Genel

Yazılı Tarihte Kayıtlara Geçmiş En Eski Ninni

Sosyal Medya Hesabında Paylaş

Dünya tarihinin ilk yazılı kayıtlarda geçen ninnisi Sümerlere aittir. Bu mükemmel eser, oğullarından birinin hastalığı sebebiyle çok üzülen Şulgi’nin karısının ağzından yazılmış bir şarkıdan oluşur. Hakiki bir ninnide olduğu gibi bazı yerlerde doğrudan doğruya çocuğuna söylüyor, bazı yerde çocuğa üçüncü şahıs gibi ve bir yerde de uykuya hitap ediyor.

Sümerli annenin şarkısının büyük bir bölümü doğrudan çocuğa söylenmiştir. Çivi yazılı tabletlerin kırıklarının fazla olmasından dolayı çeviri ve yorumu güçlükle yapılmış olup, anlaşılan kısımlarıyla şarkı aşağıdaki şekilde başlar.

U-a a-u-a
Ururu şarkımda – büyüsün
Ururu şarkımda – kocaman olsun
Irina ağacı gibi sağlam kök salsın
Şakir bitkisi gibi boy atsın

Sonra uykusunun geleceğini söyleyerek oğlunu rahatlatmaya çalışır.
Efendi (belki uyku)
Irmak kenarında sıralanmış, tomurcuklanan elma ağaçlarının arasında,
O (uyku?)..’nun üzerine elini uzatacak,
Yatanın üzerinde elini tutacak,
Oğlum, uyku seni aldı alacak,
Uyku seni bastırdı bastıracak

Uykudan bahseden anne, şimdi doğrudan uykuya, oğlunun uykusuz gözlerini kapatması ve anlaşılmaz sesler çıkarıp uyumasını engelleyen dilini susturması için seslenir.

Gel Uyku, gel Uyku,
Oğlumun olduğu yere gel,
Çabuk (?) oğlumun olduğu yere gel Uyku,
Uykusuz gözlerine uyku ver,
Sürmeli gözlerine elini koy,
Dışarıdaki diline gelince,
Durmayan dilinin uykusunu engellemesine izin verme.

Sonra yine hasta oğluna döner ve Uyku onun kucağını kırmızı buğdayla doldurunca, Şulgi’nin oğlunu iyileştirecek küçük tatlı peynirlerin yanı sıra bahçesinden bol sulu marullar bulacağına söz verir.

O (Uyku)kucağını kırmızı buğdayla dolduracak,
Ben – ben senin için küçük peynir tatlısı yapacağım,
İnsana şifa veren küçük peynirlerden,
İnsana şifa verirler, Ah, efendinin oğlu,
Ah efendi Şulgi’nin oğlu!
Bahçem bol sulu maruldur,
Gakkul marulları iyi yetişmiştir (?),
O marulları yesin efendi.

Bu kısım bile annelerin binlerce sene önce aynı duyguları taşıdığını gösteriyor. Üstünden binlerce sene geçse bile aynı kalacaklar.Anne tekrar ururu-şarkısı içinde oğluna bir seven kadın alacağını ve neşeli bir dadı tarafından bakılan sevgili bir oğul vereceğini söylüyor.

ururu-şarkımda ona bir kız vereceğim,
Ona bir kız vereceğim, bir oğul vereceğim ,
Dadı neşeli bir kalp ile konuşacak onunla.
Ben, ben oğluma bir karı alacağım,
O, tatlı bir oğul doğuracak ona,
Kadın onun ateşli kucağında yatacak,
Oğul onun açılmış kollarında yatacak,
Karısı mutlu olacak onunla,
Oğul mutlu olacak onunla,
Genç karısı neşelenecek kucağında,
Oğlu büyüyecek onun tatlı dizinde.

Fakat birdenbire kadının aklına oğlunun hastalığı geliyor ve üzüntü içinde onu ölmüş, ağlayıcıları matem tutuyormuş ve böcekler üzerinde geziyormuş gibi görünüyor:

Sen acıdasın,
Ben sıkıntıdayım,
Dilim tutulmuş, yıldızlara bakıyorum,
Yeni doğan ay yüzüme parlıyor.

Kemiklerin duvara dizilecek,
“Duvarın adamı” senin için gözyaşı dökecek,
Ağlaycılar lirlerinin tellerini koparacak senin için,
Kertenkele yanağını yaralayacak senin için,
Sinek sakalını yolacak senin için,
Kertenkele dilini ısıracak senin için,
Üzüntü çekenler, senin için üzülecek,
Keder saçanlar, senin için keder saçacak.

Bundan sonra gelen oldukça bozuk kısımda anne oğluna bir eş, bir oğul, bol tahıl, iyi bir melek ve mutlu, keyifli bir saltanat temenni ediyor.

Karın desteğin olsun,
Oğul payın olsun,
Saçılan arpa gelinin olsun,
Kusu-tanriçesi Aşnan seninle olsun,
Koruyucu bir meleğin olsun,
Mutlu günlü bir saltanatın olsun,
Şölenler alnını açık yapsın.

Şiirin geri kalan kısmı çok kırıklı ve belirsiz, fakat sonuna doğru tekrar geleceğin kralı oğluna Ur ve Uruk kentlerinin yanında olması, düşmanları yakalaması temennisinde bulunuyor. Geçen iki bölümde bir annenin oğluna olan sevgisinden söz edilmektedir. 

Bu şiirin ilk defa parçalarını bir araya getirip çevrisini (1964) University Museum’da Miguel Civil yapmıştır. 1967 Sorbon Profesörlerinden Jean Nougayrol, Ugarit de bulunan ve üzerinde Sumerce, Akadca ve Hititce dillerinde aynı metnin yazılı olduğu bir tableti yayınlardı. Nougayrol ‘ün yaptığı dikkatli inceleme ve çalışma sonucu metnin anlaşılmasına bir hayli yardımcı oldu. 1970 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri tablet Arşivinde, uzman Muazzez Çığ ile yayınlanmamış Sümer edebi tabletleri üzerinde çalışırken iyi korunmuş büyük bir tablet üzerine yazılmış bu metnin bir özdeşi bulundu. Bu da diğer metinlere bir hayli yeni ilaveler yaptı. Bunun çevrisi ve eleştirisi bundan sonraki bölümde verilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.