Genel

Türkiye İstatistik Kurumuna göre Türk kadınının istihdamına ilişkin veriler.

TÜİK Kasım 2017 Temel İşgücü Göstergeleri veri tabanına göre ülkede 15 yaş ve üzeri toplam nüfus 60 milyon 223 bin. Bu nüfusun 30 milyon 399 bini kadınlar ve 29 milyon 824 bini de erkeklerden oluşuyor. İşgücü olarak nitelendirilen nüfus ise 31 milyon 790 bin; bu sayının 10 milyon 287 binini kadınlar ve 21 milyon 503 binini erkekler oluşturuyor. İstihdam edilen nüfus içerisinde ise toplam 8 milyon 904 bin kadın ve 19 milyon 612 bin erkek var. Bu sayıları oransal olarak değerlendirdiğimizde büyük bir eşitsizlik gözümüze çarpıyor; çünkü 15 yaşın üzerindeki toplam nüfus içerisinde istihdam oranı erkeklerde %65,8 olmasına rağmen kadınlarda bu oran %29,3 seviyesinde kalıyor.


Toplam iş gücü hesaplanırken toplumda önemli bir kesim iş gücüne katılabilecek kapasitede ve 15 yaş üstünde olmasına rağmen çeşitli nedenlerden dolayı katılım sağlayamıyor. Katılım sağlayamayanların oranları ve nedenleri arasında da cinsiyetler arası önemli farklar olduğu gözlemlenmekte. Örneğin, iş gücüne katılmama nedenleri başlıklı TÜİK verilerine göre 2016 yılında iş gücüne dâhil olmayan kadın nüfus yaklaşık 20 milyonken, erkek nüfusu 8 milyon. İş gücüne katılım sağlamama nedenleri arasında ev işleri, emeklilik, engelli olma, iş aramama gibi nedenler yer alıyor. Kadınların yaklaşık 11 milyonu, “ev işleriyle meşgul” olduğu için iş gücüne katılım sağlayamamış. Erkeklerde en yaygın iş gücüne katılım sağlayamama gerekçesi ise “emeklilik”. 2017 yılı içerisinde işgücüne katılım oranı erkeklerde %72,1, kadınlarda ise %33,8 olarak gerçekleşmiş.

Kadınların işsizlik oranı da erkeklerinkinden daha fazla. Erkeklerde işsizlik oranı %8,8 iken, kadınlarda bu oran %13,7.

Eğitim durumu ve cinsiyete göre istihdam oranını incelediğimizde, son olarak bitirilen eğitim kalemi ne olursa olsun erkeklerin istihdam edilme oranının kadınlardan daha yüksek olduğunu görüyoruz. Örneğin hiçbir okul bitirmeyen erkeklerin istihdam oranı %49,8 iken, bu oran kadınlarda %20,8. Lise mezunu erkeklerin %64,3’ü istihdamdayken kadınların sadece %25,7’si istihdamda olarak belirtilmiş. Yükseköğretim mezunları içerisinde de erkekler ve kadınların istihdam oranı arasında kayda değer bir fark söz konusu. Yükseköğretim kurumundan mezun erkeklerin istihdam edilme oranı %78,4, kadınların ise %61.

Yükseköğretim Mezunu Kadın İstihdamında Türkiye En Düşük Orana Sahip

Cinsiyet ve eğitim durumu konusu, işsizliğin alt başlığı olarak incelendiğinde de daha alt kademeli öğretim kurumlarından mezun erkeklerin işsizlik oranının nispeten daha düşük olduğu, ancak lise ve yükseköğretim seviyesine gelindiğinde kadın işsizliğinin çok daha fazla olduğu görülüyor. Bu da ülkemizde, kadınların iş gücüne katılabilmeleri için yükseköğretim mezunu olmalarının daha önemli olduğu, erkeklerin herhangi bir yükseköğretim kurumundan mezun olmasa da istihdam edilme oranının daha yüksek olduğu sonucuna işaret ediyor. Üstelik Türkiye, EUROSTAT verilerine göre yükseköğretim mezunu kadın istihdam oranında AB ülkeleri ile kıyaslandığında, içlerinde en düşük orana sahip. AB ülkelerine ait ortak en güncel veri dönemi 2017 üçüncü çeyreğe göre, Türkiye’de yükseköğretim mezunu kadınların %21,3’ü işsizken, 28 AB ülkesinin ortalaması sadece %5,1.


