Astrofizik Genel Gökbilim Uzay

Yıldızlararası Uzaydan Gelen Esrarengiz Gök Cismi; Oumuamua

Oumuamua, Güneş Sistemi’nin dışından geldiği tespit edilebilen ilk yıldızlararası nesnedir. 19 Ekim 2017’de Robert Weryk tarafından oldukça eksantrik hiperbolik bir yörüngede, Güneş’ten döndükten 40 gün sonra keşfedildi. İlk gözlemler, cismin Güneş’ten uzaklaştığı sırada Dünya’dan 0,2 AU (30.000.000 km) uzaklıktayken Pan-STARRS teleskobu ile yapıldı. Başlangıçta bir kuyrukluyıldız olarak kabul edilen cisim, bir hafta sonra bir asteroit olarak yeniden sınıflandırıldı.

Yıldızlararası nesnelere ait yeni bir sınıfın ilkidir. Hiperbolik yörüngesinin bir sonucu olarak 2022’de Neptün’ün yörüngesinden geçecek ve Oort bulutunu yaklaşık 20.000 yıllık bir sürede geride bırakacaktır. Nesnenin galaktik diskteki yıldızlar arasında sürüklendiği süre ise bilinmemektedir.

Otuz dört günlük gözlem yayına dayanarak elde edilen bulgulara göre ʻOumuamua’nın yörünge sapması 1,20’dir ve bu sapma oran, Güneş Sistemi’nde gözlemlenen herhangi bir nesnenin en yüksek sapma değeridir. Bir önceki rekor, 1,057 yörünge dış merkezliliği ile C/1980 E1’e aittir. ʻOumuamua’nın yörüngesinin hem dışına hem de içe doğru yuvarlaklığının yüksek dış merkezliliği, Güneş Sistemi’ne hiçbir zaman yerçekimi olarak bağlı olmadığını göstermektedir. Güneş’in kurtulma hızından daha hızlı olan yüksek süratli gelişinden ötürü cisim, yıldızlararası bir cisimdir. Gezegenlerin yörüngelerine ters yönde, yaklaşık 60 derecelik ekliptik eğiminde hareket etmektedir. ʻOumuamua’nın hareket yönü güneş apsisinden 6 derecedir.

Terminoloji

Türünün bilinen ilk nesnesi olan ʻOumuamua, astronomik nesneler için isim belirleyen Uluslararası Astronomi Birliği için benzersiz bir örnek teşkil etti. Yıldızlararası nesneler için yeni bir isimlendirme yapılarak I kullanıldı ve ʻOumuamua için 1I isimlendirmesi yapıldı, böylece henüz sınıflandırılmamış bu yıldızlararası nesnelerin adlandırılması için I-numaralar kullanılacaktır.

 

Cismin adı, Hawaii dilinde “keşif, öncü birlik” anlamına gelen ʻou.mua.mua (ʻou kısmı “uzanmak” ve mua, kısmı ise vurgu için yinelenerek “…den önce, ilki, birincisi”) sözcüğünden gelmektedir ve bu cismin uzun bir yoldan geçerek bize ulaşmak üzere gönderilen bir öncü birlik veya elçiye benzetişini yansıtmaktadır. Adlandırmanın önündeki ilk karakter bir kesme işareti olmayıp Hawaii dilindeki bir ʻokinadır ve tek bir tırnak işareti ile gösterilir. Ad, Pan-STARRS ekibi tarafından Ka’iu Kimura ve Hilo’daki Hawaii Üniversitesi’nden Larry Kimura ile istişarede bulunularak seçildi.

Yörünge

ʻOumuamua, Güneş’e göre 26 km/s (58.000 mph) hiperbolik bir aşırı hızla kabaca Lyra takımyıldızındaki Vega yıldızının yönünden gelmiş gibi, görünen yıldızlararası bir cismin bilinen ilk örneği olarak ortaya çıkmaktadır. ʻOumuamua hareketinin yönü Güneş tepesine yakındır ve bu da, Güneş Sistemi dışındaki cisimlerden gelen yaklaşımlar için en muhtemel yöndür. 26 Ekim’de, Catalina Sky Survey’den iki haftalık bir keşif gözlem, bu cismin yörüngesinin hiperbolik doğasını doğruladı.

