Genel

Timur’un Laneti

Kimilerine göre İslamın Orta Asya’daki bayrağı… Kimilerine göre kan döken bir yağmacı ve din düşmanı…. Kim ne derse desin, şu bir gerçek ki, Timurlenk dünya tarihini değiştirmiş savaşçı bir liderdi.

1336 yılında Türk-Moğol aşiretlerinden Barlaslar’ın önderi Turagay’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Moğollarla Türkmenler arasındaki çatışmadan güçlü bir bey olarak çıktı. 1370’de en büyük rakibi Emir Hüseyin’i yenerek Maveraünnehir’in tek hakimi oldu.

Dünya tarihinin gördüğü gelmiş geçmiş en büyük askeri ve siyasi dehalardan biri: Timur. Ona sağ ayağı aksak kalacak şekilde darbe aldığından dolayı Farsça Timurlenk, Türkçe olarak ise Aksak Timur deniliyor. 1370’ten itibaren düzenlediği seferlerle Harezm, Deşt-i Kıpçak, İran, Irak, Suriye ve Hindistan’ı kapsayan topraklara hakim olup 1402’de yapılan Ankara Savaşı’nda Yıldırım Bayezid’i mağlup etmiş.

Seferlerinin en kanlısı ve uzunu Batı Asya’daki seferleri olmuş. Birincisi üç, ikincisi beş ve üçüncüsü yedi sene sürmüş. Seferleri sırasında ele geçirdiği şehirlerin bazılarını yakıp yıkmış kellelerden kuleler yapmış. Kan dökücülüğü ve tahripkarlığına rağmen özellikle Semerkant’ın imarına çok önem vermiş. Girdiği hiçbir ülkede de âlimlerin incitilmesine müsade etmemiş. Seferlerinin çoğunu Türk-İslam ülkeleri üzerine yönelttiği için eleştirilmesinin yanı sıra Timur’un, Orta Asya göçebelerinin İslamlaşmasında büyük rolü olmuş. Timur’un kurduğu devlet, Türk-Moğol devlet esasları ve askeri teşkilatı unsurları ile İslam medeniyeti unsurlarını bünyesinde bir arada barındırıyormuş.

Cengiz Han soyundan gelen Kazan Sultan’ının kızı ile evlenerek, Cengiz nesliyle akrabalık kurmuş, böylelikle bu coğrafyada yaşayan halklar arasında etkisini güçlendirmişti.

100.000 kişilik ordusuyla Harezm, Horosan ve Azerbeycan üzerine seferler yaptı. Bağdat, Halep ve Şam’ı ele geçirdi. Gürcistan üzerinden Kafkas dağlarının kuzeyindeki bozkırlara ulaşıp Altınordu Devleti’ni yıktı.

En uzun ve kanlı seferini ise Anadolu içlerine yaptı. Çubuk ovasında Osmanlı Hükümdarı Yıldırım Beyazıd’ı mağlup ederek esir aldığı Ankara savaşıyla, Osmanlı Devleti 11 yıllık fetret devrine girerken Anadoludaki siyasi düzen tamamen değişmişti.

1405 yılında Çin seferine çıktığı sırada hastalanarak öldü. Öldükten sonra, Semerkant’a, genç yaşta vefat eden torunu Muhammed Sultan’ın yattığı türbeye defnedildi.

Timur öldü ama onun hakkında anlatılan olaylar ve efsaneler giderek çoğaldı. Bunlardan en sansasyonel olanı kuşkusuz Şam’ın ele geçirilmesi sonrasında yaşananlar.

Ordu Şam’ı ele geçirdikten sonra galip ve mağrur komutan Timur, Emeviye Camii’ne gelir ve olaylar orada vuku bulur.

Bütün Şam halkını oraya topladıktan sonra, Şam’da yaşayan Yezid’in yolundan gidenlere seslenir: “Hazret-i Peygamber’in mübarek soyundan gelen İmam Hüseyin’i Kerbelâ’da şehit edip mübarek başını şehir şehir dolaştıran, evlâdını susuzluktan helâk eden, soyundan gelenleri orda burda teşhir edenleri takip edenler sizsiniz demek” der ve büyük bir ateş hazırlatır. Yezid’e saygı gösterenleri, yolundan gidenleri bu ateşe attırır. Binlerce insan yanarak can verir.

Hırsını alamaz Yezid’in kabrinin de açılmasını emreder. “Sultanım, Yezid ne de olsa sahabedendir, affet” diyenleri de Yezid’in kemikleriyle birlikte ateşe attırır. Hala tatmin olmamış olacak ki, bütün ordusunu çağırtıp Yezid’in mezarına işemelerini emreder. Dahası askerlerin dışkılarıyla da mezarın çukurunu doldurtur.

Bir mezara yapabileceği her şeyi yapmanın verdiği huzurla sarayına dönmüş olsa gerek.

Timur, 18 Şubat 1405 tarihinde, Çin’e sefere giderken Otrar’da 69 yaşında ölmüştür. Hemen, Semerkand’a getirilerek torunu Halil Sultan tarafından, daha önce ölmüş olan torunu Muhammed Sultan’ın Ruh Abâd yakınlarındaki medresesine defnedilir.

1941 yılına gelindiğinde ise 2. dünya savaşının en hararetli yıllarında Stalin’in verdiği bir emirle bir grup antropolog Özbekistan’a gönderilir. Stalin’in Sovyet antropolog Mikhail Gerasimov liderliğindeki ekibe verdiği görev Timur’un mezarının bulunması ve cesedinin mezardan çıkarılarak incelenmesidir. Ancak Timur Özbekistan’da bir ulusal kahraman olarak görülmekteymiş ve ayrıca mezarın lanetli olduğuna dair bir inanış vardır. Yerel müslüman din adamları mezarın açılmasına karşı çıkmış, birçok protesto yapılır. Antropologları eğer Timur mezarında rahatsız edilirse üçüncü günde büyük bir felaket olacağı konusunda uyarırlar. Anıt mezarında her kim olursa olsun Timur’un mezarını deşerse ülkesine savaş şeytanlarının dolacağını söyleyen bir yazı olduğu söylenmiştir. Tüm bu uyarıları yerel bir batıl inanç olarak kabul edip gözardı eden Mikhail Gerasimov 19 Haziran 1941 tarihinde mezarı açarak Tümur’un cesedini incelemiştir. Tabutunun dışında yazılı olan ” ben ölümden uyandığımda tüm dünya titreyecek” yazıtı dikkate alınmaz.

Ancak tesadüf bu ya! Timur’un mezarının açılmasından 3 gün sonra 22 Haziran 1941’de Nazi Almanyası Sovyetler Birliğine savaş ilan edip Barbarossa operasyonunu başlattı.Bu sürpriz saldırı ile Sovyetler Birliği’ni işgal etti. Bu işgal bütün dünyayı titretmişti.

Birçok kişi hala Nazi Almanya’sının Sovyetler Birliği’ni işgalini Stalin’in emriyle Sovyet antropologların Timur’un mezarını açmasına, yani Timur’un lanetinin tutmasına bağlamaktadırlar.

Alman-Sovyet savaşının dönüm noktası ise Stalingrad savaşındaki sürpriz Sovyet zaferidir. Bu zaferden önce meydana gelen bir olay ise hayli ilginçtir. Stalin Timur’un cesedinin Özbekistan’da islami usullere uygun bir şekilde yeniden defnini emretmiştir. Böylece lanet sözde kaldırılmış, ancak Sovyetler sonunda Almanya ile olan savaşı kazanmış olsa da işgal sırasında yaklaşık 7,5 milyon Rus ölmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: İçerik korunuyor !!