Kayıtsız Çalışan Kadınların Sayısı Daha Fazla

Çalışan kadınların %65,2’si ücretli veya yevmiyeli, %1,4’ü işveren, %9,3’ü kendi hesabına ve %24,1’i ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. Erkeklerde ücretli ve kendi hesabına çalışanların sayısı kadınlardan çok daha fazla.

Ekonomik faaliyetler açısından incelendiğinde de, kadınların büyük oranda tarım ve hizmet sektöründe yer aldığı görülüyor. Kadınların %26,8’i tarımda, %14,7’si sanayide, %0,9’u inşaatta ve %57,6’sı hizmet sektöründe faaliyet gösteriyor.

İşte sigorta ve kayıtlılık durumu da yine cinsiyetler açısından oldukça adaletsiz. Tarımda neredeyse aynı sayıda çalışan erkek ve kadın bulunmasına rağmen kayıtlılık oranında büyük bir fark söz konusu; tarımda çalışan kadınların %93,7’si kayıt dışı çalıştırılırken, erkeklerin ise %76,4’ü kayıt dışı çalıştırılıyor.

Tarım dışı faaliyet alanlarında nispeten daha eşit bir oran gözlense de, halen tarım dışı alanlarda istihdam edilen kadınların %24,7’sinin bir sosyal güvencesi yok.

Kadın Girişimciler ve Yöneticilerin Oranı Yetersiz

Dünya Bankası’nın Girişimcilik Araştırması’na göre Türkiye’de kesin ve en güncel sayılar bilinmemekle beraber şirket sahipliğinde kadınlar sadece %25,4’lik bir yer tutuyor. Kadın çoğunluk yöneticilere sahip şirketlerin oranı ise %0,3. Şirketlerin sadece %5,4’ünde bir kadın üst düzey yönetici bulunan Türkiye’de, tam zamanlı çalışanların da sadece %21,9’u kadın. Crunchbase’in 2017 yılı Nisan ayında yayınladığı rapora göre tüm dünyada start-up ekosisteminde kadın girişimcilerin oranı %17 civarında. Start-up girişimlerini izleyip denetleyen startups.watch verilerine göre de Türkiye’de girişim ekosisteminde kadın girişimcilerin oranı %15. Yani, kadın girişimlerinin desteklenmesi ve kadınların iş hayatında karar alma mekanizmaları içerisinde erkeklerle eşit bir etkiye sahip olması anlamında hem ülkemizde hem küresel olarak büyük bir eksiklik var.

Okuryazar Olmayan Nüfus İçerisinde Büyük Bir Çoğunluğu Kadınlar Oluşturuyor

Ülkemizde 6 yaş ve üzeri bireylerin okuryazarlık durumuna göre hesaplanan okuryazar olmayan nüfus oranı her yıl azalma gösterse de, bu alanda da cinsiyetler arası büyük bir eşitsizlik hala devam ediyor. Ülkemizde, en güncel olarak açıklanan 2016 verilerine göre 6 yaş ve üzeri nüfus içerisinde yaklaşık 2,5 milyon kişi, yani %3,5 okuma yazma bilmiyor, bu nüfusun içerisinde ise kadınların oranı %84. 6yaş üstü kadın nüfusun %5,9’u okuma yazma bilmezken, erkeklerde bu oran %1,1.

