurt kulağı, yardak (yandak), gibi otları severek yerler. Kısa otlu kıraç meraları en iyi tiftik keçileri değerlendirir.

Yetiştiriciler kışın Ankara keçilerine ağaç yaprakları da yedirmektedirler. Çam, karaağaç, sedir, ardıç, ahlat, söğüt, dişbudak gibi ağaçların yapraklarını da yerlerse de en çok sevdikleri yiyecek çeşitli meşe yapraklarıdır. Ankara keçileri yaprak yemeyi çok sevmelerine rağmen, kıl keçiler gibi ağaçlara tırmanıp zarar vermezler.

Genel olarak iyi bir mer’a, Ankara keçisinin besin maddeleri bakımından yaşama ve verim payı ihtiyaçlarının tamamını karşılar. Böyle bir merada otlayan keçilere mineral blokları dışında ilave bir yem vermeye gerek yoktur.

Bu nedenle, meraya dayalı bu hayvancılık dalında meradan yararlanma süresi uzadıkça gelir de o oranda artar.

Meraların yetersiz olduğu kış aylarında, sıfat ve gebeliğin ileri olduğu dönemlerde Ankara Keçilerine ilave yem vermek gerekmektedir. Bu hayvanların kaba ve kesif yem ihtiyaçları diğer çiftlik hayvanlarına göre daha azdır. Bu durum yetiştirmenin ekonomisi yönünden önemli bir faktör olarak bilinir.

Ancak, Ankara keçisi çevre ve mera değişikliğinden çok etkilenir ve tiftiği hemen özelliğini kaybeder.

Ankara keçilerine kaba yem olarak kuru ot, kuru yonca verilmelidir. Kaba yem ihtiyacı canlı ağırlığın 1/30 u olarak hesap edilir. Kaba yem dışında, protein, yağ ve karbonhidrat ihtiyacını kapatacak miktarda da kesif yem vermek gerekir.

Ankara keçisi için fiğ dışındaki dane yemlerle küspe tavsiye edilir. Fiğ Ankara keçisi için zararlı olabileceği gibi, diğer çiftlik hayvanlarına nazaran bunların ham yağı hazmedebilmeleri de güçtür.

Hayvanların mineral madde ihtiyaçlarını ya hazır mineral bloklarıyla karşılamalı veya mineral maddeler kesif yemlerine karıştırılarak verilmelidir. Vitamin ve mineral maddelerden yoksun veya yetersiz yemler hayvandan beklenen verimlerinde büyük düşüşlere sebep olur.

YETİŞTİRME METODLARI

Ankara Keçisi yetiştiriciliğinde aşağıda belirtilen üç yetiştirme metodu kullanılır.

1 – Saf Yetiştirme

 

Ankara Keçisi yetiştiriciliğinde en çok kullanılan metottur. Bu metotta amaç, sürüdeki üstün karakterli erkek ve dişi Ankara keçilerinin birleştirilmesi sonucu aynı nitelikte döllerin elde edilmesidir. Tatbikatta sürünün belirli sayıda tutulması istendiğinden dişilerin seçiminde erkekler kadar dikkat gösterilmez. Ancak bu yetiştirme şeklinde sürünün geleceği daha çok erkek damızlık seçimine bağlı kaldığından tekelerin seçimine çok önem verilmelidir.

2 – Çevirme Melezlemesi

 

Bu uygulama Ankara keçisi yetiştiriciliğinde adi kıl keçilerini safkan Ankara keçisine çevirmek amacıyla yapılır. Burada amaca uygun olarak, Ankara keçisine dönüştürülecek olan ırkın dişi fertleri ile bunlardan elde edilecek dişi melezler her defasında Ankara keçisi tekeleri ile birleştirilir. Ankara keçilerinin genetik gücü sayesinde bir kaç kuşak sonra çevirmede başarı sağlanabilir. Ancak unutmamak gerekir ki, ilk birkaç yıl melezleme ile elde edilen keçilerin tiftikleri büyük miktarda kıl ihtiva eder ve değerlendirme güçlüğü mevcuttur. Güney Afrika, bundan 167 yıl önce Türkiye’den götürülen 1 adet erkek oğlakla, dikkatli bir seleksiyonla yaptığı melezleme yetiştiriciliği sonucunda yerli keçilerini safkan Ankara keçisine çevirebilmiştir.

