Genel

Ünlü Sanatçı Jean Leon Gerome İmzasıyla 1896 Yılında Hazırlanan Ünlü Tablo; Kuyudan Çıkan Gerçek

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Kuyudan çıkan gerçek hikayesini bilir misiniz? o hikaye yalan ile gerçeğin çağlar boyunca birbiriyle oynaşmalarını anlatır. İşte kaderin cilvesi dediğimiz bu oyunu her gün bir aldanarak bir öğrenerek hayatımıza devam ederiz. 

Yalan ve gerçek günün birinde karşılaşırlar. Yalan Gerçek’e, dönüp;

Bugün hava çok harika” der.

Gerçek önce kuşkuyla Yalan’a bakar, sonra da başını kaldırıp havanın durumuna bakar. O da nesi, hava hakikaten de o gün oldukça güzeldir.

Gerçek, Yalan’ın ilk kez yalan söylememiş olmasına fazlasıyla şaşırmıştır. Velhasıl Yalan ve Gerçek bir kuyunun yanına gelene dek birlikte sohbet ede ede yürürler. Kuyunun başına geldiklerinde bu sefer Yalan Gerçek’e tekrar dönüp;

“Kuyunun içinde su var ve tertemiz görünüyor” der

Yalan’ın hiç sektirmeden doğruları söylemesi Gerçek’i hayretler içerisinde bırakır. Zira Yalan’ın ikinci kez doğruları söylemiş olması daha önce görülmüş bir şey değildir. Yalan bu kez;

“Su da çok harika, eğer istersen beraber yıkanalım” diye teklifte bulunur.

Gerçek yine şüphe ederek suyun sıcaklığına bakar, ancaksahiden yalan yine doğruyu söylemiştir. Bu durum çok hoşuna gitmiştir. Memnuniyetini gizleyemez. Olanca saflığıyla Yalan’ın dürüstlüğüne inanır ve güvenir. Gerçeğin sade ve görkemli bir kıyafeti vardır, yalan ise paspal görünümlüdür. Gerçek üstündekileri çıkarır ve Yalan’la beraber yüzmeye, suda yıkanmaya başlarlar.

Daha sonra Gerçek’in kendisini suyun güzelliğine kaptırdığı bir anda, Yalan aniden sudan çıkar. Gerçek’in giysilerini kuşanarak çarçabuk oradan uzaklaşır. Oyuna getirildiğini ancak Yalan gözden kaybolduktan sonra anlayan Gerçek, kuyudan çıkarak giysilerini geri almak için Yalan’ın peşine düşer ve aramaya koyulur.

Fakat sokaklarda çıplak bir halde dolaşan Gerçek’i gören herkes ona kızgınlıkla bakmaya, onu ayıplamaya ve bu densizliği nedeniyle hor görmeye başlar. Utançtan nereye saklanacağını bilemeyen Gerçek kandırılmış vaziyette büyük bir hayal kırıklığı ve üzgünlük içerisinde yıkandıkları o kuyuya geri döner ve daha sonra da yerin dibine geçerek ebediyen ortalıktan kaybolur.

O günden itibaren yalan dünyanın her yerinde gerçek gibi giyinmiş bir şekilde aramızda dolaşmaktadır ve dünya hiçbir biçimde çıplak gerçeği görmek istememektedir. 

O gün bugündür, insanlar kıyafetlerini giymiş yalanla beraber yaşamaktadır. Ne zaman ki gerçekler artık saklanamayacak şekilde su yüzüne çıkar, işte o zaman insanlar birbirlerinin gerçek yüzünü görür olur.

Evet, bu hikayenin yorumlanmasına geçmeden evvel size bir de bu hikayeyle alakalı yapılmış olan tabloyu takdim edelim. Jean Leon Gerome 1896 yılında “Kuyudan Çıkan Gerçek” adıyla bu hikayenin tablosunu yapmıştır. Çoğu zaman neyin yalan neyin gerçek olduğunu anlayamamamızın nedeni yalanla gerçeğin birbirinin içine geçmiş olmasıdır. Bazen bir yalan büyük bir ustalıkla süslenerek gerçeğin yerine geçerken, bir gerçek ise alabildiğine rahatsız edici bir çıplaklıkta karşımıza çıkabilir. Yalan gözlerinizi kamaştırabilir, ancak o görkemli görüntünün altındaki herşey bir aldatmacadır.

Gerçek canınızı acıtabilir, sizi utandırabilir, hayattaki konumunuzun ya da etrafınızdaki insanların gerçekte ne olduklarını bir tokat gibi yüzünüze çarpabilir. Ancak ne kadar acı olursa olsun  gerçeklerle yüzleşmek, bir yalanı sürdürmeye çalışarak sahte bir dünyada yaşamaktan daha kötü değildir. Bir de gerçeklerin bütün çıplaklığına rağmen, er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Ortaya çıktıklarında siz onları görmek istemeyip, kendi yalanlarınızla yaşamaya devam etmek isteseniz bile, bir kez gerçekler anlaşıldıktan sonra bir daha eskisi gibi olmayacaktır. her biri kendi tarzında parıltılı yalanları kuşanmış onca kalabalığın içerisince çıplak bir gerçek mutlaka herkes tarafından farkedilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.