Kız Çocuklarının Net Okullaşma Oranı Artıyor

Net okullaşma oranı önemli bir toplumsal gösterge olarak, ilgili öğrenim türündeki teorik yaş grubunda bulunan öğrencilerin, ait olduğu öğrenim türündeki teorik yaş grubunda bulunan toplam nüfusa bölünmesiyle elde ediliyor. Bu hesaplama türüne göre, kız ve erkek çocuklarının ülke genelinde okullaşma oranları neredeyse paralel. Yükseköğretim okullaşma oranı da kızlarda erkeklerden daha yüksek. Ancak, ülke içerisinde bölgesel olarak halen çocukların okullaşma oranında büyük farklar var.


Akademide Kadın

YÖK İstatistiklerine göre, 2016 yılında akademik üyelerin yaklaşık %43’ünü kadınlar oluşturdu. Profesörlerin cinsiyet dağılımına baktığımızda da, akademide yer alan kadın profesörlerin sayısı %29’luk bir oranla, erkeklerden oldukça az. Diğer tüm akademik unvanlarda da benzer bir durum söz konusu. Doçentlerin %35’i, yardımcı doçentlerin %40,2’si, öğretim görevlilerinin ise %43,5’i kadın akademisyenlerden oluşuyor. Kadınların oranının daha fazla olduğu tek unvan ise okutmanlık.

Kadınlar Siyasi Alanda Halen Yeteri Kadar Temsil Edilemiyor

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki kadın milletvekili oranı siyasal hayata ilk katılım gösterdikleri 1935 yılında %4,5 idi. 2015 yılı Haziran seçiminde 98 kadın TBMM’ye girebilmişken, Kasım ayında yapılan son genel seçimle bu sayı 81’e indi. Şu an ise toplam 543 milletvekili içerisinde sadece 76 kadın bulunuyor. Yerel yönetimlerdeyse daha büyük bir eşitsizlik söz konusu. 2014 yılı yerel seçimlerinde kadın belediye başkanı oranı %2,9, muhtar oranı ise %2 seviyelerinde kaldı.

Son genel seçimle hükümette Aile ve Sosyal Politikalar alanında görev yapmak üzere tek bir kadın bakan seçilmiş, geçtiğimiz temmuz ayında kabinede yapılan düzenlemeyle Çevre ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına Jülide Sarıeroğlu’nun atanmasıyla bu sayı ikiye çıkmıştı.


World Bank tarafından ülkelerden derlenip yayınlanan istatistiklere göre, 2017 yılında kadınların parlamentoda sahip oldukları ortalama sandalye oranı sadece %23,3. Rwanda, Bolivya ve Küba kadınların parlamentoda en yüksek orana sahip olduğu ülkeler olarak sıralanırken, Türkiye’de kadın parlamenterler sadece %13,9’luk bir yer tutarak ortalamanın da altında kalıyor.

Türkiye kadın istihdamında gelişmiş ülkelere göre çok geri kalmış durumda.

İstatistiklerden alınan sonuçlar karşılaştırıldığında erkeklerin kadınlara göre daha fazla iş bulabilme olanağına sahip olduğu görülmüş. Eğitim durumundaki yükseliş cinsiyetler arasındaki istihdam oranını kadınların lehine biraz dengelese de kadınlara karşı negatif ayrıştırma söz  konusu.

Yapılan araştırmalarda yarı zamanlı işlerde kadınların tercih edilme oranının daha yüksek olduğu görülmüş.

Bütün bu veriler ışığında Türkiye’ de kadınların iş gücüne katılım ve eğitim alanında, negatif ayrımcılığa uğradığı, emeğin sömürüldüğü, adil ve eşit paylaşım, toplumsal haklardan pay alma gibi konularda baskı altında tutulduğunu gözler önüne sermektedir. Bu veriler, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda gelişmiş ülkelere yetişebilmesi için kadınların günlük hayatın her alanında, isdihdam ve eğitim alanında, çok daha fazla katılımının sağlanması zorunluluğunu göstermektedir.



Hesabında paylaş


Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!