Ankara keçilerinde diğer bir melezleme şekli, özellikle tiftik fiyatlarının düşük olduğu yıllarda et ve süt verimlerini arttırmak amacıyla safkan Ankara keçisi sürülerine kıl keçi tekelerinin katılmasıdır. Bu uygulamanın bir Ankara keçisi yetiştirme metodu olarak kabul edilmesi mümkün değildir ve Ankara Keçisi yetiştiriciliğine ihanet sayılmalıdır. Tiftik kalitesini süratle bozan ve giderilmesi generasyonlara bağlı kusurlar meydana getiren bu türlü yetiştirmeden kesinlikle kaçınılmalıdır.

3 – Kan Yakınlığı

 

Sadece akrabalar arasındaki birleştirmelere kan yakınlığı denir. Bu metot bilgili yetiştiriciler tarafından sürünün kalitesini yükseltmek, sürüde ince, parlak ve nefis bir örnek tiftikli keçilerin çoğalmasını sağlamak için kullanılması tavsiye edilir. Böylece iyi bir Ankara keçisi sürüsünde üstün karakterli fertler arasında birleştirmeler yapılarak iyi kaliteli döller elde edilir. Bu döller de sıkı bir seleksiyonla kendi aralarında birleştirilerek birkaç kuşak içinde uzak veya yakın kan yakınlığı sağlanmış olur. Elde edilen döllerde, tiftiğin parlaklığı ve inceliğinde bir örneklilik mevcuttur. Ancak bu metotta iyi bir seleksiyon yapmaya (seçme) ve kan hattına dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde tiftiklerde seyrekleşme, vücutta küçülme, verim azlığı, kemiklerin incelmesi ve kısırlığın artması gibi haller ortaya çıkar ki bu durumda süratle kan tazelemek gereklidir.

TOHUMLAMA, GEBELİK ve DOĞUM

 

Yetiştiricilikte dengeli beslenmenin döl verimi ve tiftik üzerine olumlu bir etkisi olduğu bilinmektedir. Sağlıklı yavru alabilmek için keçileri genellikle, aşım (tohumlama) gebelik ve süt verim dönemlerinde bakım ve beslenmelerine özen göstermek gerekir. Canlı ağırlıkla, döl verimi, süt verimi arasında olumlu bir ilişki vardır.

Ankara Keçilerinin sıfat zamanı, genellikle Ekim ayında olduğu için Eylül başından itibaren kondisyon düzeltici ve canlı ağırlığı % 10 kadar arttırıcı yönde tahıl karması ilavesi günlük olarak hayvan başına 150-300 gram en az aşımdan üç hafta önce verilmeye başlanır. Gebeliğin ilk 2-3. haftasında da benzer düzeyde besleme sürdürülmelidir. Daha sonra gebeliğin son 55 gününe kadar mevcut besleme düzeyi muhafaza edilecek şekilde hareket edilir. Gebeliğin son 55 günlük döneminde, beher gebe keçiye günde 250-300 gram fabrika yemi, veya 150-300 gram tahıl karması ve 100-200 gram ay çiçeği ve pamuk tohumu küspesi gibi yağlı tohum küspesi verilebilir. İyi kaba yem ilavesi yaparak keçilerin bu dönem içinde % 8-10 civarında canlı ağırlık kazanmasına çalışılır. Yukarıdaki gibi iyi yemleme yapılmayacak olursa gebeliğin 90. ve 120. günlerinde yavru atmaları olabilir ve doğan oğlakların yaşama gücü azalır.

Ankara Keçisi oğlakları yavaş büyür. Ancak 1,5-2 yaşında ergin çağa ulaşır. Hayvanların yapıları zayıf olduğundan iyi beslenmeleri gerekir. Kötü beslenme gelişmeyi geciktirdiği gibi ölümleri arttırır. Gerek sağlam bir beden yapısı gerekse kaliteli tiftik verimi için iyi bakım ve beslenme şarttır.

İlkbaharda doğan Ankara keçisi dişi oğlakları genellikle aynı yıl sonbaharda cinsel ergenliğe ulaşamazlar. Böylece çiftleştirmede ilk defa kullanılmaları ertesi yıl sonbaharda, yani ortalama 1,5 yaşta olur. Aynı durum tekeler için de geçerlidir. Ayrıca ilk defa damızlıkta kullanılacak keçilerde canlı ağırlığın 22-25 kg olması gerekir.