Jean Schneider tarafından yapılan bir analize göre Güneş Sistemi’mizden yörüngeye ulaşmak neredeyse imkansızdır. Yıldızlararası boşlukta Güneş’e göre 2.633 km/s kadar sonsuzdaki bir hıza sahiptir ve Güneş cismi içe doğru çekerken hız 9 Eylül’de perihelyonda cismin hızı 8.771 km/s üzerine çıktı.

Gökbilimciler, kasım ayı ortalarına doğru cismin yıldızlararası bir nesne olduğundan emin oldular. ʻOumuamua’nın gelen yörünge boyunca şiddetli hiperbolik geçişi, Güneş Sistemi içindeki yerçekimi kuvvetleri nedeniyle hiçbir zaman belirgin bir değişim geçirmediğini göstermektedir. Gelen yüksek hızını Güneş Sistemi’nin yerçekimi kuvvetlerine atfetmek mümkün değildir.

Yörüngenin geri doğru yapılan tahminlerinde asteroidin, 9 Eylül’de perihelyon (günberi) boyunca geçtiği hesaplandı ve Güneş’ten 0.255 AU (3,81×1010 km) uzaktaydı. Ufak ve hafif olan cismin ekim ayı sonlarına doğru ~23 büyüklükte solduğu belirlendi.

Asteroide ait doğası

28 Ekim 2017’de William Herschel Telescope ile görüntülenen ʻOumuamua, görüntünün merkezinde sabit bir ışık kaynağı olarak görülmektedir. Teleskop hızla hareket eden asteroidi izlediği için arka plan yıldızları çizgi çizgi görünmektedir.

Başlangıçta, ʻOumuamua, 25 Ekim 2017’de şiddetli hiperbolik yörüngeye dayanan C/2017 U1 (PANSTARRS) kuyruklu yıldızı olarak duyuruldu. Herhangi bir kuyrukluyıldız aktivitesini doğrulamak için aynı günün sonunda Very Large Telescope (VLT)’ta çok derin istifli fotoğraflar çekildi ve nesnenin bir kuyrukluyıldız saçı olduğuna dair bir bulguya rastlanmadı. Böylece cisim, A/2017 U1 olarak yeniden adlandırıldı ve ilk defa bir kuyrukluyıldız, asteroit olarak yeniden adlandırıldı/tanımlandı.

Kuyrukluyıldız saçının olmamasından ötürü yüzey buz miktarı birkaç metrekare ile sınırlanmıştır ve (varsa) herhangi bir uçucu, en az 0,5 m  kalınlığında bir kabuğun altında olmalıdır. Yine kuyrukluyıldız saçının olmaması, yıldız kökenli sistemin don sınırında biçimlenmiş olması gerektiğini ve damocloid’lerde olduğu gibi bu yıldız sisteminin iç bölümündeki tüm buzların süblimleşmesi için yeterince uzun olduğunu göstermektedir. Spektrumun analizi, ikincisinin muhtemel olduğunu göstermektedir.

Görünümü ve şekli

ʻOumuamua, 9 Eylül 2017’de yeryüzünün yakınındayken yapılan gözlemlerde parlaklığı ~13.5 mag olarak belirlendi. 25 Ekim’de William Herschel Teleskobu tarafından kaydedilen spektrumda nesnenin, Kuiper kuşağı nesneleri gibi kırmızı renkte olduğunu görüldü. Hale Teleskobu’ndan gelen spektrum, kuyruklu yıldız çekirdeği veya Truva atlarını andıran daha az kırmızı bir renk gösterdi. Spektrumu, D-tipi veya P-tipi asteroitlerinkine benzemektedir.

ʻOumuamua, 1.5–2.1 mag ışık eğrisi salınımıyla 8.10 saatlik bir dönme periyoduna sahiptir. Bu da cismin 4.1 ila 6.9 eksensel oranı olan oldukça uzun bir cisim olduğunu ve Güneş Sistemi’ndeki en uzun cisimlerden daha büyük ve karşılaştırılabilir olduğunu göstermektedir. Gökbilimci David Jewitt’e göre, cisim oldukça uzun biçimi haricinde fiziksel olarak özellik taşımamaktadır. Yapılan ölçümlerde cismin boyu 200 metre ve çapı ise yaklaşık 30 metre olarak hesaplanmıştır.