Gelişimini tamamlayarak ergin çağa gelenler sıfata verilir. Bizim ülkemizde sıfat Ekim ayındadır. Yaklaşık 5 aylık gebelik süresi dikkate alınırsa sıfat için Ekim ayının son üç günü en uygun zamandır. Böylelikle oğlakların dünyaya gelişi Nisan ayının ilk haftasına denk getirilmiş olur.

Ankara keçileri 20 günde bir kızgınlık gösterir. Kızgınlık 22-30 saat arasında devam eder. Genellikle çiftleşme mevsiminde tekeler, keçilerle beraber merada otlar. Böylece aşım doğal olarak gerçekleşir. Ancak bu sistemde doğan oğlakların kimliği belli değildir. Damızlık yetiştirme için doğan oğlakların ana ve babalarının belli olması gerekir. Bunun için de sürüde numaralama yapılmış olmalı ve “elde sıfat” denilen yöntem veya suni tohumlama uygulanmalıdır. Bu yöntemde kızgınlık gösteren keçilerin istenilen teke ile birleştirilmesi mümkün olur. Kızgınlık gösteren keçiler tecrübeli bakıcılar veya arama tekeleri kullanılarak tespit edilebilir.

Kızgınlık gösteren keçilerde bariz değişiklikler gözlenir. Üreme organında şişme ve kızarmalar olur. Hayvan sık sık işer, kuyruğunu oynatır, sakinliğini kaybetmiştir, meler ve diğer keçilerin üzerine atlar. Hayvanların gebe kalabilmesi için en iyi tohumlama zamanı kızgınlığın ikinci günüdür. Gebelik için bir sıfat yeterlidir. Gebe kalanlar artık kızgınlık göstermezler. Gebe kalmayan keçiler 2 – 3 hafta sonra yeniden kızgınlık gösterirler.

Serbest sıfat yönteminde genç bir tekeye 15-20, ergin bir tekeye 30-40 keçi hesap edilir. Elde sıfat yöntemi uygulanacaksa bu sayılar arttırabilir ve birer katına yükseltilebilir. Elde sıfat yönteminde ergin bir tekeye belli aralıklarla günde 5-6 aşım yaptırılabilir. Ancak böyle durumda teke 1-2 gün dinlendirilmelidir. Tekelerin her gün aşırı bir şekilde çiftleşmelerde kullanılması bunların damızlıktan erken çıkmalarına yol açar. Tekelere arka arkaya iki aşım dahi yaptırılması sakıncalıdır. İki aşım arasında birkaç saat geçmesi gerekir. Serbest çiftleşme yönteminde tekelerin günlük aşım sayısını kontrol etmek mümkün olmaz. Günün sıcak saatlerinde aşım yaptırılmamalıdır. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki aşım yaptırılmalıdır.

Başka bölgelerden getirilen tekelerde ilk başlarda aşım isteği kaybolabilir veya başlangıçta normal iken sonradan aşım isteğini kaybedebilir. Bu duruma dikkat edilmesi gerekir.

Keçi sürüsünde gebelik oranı % 80 civarındadır. Bu oranı arttırmak, en azından muhafaza edebilmek için damızlık keçi ve tekelerin sağlıklı olmaları ve iyi beslenmeleri gerekmektedir. Ayrıca; tekelerin tohum muayenelerinin yaptırılması ve aktivitelerinin düşük ve sperma kalitesi bozuk olanlar ve iki yıl üst üste sıfat alınamayan keçiler damızlıkta kullanılmamalıdır.

Keçilerde gebelik süresi 147 –154 gün olup ortalama 5 ay olarak kabul edilir. Gebe hayvanların bakımına daha çok özen gösterilmelidir. Gebelik süresince keçilere iyi kaliteli kuru ot, kuru yonca ve kesif yem verilmelidir. Gebe keçilere sert harekette bulunulmamalı, zorunlu olmadıkça nakil yaptırılmamalıdır.

Ancak merada kısa süreli yürüyüş çok yararlıdır. Çok soğuk havalarda gebe keçilerin korunması gerekir. Özellikle gebeliğin son bir ayında besleme düzeyini arttırmak gereklidir.

Doğumdan önce hayvan doğum yerine alınmalı ve altına yumuşak bir altlık serilmelidir. Doğum yerleri sıcak, aydınlık, geniş, temiz ve kuru olmalıdır. Doğumdan önce memeler üzerindeki kıllar kırkılmalıdır.