Oumuamua Cisimin Ne Olduğu Sorusu

Yıldızlararası ilk ziyaretçimiz olarak bilinen Oumuamua, keşfedildikten sonra gökbilimcilerinin odak noktası olmuştu. Daha önce benzeri görülmemiş olan bu nesne, beklenmedik büyük çarpışmalar yaşamadığı sürece en az 1 milyar yıl daha uzayda yuvarlanmaya devam edecek.

 

 

Hâlâ bilim dünyasının merakla incelemeye devam ettiği bu nesnenin tam olarak ne olduğu bilinmiyor. Bazı insanlar bunun bir kuyruklu yıldız olabileceğini söylerken, bazıları ise bir asteroide benzediğini öne sürüyor. Puro şekline benzeyen bu nesnenin uzay gemisi olduğunu söyleyen pek çok insan da mevcut. Yüz milyonlarca yıldır uzayda sürüklendiği tahmin edilen Oumuamua, şaşırtıcı bir şekilde ilerlemesine devam edebiliyor.

 

Yeni yapılan bir çalışma Oumuamua’nın Güneş ışığını yansıtma gücünün Güneş sisteminde bulunan kuyruklu yıldızların yansıtma gücünden 10 kat daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Çalışmayı yapan yazarlara göre bu şaşırtıcı ve beklenmedik bir durum. Çünkü kızılöte ışık, “ısısı yüksek” gökcisimlerinin ürettiği ısıdan kaynaklanır, kuyruklu yıldız veya asteroidin sıcaklığının belirlenmesinde kullanılır. Daha sonra bu bilgi, cismin yüzeyinin yansıtma gücünün belirlenmesinde kullanılır; biliminsanları buna albedo der. Koyu renk tişört güneş ışığında açık renk tişörtten daha çabuk ısınır, yansıtma gücü düşük olan bir cismin ısıyı hapsetmesi, yüksek yansıtma gücüne sahip olan cisimden daha etkilidir. Kısacası, düşük sıcaklık yüksek albedo anlamına gelir.

Kuyrukluyıldızın albedo’su yaşam süresi boyunca değişir. Güneş’e yakın geçen kuyrukluyıldızın buzu ısınır ve hemen gaza dönüşür, yüzeyden süpürülen gaz ve toz kuyrukluyıldızın yüzeyinde daha yansıtıcı olan buzun açığa çıkmasını sağlar.

Oumuamua milyonlarca yıldır yıldızlararası ortamda yolculuk yaptığı için yüzeyini gaz ve tozdan temizleyecek olan yıldızdan uzaktadır. Ancak, bizim Güneş’imize son derece yakın geçtiği ve Güneş tarafından “gazdan arındırıldığı” için yüzeyi temizlenmiş olabilir. Oumuamua, keşfedilmeden beş hafta önce Güneş’e en yakın konumdaydı. Gaz ve tozun yüzeyden arındırılmasının yanı sıra, salınan gaz, tıpkı Güneş sistemindeki kuyrukluyıldızlarda olduğu gibi, Oumuamua’nın yüzeyini yansıtıcı buz ve karla kaplamış olabilir.

Teknoloji Ürünü mü

SETI (Search for ExtraTerrestrial Intelligence / Yer Ötesi Zeki Canlıların Araştırılması) Enstitüsü biliminsanları, Allen Teleskop Dizisini (ATA) kullanarak, 170 milyon mil ötedeki Oumuamua’yı gözleyip bu sorunun yanıtını bulmaya çalıştılar. Gözlemin amacı, eğer varsa, cisimden gelebilecek yapay radyo dalgalarını ölçmek, cismin bağlı olduğu yıldız sisteminden çekimsel kuvvetin itkisiyle fırlatılan basit bir kaya parçası olmadığına ilişkin güçlü bir kanıt bulmak olarak sunuldu.

Acta Astronautica dergisinin Şubat 2019 sayısında yayınlanacak olan makalenin başyazarı Gerry Harp, “Biz, bu cismin belli bir teknoloji ürünü olduğunu, kaynağının yapay olduğunu kanıtlayacak bir sinyal arıyorduk. Çok duyarlı araştırmamıza karşın beklediğimiz yapay bir sinyal yoktu. Gözlemlerimiz, Oumuamua’nın doğal olmayan kaynağına ilişkin kesin bir sonuç vermemesine karşın, veriler, cismin yapısını değerlendirme açısından önemli” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.