Doğum ağrılarla başlar. Üreme organı büyür ve şişer. Hayvan sık sık işer ve karnına bakar. Sancılardan sonra yavru suları akar ve 1-2 saat içinde doğum olur. Doğumda yavrunun önce ön ayakları, sonra başı sonra tüm vücudu gelir. Sancılar başladıktan sonra iki saat içinde doğum olmazsa müdahale etmek gerekir. Ancak keçilerde pelvis çatısı dar olduğundan elle müdahaleyi bir Veteriner Hekim’in yapması uygun olur. Ankara keçilerinde güç doğum oranı % 1-2’yi geçmez.

Doğan oğlakların ağızları temizlenmeli ve nefes alıp vermeleri kolaylaştırılmalıdır. Normal olarak ana keçi yavrusunu yalayarak kurutur. Ana keçinin daha istekle yalaması için doğan oğlağın üzerine kepek ve tuz karışımı serpilebilir.

Keçilerde doğum yaptıktan sonra yavrusunu terk etme veya ilgilenmeme davranışı çok fazla görülebilmektedir. Özellikle gebelik döneminde beslenmesi iyi olmayan keçilerde daha fazla görülür. Bu durumda yavru hemen kurumaz, yeteri kadar ağız sütü alamaz ve buna bağlı ölümler görülür. Ağız sütü besleyici ve hastalıklara karşı koruyucudur.

Gebeliğin son haftalarında iyi bakım ve beslenme uygulanan keçilerden doğan normal canlı ağırlıktaki oğlaklar, dayanıklı olurlar ve yüksek canlı ağırlık artışı gösterirler.

Oğlaklara verilecek ağız sütünün ısısı sindirim bakımından büyük önem taşır. Oğlağın midesinde sütün kolay çökmesi ve uygun olarak sindirilmesi için ağız sütünün vücut ısısında olması gerekir. Süt düşük ısıda verilmişse çökme hızı uzar. Böylece sindirim bozuklukları meydana gelebilir. Anasından ayrılan oğlağa süt ve süt yerine geçen yem 4. – 7. günden sonra temiz kovalarla verilir.

Ağız sütünün protein, mineral, vitamin ve koruyucu maddeler yönünden zengin olması nedeniyle çok yararlı olduğu; ve malta humması ve diğer mide bağırsak hastalıklarının önlenmesinde rol oynadığı bilinmektedir. Ağız sütü verilmeyen oğlakların ilk haftalarda sindirim ve solunum yolu hastalıklarına yakalanma ihtimali daha fazla olduğu gibi bu nedenle ölüm olaylarının da arttığı gözlemlenmektedir.

Doğumu izleyen ilk günde anasız kalan öksüz oğlaklara başka bir keçinin ağız sütü, bu mümkün olmazsa yapay ağız sütü hazırlanarak vermek mümkündür.

Hazırlanan bu yapay ağız sütü vücut ısısında ısıtılır ve oğlaklara verilir. Her kilogram canlı ağırlık için bir fincan ( 50 gram ) süt, yani toplam bir oğlağa günlük olarak 150-200 gram ( bir bebek biberonu dolusu süt ) içirilir.Bu süt günde 3-5 kez bölünerek verilebilir.

Doğuran keçilerin yavru zarları ( eşleri ) birkaç saat içinde atılır. Atılan bu eşler hemen dışarı alınmalı ve mümkünse gömülmelidir. Aksi halde keçiler bu eşleri yiyerek mide ve barsak hastalıklarına yakalanırlar.

Oğlakların kalacağı yerler de doğum bölmeleri gibi temiz ve sıcak olmalıdır. Yeni doğum yapmış keçilere fazla yem vermek doğru değildir. Bunlara 2-3 gün yem çorbaları, kepek çorbaları ile iyi kalite kuru ot, kuru yonca ve kesif yemle beslemeye devam edilmelidir.

Doğumdan sonra oğlakların analarından süt emmeye alıştırılması gerekmektedir. Oğlaklara 3-4 üncü haftadan itibaren de kuru yonca, kuru ot verilerek yeme alıştırılmalı, daha sonraki haftalarda ise kesif yem verilmelidir. Oğlaklar 90 – 100 gün süreyle analarını emmelidirler. Oğlaklar soğuk, yağış ve rüzgardan kolayca etkilenirler ve hastalanırlar. Bu nedenle oğlakları sadece iyi havalarda meraya çıkarmak gerekir. Ayrıca oğlaklarda çok görülen ishaller de hemen tedavi edilmelidir. Oğlaklar biraz büyüyünce anaları ile birlikte meraya gönderilmelidir.

Yeni doğan oğlak ve anası doğum bölmesinde 2-3 üç gün beraber kalmalıdır. Oğlaklar avluya doğumdan bir hafta sonra çıkarılabilir.

Oğlaklar büyüdükçe hareket etme ihtiyacı artar. Oğlaklar avluda, merada açık havada serbestçe hareket etmek, koşmak ister. Gerçekten de kas, kemik ve eklemlerin hatta diğer doku ve organlarının iyi gelişebilmesi için oğlakların büyüme sürecinde çok iyi beslenmesi bol hareket etmesi gerekmektedir.

Serbest hareket imkanı bulamayan oğlaklar iyi gelişemez. Özellikle güneşli ve iyi havalarda yavruların dışarı alınması yararlıdır. Oğlakları yağmur altında bırakmak, kuvvetli güneş altında tutmak, çok rüzgarlı ve fırtınalı günlerde hava cereyanında bırakmak çok zararlıdır ve oğlak ölümlerine sebep olur.

KIRKIM

 

Ankara keçileri iklim şartlarına da bağlı olarak genellikle Nisan ayı içinde kırkılırlar. Kırkımın başlama zamanı dip kıllar atmaya başlayınca; yani kabarma oluştuğu zamandır. Kırkıma önce tekelerden başlanır. Daha sonra erkeçler, çepiçler ve doğuran keçiler kırkılır. Doğum yapmayan keçiler kırkılmayarak doğum beklenir. Aksi halde yavru atmalara sebep olunur

Kırkım için seçilen hayvanlar akşamdan ağıla kapatılmalı ve aç bırakılmalıdır. Tok karnına yapılacak kırkımlarda barsak dolaşması ve barsakların önemli derecede kanlanması sonucunda kırkım sonrasında sancılanma, barsak şişmesi ve hatta ölüm vakalarıyla karşılaşılması mümkündür.

Kırkım esnasında veya kırkımdan sonra bu gibi arzu edilmeyen hallerle karşılaşılırsa Novalgine ve Combelen gibi sakinleştirici ilaçların kullanılması yararlı olur. Hastalık veya sancı belirtileri gösteren hayvanlarda 3-4 cc. Novalgine veya 1-1,5 cc. Combelen verilmelidir.

Kırkım makas veya makine ile yapılmaktadır. Hayvanların yaralanmadan ve düzgün kırkılması, elde edilecek tiftik miktarında kayıp verilmemesi ve kırkımın çabuk yapılması bakımından kırkımın makine ile yapılması tercih edilmelidir. Ancak tatbikatta makine kullananlar azınlıkta olup deneyimli bir kırkımcı makas ile bir yetişkin keçiyi en çok 25 – 30 dakika içinde kırkabilmektedir.

Kırkıma başlarken kırkım yerinin seçimi ve hayvanların kırkıma hazırlanmaları ilk tedbirdir. Kırkım yeri temiz, aydınlık ve havadar olmalıdır. Bu hususa dikkat etmek kırkımın sağlıklı yapılabilmesi ve kırkılan tiftiklerin temizliği bakımından gereklidir.

Kırkım sonu elde edilen tiftik gömleği en fazla iki parçaya ayrılmalı ve kırkım yüzü dışa gelecek şekilde tulup yapılmalıdır. Tulup yapılmadan önce çakıldaklı ve idrar ve gübre ile bulaşık kısımların gömlekten ayrılması gerekir.

Özellikle, bacak, baş ve boyun bölgelerinin kırkımı esnasında oluşan fitil ve parçalar tuluplarına verilir.

AŞILAMA VE İLAÇLAMA

Ankara keçileri İlkbaharda ve Sonbaharda olmaz üzere yılda 2 kez şap hastalığına karşı, İlkbaharda antraks hastalığına karşı aşılanmalıdırlar. Yine İlkbaharda ve Sonbaharda iç ve dış parazitlere karşı ilaçlanmalıdırlar. İç parazitlerden mide-barsak ve akciğer kıl kurtları ile kelebeğe karşı ilaç verilmelidir. Dış parazitlerden bit, pire, kene ve sineklere karşı gerek hayvanlar gerekse ağıllar ilaçlanmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.